English-Video.net comment policy

The comment field is common to all languages

Let's write in your language and use "Google Translate" together

Please refer to informative community guidelines on TED.com

TEDGlobal 2017

Vivek Maru: How to put the power of law in people's hands

Vivek Maru: Hukukun gücünü insanlara nasıl veririz

Filmed:
1,090,547 views

Adaletin tekerleri yeterince hızlı dönmediğinde veya hiç dönmediğinde ne yapabilirsiniz? Vivek Maru insan ve hukuk arasındaki ilişkiyi değiştirmeye, hukuku soyut bir kavram ya da tehdit unsurundan herkesin anlayabildiği, kullanabildiği ve şekillendirebildiği bir şeye dönüştürmeye çalışıyor. Maru sadece avukatlara güvenmek yerine, kendi halklarına hizmet eden ve insanların çözüm bulmasına yardımcı olmak için hukuku basit terimlere bölen toplum yasal danışmanlarından veya alaylı avukatlardan oluşan küresel bir ağ başlattı. Hukuku kullanmaya yönelik bu yenilikçi yaklaşımın, sosyal olarak dışlanmış insanların haklarını talep etmelerine nasıl yardımcı olduğuyla ilgili daha fazla bilgi edinin. "Yasal hakkın biraz da olsa güçlendirilmesinin çok faydası görülebilir." diyor Maru.

- Legal empowerment advocate
Vivek Maru is the founder of Namati, a movement for legal empowerment around the world powered by cadres of grassroots legal advocates. Full bio

I want to tell you about someonebirisi.
Size birinden bahsetmek istiyorum.
00:12
I'm going to call him RaviRavi NandaNANDA.
Ona Ravi Nanda diyeceğim.
00:15
I'm changingdeğiştirme his nameisim
to protectkorumak his safetyemniyet.
Güvenliğini sağlamak için
ismini değiştiriyorum.
00:17
Ravi'sRAVI from a communitytoplum
of herdspeopleherdspeople in GujