English-Video.net comment policy

The comment field is common to all languages

Let's write in your language and use "Google Translate" together

Please refer to informative community guidelines on TED.com

Mindy Scheier: How adaptive clothing empowers people with disabilities

Mindy Scheir: Uyarlanabilir giyimin engelli insanlar üzerindeki gücü

Filmed
Views 769,439

Sizi mutlu eden, sizi kendinizden emin hissettiren, sizi "kendiniz" gibi hissettiren bir tişörtünüz veya pantolonunuz var mı? Moda tasarımcısı Mindy Scheier bunu, giyimimizin ruh hâlimizi, sağlığımızı ve özsaygımızı etkilemesine yoruyor. Zamanla kötüleşme eğilimi taşıyan bir hastalık ile doğan oğlunun hastalığı dolayısıyla giyinmede zorluk yaşaması, düğmeleri veya fermuarı olan şeyleri giyememesi ona ilham verdı. Scheier, herkes için giyim fikri ile yola koyuldu. İlk uyarlanabilir giyim koleksiyonunu piyasaya sürerek moda tarihine geçiş hikâyesini keşfedin.

- Fashion designer
Mindy Scheier is the founder of the Runway of Dreams Foundation. Prior to launching the nonprofit, Mindy spent over 20 years working in fashion as a key member of the design team for the INC collection and stylist for Saks Fifth Avenue in New York City. Full bio

I love fashionmoda.
Modayı seviyorum.
00:12
I actuallyaslında go to bedyatak everyher night
thinkingdüşünme about what I'm going to weargiyinmek
Cidden her gece yatağa
yarın ne giyeceğimi hayal ederek
00:14
the nextSonraki day.
giriyorum.
00:18
ClothingGiyim transformsdönüşümler me,
Giyim kuşam beni değiştiriyor,
00:20
definestanımlar me,
beni tanımlıyor,
00:23
givesverir me confidencegüven.
bana güven veriyor.
00:24
You mayMayıs ayı not feel
the sameaynı way about fashionmoda,
Moda konusunda
farklı görüşleriniz olabilir;
00:26
but I betbahis you have a favoritesevdiğim T-shirtT-shirt
or a pairçift of jeanskot that transformsdönüşümler you --
ama eminim ki sizi mutlu eden,
sizi kendinizden emin hissettiren,
00:29
makesmarkaları you feel good,
sizi kendiniz gibi hissettiren
00:35
makesmarkaları you feel confidentkendine güvenen,
bir tişörtünüz
00:37
makesmarkaları you feel like you.
veya pantolonunuz vardır.
00:39
When I was youngerdaha genç,
Gençken
00:41
I wanted to be BetseyBetsey JohnsonJohnson.
Betsey Johnson olmak isterdim.
00:43
I thought we were kindredakraba,
crazy-hairçılgın saç spiritsalkollü içkiler togetherbirlikte.
Aramızda bir bağ olduğunu düşünürdüm,
ikimizin de deli saçları vardı.
00:45
I did go to fashionmoda designdizayn,
Moda tasarımı okudum,
00:49
I workedişlenmiş in the industrysanayi for yearsyıl
yıllarca bu sektörde çalıştım
00:51
and lovedsevilen it.
ve çok sevdim.
00:53
I marriedevli,
Evlendim,
00:55
I had threeüç kidsçocuklar.
üç çocuğum oldu.
00:57
But life can be heartbreakinglyhayatı ironicİronik.
Ama hayat, yürek parçalayıcı
bir şekilde ironik olabiliyor.
00:59
My middleorta childçocuk, OliverOliver, was borndoğmuş
with a rarenadir formform of muscularkas dystrophyDistrofi,
Ortanca çocuğum Oliver,
nadir görülen bir kas distrofisi (KD)
01:05
or MDMD.
ile doğdu.
01:10
MDMD affectsetkiler his musclekas strengthkuvvet,
KD kas gücünü etkiliyor,
01:12
his pulmonaryakciğer systemsistem,
solunum sistemini etkiliyor,
01:15
distortsbozan his bodyvücut
vücudunun şeklini bozuyor
01:17
and makesmarkaları everydayher gün life
more challengingmeydan okuma than mostçoğu.
ve günbegün yaşam
daha meşakkatli oluyordu.
01:18
From the time he could walkyürümek,
İki buçuk yaşlarında
01:22
whichhangi wasn'tdeğildi untila kadar about two and a halfyarım,
yürümeye başladığı andan itibaren,
01:23
he had to weargiyinmek legbacak bracesdiş telleri for stabilityistikrar.
sabit durabilmesi için bacak
ortezi kullanmak zorundaydı.
01:25
Because he wasn'tdeğildi growingbüyüyen appropriatelyuygun olarak,
Düzgün bir şekilde büyüyemediği için
01:28
he had to weargiyinmek a feedingbesleme tubetüp
that was placedyerleştirilmiş on his faceyüz.
yüzüne yerleştirilen
beslenme sondası takmak zorundaydı.
01:30
He enduredkatlandığımız staresdik dik bakıyor, and so did I.
Bakışlara maruz kaldı, maruz kaldık.
01:34
But my husbandkoca GregGreg and I told him
Eşim Greg ile birlikte,
01:38
that no mattermadde what,
ne olursa olsun
01:41
he was just like everybodyherkes elsebaşka.
kimseden farkı olmadığını söyledik.
01:43
But everydayher gün tasksgörevler for OliverOliver
Ama bizlere normal gelen
01:46
that we all take for grantedverilmiş
günlük işlerimiz
01:49
were incrediblyinanılmaz challengingmeydan okuma.
Oliver'ı çok zorluyordu.
01:51
That simplebasit actdavranmak of dressingsoyunma yourselfkendin --
the very thing that I adoretapıyorum --
Benim hayranı olduğum,
o en basit giyinme eylemi
01:54
was a nightmarekâbus for him.
onun için âdeta bir kâbustu.
02:00
His formform of MDMD does not affectetkilemek his mindus.
Ondaki KD, zihnini etkilemiyordu.
02:03
His brainbeyin is an A-plusA-artı,
100'lük bir zihni var,
02:07
whichhangi meansanlamına geliyor he's acutelyAkut awarefarkında
of his shortcomingseksiklikleri.
yani eksikliklerinin tamamen bilincinde.
02:09
This becameoldu very evidentbelirgin
when he startedbaşladı schoolokul,
Bu durum okula başladığı dönemde
daha çok belirginleşmeye başladı;
02:12
and that dailygünlük actdavranmak of dressingsoyunma yourselfkendin
was a constantsabit reminderuyarı mektubu
her gün yapması gereken giyinme eylemi,
ne yapıp ne yapamadığını kendisine
02:16
of what he could and could not do.
sürekli hatırlatan bir uyarıcıya dönüştü.
02:21
So our solutionçözüm was for OliverOliver
to weargiyinmek sweatpantseşofman everyher day:
Oliver için çözümümüz
her gün eşofman altı giymesi oldu;
02:26
to schoolokul,
okula giderken,
02:30
to partiespartiler,
partilere,
02:31
on vacationstatil --
tatile --
02:32
his uniformüniforma.
üniforması oldu.
02:34
For specialözel occasionsdurumlar,
he would weargiyinmek properuygun pantspantolon.
Özel günlerde
daha düzgün pantolonlar giyiyordu.
02:36
But manyçok timeszamanlar, because he couldn'tcould manageyönetmek
the buttondüğme and zipperfermuar,
Fakat çoğu zaman, düğmeyi
ve fermuarı ayarlayamadığı için
02:39
I would have to take him
to the men'sErkeklerin roomoda,
onu tuvalete götürmek zorunda kalıyordum,
02:43
whichhangi was incrediblyinanılmaz embarrassingutanç verici for him
ki bu durum hem onun için
02:46
and the other menerkekler that were in there.
hem de oradaki diğer erkekler için
çok utanç verici oluyordu.
02:49
But them -- I said, "Oh, please.
There's nothing I haven'tyok seengörüldü before."
Oradakilere, "Rica ediyorum, burada daha
önce görmediğim bir şey yok," diyordum.
02:51
(LaughterKahkaha)
(Kahkaha)
02:54
For yearsyıl we muddledbulanık throughvasitasiyla.
Yıllar geçti, üstesinden gelebildik.
02:56
But when OliverOliver was in thirdüçüncü gradesınıf,
Ama Oliver üçüncü sınıftayken,
02:58
I foundbulunan out he was more like me
than I ever imaginedhayal.
Oliver'ın tahmin ettiğimden çok
bana benzediğini fark ettim.
03:01
OliverOliver, too, caredbakım about fashionmoda.
Oliver da modaya ilgi duyuyordu.
03:06
He camegeldi home from schoolokul one day
and said very definitivelykesin olarak
Bir gün okuldan eve geldi
ve çok kesin bir şekilde
03:09
that he was going to weargiyinmek jeanskot to schoolokul
like everybodyherkes elsebaşka getsalır to weargiyinmek.
yarın, diğer bütün arkadaşları gibi,
okula kot pantolonla gideceğini söyledi.
03:13
Well, I certainlykesinlikle couldn'tcould go
to classsınıf with him
Okula beraber gidip
03:17
and take him to the boys'çocukların roomoda,
onu tuvalete götüremezdim,
03:20
but there was no way
I was tellingsöylüyorum my eight-year-oldSekiz yaşında
ama sekiz yaşındaki oğluma
03:21
that he couldn'tcould weargiyinmek
what he wanted to weargiyinmek.
giymek istediği şeyi giyemeyeceğini
söyleyemezdim de.
03:25
So that night,
O gece pantolonlarını
03:28
I MacGyveredMacGyvered the hellcehennem out of his jeanskot.
MacGyvered'mışımcasına tadilat ettim.
03:30
I rememberedhatırladı when I was pregnanthamile
Hamileliğimi anımsadım;
03:33
and unwillingisteksiz to stop wearinggiyme
my ownkendi favoritesevdiğim pantspantolon,
içine sığamasam da,
en sevdiğim pantolonlarımdan
03:36
even thoughgerçi I was bustingbozma out of them,
vazgeçemiyordum.
03:39
that rubber-bandlastik bant trickhile.
Paket lastiği hilesini kullanıyordum.
03:41
You momsAnneler rememberhatırlamak what I'm talkingkonuşma about?
Aranızda anne olanlarınız bilir.
03:43
The rubbersilgi bandgrup throughvasitasiyla the buttonholeilik,
Paket lastiğini delikten geçirip
03:45
around the buttondüğme and back?
düğmeye takıp bırakıyorsunuz.
03:47
InstantAnlık stretchUzatmak.
Anında genişliyor.
03:49
So I removedçıkarıldı the zipperfermuar
Fermuarı söktüm,
03:51
so he could pullÇek it
up and down on his ownkendi.
bu sayede kendi başına
pantolonunu indirip giyebilecekti.
03:53
I cutkesim up the sideyan seamdikiş
of the bottomalt of his pantspantolon
Pantolonun alt kısmındaki yan dikişleri
03:56
to accommodateKarşılamak for his legbacak bracesdiş telleri,
bacak ortezine uyumlu
olacak şekilde genişlettim,
04:00
applieduygulamalı VelcroVelcro --
oraya cırt bandı ekledim.
04:02
holdambar your earskulaklar, everybodyherkes:
peelkabuk and stickÇubuk, mindus you --
Bu noktaya dikkat edin;
kaldırın ve yapıştırın,
04:03
so that it would closekapat around it.
böylece o bölge kapansın.
04:07
When I showedgösterdi OliverOliver
my artssanat and craftsel sanatları projectproje,
Oliver'a el işi projemi gösterdiğimde
04:10
he absolutelykesinlikle beamedkirişli.
havalara uçtu.
04:14
He wentgitti into schoolokul
with his headkafa heldbekletilen so highyüksek.
Okula başı dimdik gitti.
04:16
Those jeanskot transformeddönüştürülmüş him.
Giydiği kot pantolon onu değiştirdi.
04:20
He was ableyapabilmek to get dressedgiyinmiş on his ownkendi,
Tek başına üstünü değiştirebiliyor,
04:23
he was ableyapabilmek to go
to the bathroombanyo on his ownkendi;
tuvalete tek başına gidebiliyordu;
04:26
those jeanskot gaveverdi him confidencegüven.
kot pantolonu ona güven aşıladı.
04:28
I didn't realizegerçekleştirmek it at the time,
O zaman farkında değildim;
04:31
but this was my first foraybaskını
into the worldDünya of adaptiveadaptif clothingGiyim.
fakat bu durum, uyarlanabilir giyim
dünyasına girişimimi temsil ediyordu.
04:33
AdaptiveEdinilmiş clothingGiyim is definedtanımlanmış as clothingGiyim
designedtasarlanmış for people with disabilitiesEngelli,
Uyarlanabilir giyim; engelliler,
yaşlılar ve kendi giyimlerinde
04:38
the elderlyyaşlı
zorlanan kişiler için yapılan
04:43
and anyonekimse who strugglesmücadeleler
with dressingsoyunma themselveskendilerini.
kıyafet tasarımlarını kapsıyor.
04:45
AdaptiveEdinilmiş clothingGiyim did existvar olmak,
Uyarlanabilir giyim hâli hazırda mevcutken
04:49
but it was missingeksik that mainstreamana akım
fashionmoda componentbileşen.
genel moda unsurundan noksan durumda.
04:52
It was very medicinaltıbbi and very functionalfonksiyonel
Oldukça tıbbi ve oldukça kullanışlı,
04:56
but not stylishşık.
ama bir tarz söz konusu değil.
04:59
And that's a hugeKocaman problemsorun,
Bu büyük bir sorun,
05:01
because what you weargiyinmek mattershususlar.
çünkü giydiğin şey önemlidir.
05:03
ClothingGiyim can affectetkilemek your moodruh hali,
Giyim; ruh hâlinizi,
05:06
your healthsağlık
sağlığınızı
05:09
and your self-esteembenlik saygısı.
ve özsaygınızı etkileyebilir.
05:10
Now, beingolmak a fashionmoda loversevgilisi,
I've knownbilinen this foreversonsuza dek,
Bir moda tutkunu olarak
bunu ezelden beri biliyordum zaten,
05:12
but scientistsBilim adamları actuallyaslında
have a nameisim for it.
ama bilim insanları
bu durumu tanımlamışlar.
05:15
It's calleddenilen "EnclothedEnclothed CognitionBiliş,"
buna "Giyim Bilişi" deniyor,
05:18
the co-occurrenceortak olay of two factorsfaktörler:
iki etkenin eşdizimli
gerçekleşmesi ile oluşuyor:
05:21
the symbolicsembolik meaninganlam of clothingGiyim
kıyafetin sembolik anlamı
05:23
and the physicalfiziksel experiencedeneyim
of wearinggiyme the clothingGiyim,
ve fiziksel olarak kıyafet giyme eylemi;
05:26
bothher ikisi de of whichhangi have a directdirekt correlationbağıntı
to how you feel about yourselfkendin.
ikisi de direkt olarak, kendinizi
nasıl hissettiğinizle ilişki içerisinde.
05:30
There's actuallyaslında a professorprofesör in the UKİNGİLTERE
by the nameisim of KarenKaren J. PineÇam.
İngiltere'deki Profesör Karen J. Pine,
05:35
She wroteyazdı a bookkitap calleddenilen
"MindZihin What You WearAşınma:
"Giyiminize Dikkat Edin:
Moda Psikolojisi"
05:40
The PsychologyPsikoloji of FashionModa."
adlı kitabı kaleme aldı.
05:43
She statesdevletler in her bookkitap
Kendisi kitabında;
05:45
that when you put clothesçamaşırlar on,
kıyafet giyildiğinde,
05:47
you adaptuyarlamak the characteristicskarakteristikleri
of what you're wearinggiyme,
kişi farkında olsa da olmasa da,
giyilen kıyafetin niteliklerinin
05:50
whetherolup olmadığını you realizegerçekleştirmek it or not.
benimsendiğini belirtiyor.
05:53
That's why you feel like a rockKaya starstar
Tam oturan kot pantolonları giydiğinizde,
05:56
when you put on
those perfect-fittingMükemmel-montaj jeanskot.
işte bu yüzden rock yıldızı
gibi hissediyorsunuz.
06:00
That's why you feel invincibleyenilmez
when you put on that powergüç suittakım elbise,
O şans veren takımınızı giydiğinizde
işte bu yüzden yenilmez hissediyorsunuz
06:03
and that's why you feel beautifulgüzel
ve o kısa siyah elbisenizi giydiğinizde,
06:07
in that little blacksiyah dresselbise.
işte bu yüzden güzel hissediyorsunuz.
06:10
But that's exactlykesinlikle why
OliverOliver feltkeçe so isolatedyalıtılmış
Giymek istediği şeyi giyemediğinde,
06:12
when he couldn'tcould weargiyinmek
what he wanted to weargiyinmek.
Oliver tam olarak aynı sebepler
dolayısıyla soyutlanmış hissetmişti.
06:16
He even said to me one time,
Hatta bana bir keresinde şunu söyledi,
06:18
"MomAnne, wearinggiyme sweatpantseşofman everyher day
"Anne, her gün eşofman giymek
06:19
makesmarkaları me feel like I'm dressingsoyunma disabledengelli."
sanki engelli kıyafeti
giyiyormuşum gibi hissettiriyor."
06:22
There are one billionmilyar people on our planetgezegen
Gezegenimizde bir milyar insan,
06:28
that experiencedeneyim some typetip of disabilitysakatlık.
bir engel ile yaşamlarını sürdürüyor.
06:32
One billionmilyar.
Bir milyar.
06:34
If 10 percentyüzde of that billionmilyar
experiencedeneyim clothingGiyim challengeszorluklar,
Bu insanların yüzde onu
giyim konusunda sıkıntı yaşıyorsa,
06:37
that's an enormousmuazzam amounttutar of people
that mayMayıs ayı not be as confidentkendine güvenen,
bu demek oluyor ki,
bu kadar muazzam oranda insan
06:42
as successfulbaşarılı
olabilecekleri kadar
06:46
or even as happymutlu as they could be.
özgüvenli, başarılı veya mutlu değil.
06:48
The morningsabah after OliverOliver left for schoolokul
wearinggiyme those jeanskot,
Oliver kot pantolonuyla
okula gittiği sabah,
06:52
I realizedgerçekleştirilen that I could
do something about that.
bu konuda bir şeyler
yapabileceğimi fark ettim.
06:56
And so I did.
Ve yaptım.
07:00
In 2013, I foundedkurulmuş an organizationorganizasyon
calleddenilen RunwayPist of DreamsRüyalar.
2013 yılında Hayaller Podyumu
kurumunu kurdum.
07:02
The missionmisyon was to educateEğitmek
the fashionmoda industrysanayi
Amaç; genele hitap eden giyim sektöründe,
07:08
that modificationsdeğişiklikler could be madeyapılmış
to mainstreamana akım clothingGiyim
ihtiyaçları dikkate alınmamış
bu topluluk için
07:12
for this communitytoplum
that has never been servedhizmet.
değişikliğe gidilmesi konusunda
moda sektörünü eğitmekti.
07:16
And it beganbaşladı with an entiretüm
yearyıl of researchAraştırma.
Bütün bunlar, araştırmalarla
geçen koca bir yıl ile başladı.
07:20
I wentgitti to schoolsokullar, I wentgitti to facilitiestesisler,
I wentgitti to hospitalshastaneler.
Okullara gittim, kurumlara gittim,
hastanelere gittim.
07:24
I literallyharfi harfine chasedkovaladı down people
on the streetsokak who were in wheelchairstekerlekli sandalye
Sokakta neredeyse tekerlekli
sandalyeli insan avına düştüm,
07:28
or if they had walkersWalkers
yürüme desteği kullananlar
07:32
or even if they had a slighthafif limptopal.
ve hatta hafif topallayanlar.
07:33
(LaughterKahkaha)
(Kahkaha)
07:35
I know I mustşart have lookedbaktı insanedeli,
Dışarıdan çıldırmış gibi
gözükmüş olabilirim;
07:36
but I knewbiliyordum that if I was really
going to make a differencefark,
ama gerçekten fark yaratmak istiyorsam,
07:38
I had to trulygerçekten understandanlama
the clothingGiyim challengeszorluklar
giyim zorlukları ile ilgili edinebildiğim
kadar farklı görüşe ihtiyacım vardı,
07:41
of as manyçok differentfarklı people
as I possiblybelki could.
çünkü bu işi yapabilmek için bu zorlukları
gerçekten anlamam gerekiyordu.
07:45
I metmet a younggenç man who was 18
who has cerebralSerebral palsypalsi.
Beyin felci geçirmiş, 18 yaşında
genç bir adam ile tanıştım.
07:48
He was going to HarvardHarvard UniversityÜniversitesi.
Harvard Üniversitesi öğrencisiydi.
07:53
He said to me, "Can you imaginehayal etmek?
Bana şunu söyledi: "Aklın alıyor mu?
07:56
I got myselfkendim into HarvardHarvard,
Harvard'a girmeyi başardım,
07:58
but my dreamrüya is to be ableyapabilmek
to weargiyinmek jeanskot on campuskampus,
ama benim hayalim, diğer öğrenciler gibi
08:01
like the other freshmenBirinci sınıf will weargiyinmek."
kampüste kot pantolon giyebilmek."
08:05
I metmet a little girlkız namedadlı GiannaGianna,
Sol alt kolu ve eli olmayan,
08:07
who was missingeksik
her left forearmkolun ön kısmı and her handel.
küçük Gianna ile tanıştım.
08:10
Her motheranne told me
Annesi,
08:14
she could not bearayı to see
her daughter'skız çocukları differencefark magnifiedbüyütülmüş
kızının yaşadığı farklılığın,
sallanan kol kumaşıyla vurgulanmasına
08:16
by a danglingsarkan sleevekol,
dayanamadığını söyledi.
08:19
so she had everyher singletek long-sleeveuzun kollu shirtgömlek
professionallyprofesyonel olarak tailoredözel olarak tasarlanmış.
Bu yüzden her uzun kollu
kıyafetini terziye veriyordu.
08:21
Can you imaginehayal etmek the time
and moneypara she spentharcanmış?
Harcadığı zamanı ve parayı
hayal edebiliyor musunuz?
08:25
I alsoAyrıca had the great privilegeayrıcalık
of spendingharcama time with EricEric LeGrandLeGrand,
Önceden Rutgers takımında futbol oyuncusu
olan ve 2010 yılındaki bir mücadelede
08:29
formereski RutgersRutgers footballFutbol playeroyuncu
who was paralyzedfelçli duringsırasında a tackleele almak in 2010.
sakatlanan Eric LeGrand ile zaman
geçirebilme şansı da buldum.
08:33
I had, at this pointpuan,
seengörüldü some unfathomable"Kakıl" almaz things,
O dönemde, aklımın ermeyeceği
şeylere şahit olmuştum.
08:39
but this, by faruzak,
was the mostçoğu heart-stoppingkalp-durdurma.
Fakat bu, açık ara en sarsıcısıydı.
08:43
You see, EricEric is a really bigbüyük guy,
Gördüğünüz gibi Eric iri bir adam
08:47
and it tookaldı two aidesyardımcıları
and a liftingkaldırma machinemakine
ve onu giydirebilmek için
08:49
to get him dressedgiyinmiş.
iki kişiye ve bir kaldırma aletine
ihtiyaç var.
08:53
I satoturdu and watchedizledi this processsüreç
for over two hourssaatler.
Oturdum ve iki saati aşkın
süren bu süreci izledim.
08:55
When I expressedifade my shockşok to EricEric,
Eric'e şaşkınlığımı ifade ettiğimde,
08:59
he lookedbaktı at me and said,
bana bakıp şunları söyledi:
09:02
"MindyMindy, this is everyher singletek day.
"Mindy, her günümüz böyle geçiyor.
09:03
What can I say?
Ne diyebilirim ki?
09:06
I like to look sharpkeskin."
Jilet gibi görünmeyi seviyorum."
09:07
ResearchAraştırma donetamam.
Araştırmam sona erdi.
09:10
I knewbiliyordum that if I was going to make
a changedeğişiklik in the industrysanayi,
Bu sektörde bir farklılık yaratacaksam,
09:12
I had to use my backgroundarka fon
geçmişteki bilgilerimi kullanarak
09:15
and really figureşekil out
how to make these clothesçamaşırlar modifieddeğiştirilme tarihi.
kıyafetleri nasıl değiştireceğimi
bulmam gerekiyordu.
09:18
So I tookaldı the informationbilgi
I gatheredtoplanmış over that pastgeçmiş yearyıl,
Son bir yılda edindiğim
bilgileri bir araya getirdim
09:23
and I figuredanladım out that there were
actuallyaslında threeüç categorieskategoriler
ve herkesi kapsayan,
aslında üç farklı kategorinin
09:27
that were affectedetkilenmiş acrosskarşısında the boardyazı tahtası.
var olduğunu öğrendim.
09:30
The first were closuresKilitler.
İlki kapanma bölümleri.
09:32
ButtonsDüğmeleri, snapsenstantane, zippersfermuarlar, hook-and-eyeskanca-göz
were a challengemeydan okuma for almostneredeyse everybodyherkes.
Düğmeler, cırtlar, fermuarlar, kopçalar;
bunların hepsi neredeyse herkes için zor.
09:35
So I replaceddeğiştirilir them
with a more manageableyönetilebilir technologyteknoloji:
Bunları daha kullanışlı
bir teknoloji ile değiştirdim:
09:40
magnetsmıknatıslar.
mıknatıslar.
09:44
MagnetsMıknatıslar madeyapılmış our HarvardHarvard freshmanBirinci sınıf öğrencisi
ableyapabilmek to weargiyinmek jeanskot on campuskampus,
Mıknatıslar, Harvard öğrencisine
kampüsünde kot giyebilme imkânı verdi,
09:45
because he could dresselbise himselfkendisi.
çünkü tek başına giyebiliyordu.
09:50
Secondİkinci: adjustabilityolarak ayarlanabilir.
İkincisi: ayarlanabilme.
09:52
PantDerin nefes al lengthsuzunlukları, sleevekol lengthsuzunlukları, waistbandswaistbands
Pantolon uzunlukları,
kol uzunlukları ve bel kısmı,
09:55
were a challengemeydan okuma for so manyçok
different-shapedFarklı şekilli bodiesbedenler.
farklı beden tipleri için
birer zorluk demek.
09:57
So I addedkatma elasticElastik,
İçten ayarlanabilir
10:00
an internal hemmingHemming systemsistem.
lastik düzeneği ekledim.
10:02
This way, GiannaGianna could weargiyinmek
a shirtgömlek right off the rackraf
Gianna bu sayede
kol uzunluğunu ayarlayarak
10:05
and just adjustayarlamak the one sleevekol.
kıyafetini hemen giyebilecekti.
10:08
Last: alternateAlternatif waysyolları to get
the clothingGiyim on and off the bodyvücut,
Sonuncusu: kıyafeti giyip çıkarmak için
10:11
outsidedışında the traditionalgeleneksel way
of over your headkafa.
geleneksel kafa kısmından
çıkarma dışında farklı yollar.
10:14
So I designedtasarlanmış a way to go in armssilâh first.
Öncelikle kollardan çıkabilecek
bir tasarım geliştirdim.
10:17
This, for somebodybirisi like EricEric,
Eric gibi birisi için bu,
10:20
could actuallyaslında take fivebeş stepsadımlar
off his dressingsoyunma processsüreç
onun giyinme aşamasındaki
beş adımı siliyor
10:22
and give him back the gifthediye of time.
ve ona zaman lütfunu geri kazandırıyor.
10:27
So I wentgitti out,
Dışarı çıktım,
10:31
I boughtsatın clothingGiyim right off the rackraf,
bir dolu kıyafet aldım,
10:33
I satoturdu at my kitchenmutfak tabletablo,
rippedsökülmüş them apartayrı,
mutfak masasına kuruldum,
hepsini parçalara ayırdım,
10:35
did prototypeprototip after prototypeprototip,
untila kadar I feltkeçe I had great modificationsdeğişiklikler.
mükemmel sonuca ulaşana kadar
prototip üstüne prototip geliştirdim.
10:39
And then I was readyhazır for the bigbüyük leaguesLigler:
Artık büyük çapta oynamaya hazırdım:
10:45
the fashionmoda industrysanayi.
moda sektörü.
10:48
RatherDaha doğrusu than designingtasarım my ownkendi collectionToplamak,
Kendi koleksiyonumu hazırlamaktansa,
10:51
I knewbiliyordum if I was really
going to make a differencefark,
eğer gerçekten bir farklılık yaratacaksam
10:53
I had to go mainstreamana akım.
genele beğeniye hitap etmem
gerektiğini biliyordum.
10:56
I believedinanılır that I just neededgerekli
to educateEğitmek the industrysanayi
Bu muazzam büyüklükteki topluluk hakkında
10:59
of the enormityiğrençlik of this populationnüfus
ve aynı zamanda bu tüketici kitlesinin
11:04
and the factgerçek that these were consumerstüketicilerin
tamamen yok sayıldığı hususunda
11:06
that simplybasitçe weren'tdeğildi beingolmak considereddüşünülen.
moda sektörünü
eğitmem gerektiğine inanıyordum.
11:10
And I am thrilledheyecan to say
that the industrysanayi heardduymuş me.
Sektörün bana kulak verdiğine inanamadım.
11:13
RunwayPist of DreamsRüyalar collaboratedişbirliği
with the mostçoğu amazingşaşırtıcı,
Hayaller Podyumu, gezegenimizdeki
11:18
forward-thinkingileriye dönük düşünce brandmarka on our planetgezegen --
en mükemmel, en ileri görüşlü
marka ile iş birliği yaptı --
11:23
(ApplauseAlkış)
(Alkış)
11:27
who tookaldı my visionvizyon to marketpazar
Bu sektör hakkındaki vizyonum çerçevesinde
11:36
and madeyapılmış fashionmoda historytarih
ilk uyarlanabilir giyim koleksiyonunu
11:38
by launchingfırlatma the first mainstreamana akım
adaptiveadaptif collectionToplamak.
piyasaya sürerek moda tarihine geçtiler.
11:41
And the restdinlenme is yethenüz to come.
Devamı da yolda.
11:45
(ApplauseAlkış)
(Alkış)
11:49
So --
Evet --
11:51
(ApplauseAlkış)
(Alkış)
11:52
FashionModa holdstutar the keyanahtar to a vitalhayati lifelineyaşam çizgisi.
Moda, yaşam için hayati bir değer taşıyor.
11:55
ClothingGiyim can be transformativedönüştürücü.
Giyim dönüştürücü etkiye sahip.
11:59
ClothingGiyim equalseşittir confidencegüven.
Giyim, güven demek.
12:01
So tomorrowyarın,
Yarın
12:06
when you are startingbaşlangıç your day
güne başlarken
12:07
and you're thinkingdüşünme about
what you're going to weargiyinmek,
ne giyeceğinizi düşündüğünüzde,
12:09
I hopeumut you appreciateanlamak the processsüreç
umarım bu aşamanın kıymetini bilir
12:12
and think about how what you choseseçti
ve seçimlerinizin sizi nasıl etkilediğini
12:15
makesmarkaları you feel.
düşünebilirsiniz.
12:18
TodayBugün, OliverOliver is 13.
Oliver artık 13 yaşında.
12:19
He wearsgiyer his adaptiveadaptif khakiskahverengi pantolon,
Uyarlanabilir haki pantolonunu giyiyor,
12:22
his magneticmanyetik button-frontdüğme-açık shirtgömlek --
mıknatıs düğmeli gömleğini giyiyor,
12:24
feelshissediyor like the coolesthavalı kidçocuk around.
kendini çok havalı hissediyor.
12:27
My boyoğlan has totalGenel Toplam swaggerçalım.
Oğlum gerçekten tam bir artist.
12:29
(LaughterKahkaha)
(Kahkaha)
12:32
As I mentionedadı geçen,
Bahsettiğim gibi
12:35
Oliver'sOliver'ın diseasehastalık is degenerativedejeneratif,
Oliver'ın hastalığı
kötüleşme eğilimi taşıyor,
12:39
whichhangi meansanlamına geliyor his muscleskaslar
are going to breakkırılma down over time.
bu da zamanla kaslarının
kırılacağı anlamına geliyor.
12:42
This, by faruzak, is the mostçoğu
devastatingyıkıcı partBölüm for me.
En çok bu beni mahvediyor.
12:47
I have to sitoturmak on the sidelinesaralarında
Bir kenarda oturup
12:52
and watch my boyoğlan deterioratebozulmaya.
oğlumun yavaş yavaş kötüleşmesine
şahit olmak zorundayım.
12:56
And there's nothing I can do about it.
Elimden gelen hiçbir şey yok.
12:59
So I am looking up from the things
that I cannotyapamam controlkontrol
Bu yüzden bakış açımı,
kontrol edemeyeceğim şeylerden
13:03
to the things that I can,
edebileceklerime çeviriyorum,
13:09
because I have no optionseçenek.
çünkü başka bir seçeneğim yok.
13:11
And so, I am looking up.
Durumu iyileştirmeye çalışıyorum.
13:14
And I'm askingsormak the fashionmoda
industrysanayi to look up.
Moda sektörünü de buna davet ediyorum.
13:17
And now, I'm askingsormak all of you
Ve sizlerden de
13:21
to look up, too.
bunu istiyorum.
13:24
Thank you.
Teşekkürler.
13:27
(ApplauseAlkış)
(Alkış)
13:28
Translated by Esra Çakmak
Reviewed by Figen Ergürbüz

▲Back to top

About the speaker:

Mindy Scheier - Fashion designer
Mindy Scheier is the founder of the Runway of Dreams Foundation. Prior to launching the nonprofit, Mindy spent over 20 years working in fashion as a key member of the design team for the INC collection and stylist for Saks Fifth Avenue in New York City.

Why you should listen

Mindy Scheier's career path took a new direction when her son Oliver, who has a rare form of muscular dystrophy that causes physical disabilities, wanted to wear jeans to school like his friends. She used her background in design to adapt a pair that not only met his needs but increased his confidence. She soon realized that millions of people around the globe were also struggling to access fashionable clothing and went on to conduct extensive research and focus groups with people of all abilities to better understand the challenges faced by the community. She used her experience in fashion to develop modifications -- including magnetic closures, adjustability of waistbands, pant and sleeve lengths and alternative ways to get in and out of the clothing -- to meet a wide variety of needs within the differently-abled community. After pounding the fashion pavement, Runway of Dreams collaborated with Tommy Hilfiger on the first ever-mainstream adaptive clothing line for kids in Spring 2016.

Scheier's work with Runway of Dreams Foundation expands beyond adaptive clothing. Founded on the basis that clothing is a basic human need, the Runway of Dreams Foundation develops, delivers and supports initiatives to broaden the reach of mainstream adaptive clothing and promote the differently-abled community in the fashion industry. Through adaptive clothing donations, employment opportunity initiatives, adaptive design workshops, awareness building campaigns and scholarships programs, the Runway of Dreams Foundation is empowering people with disabilities with opportunity, confidence, independence and style. Envisioning a world where fashion is mainstream and accessible for all, Scheier continues to break down barriers and challenge industry norms.

More profile about the speaker
Mindy Scheier | Speaker | TED.com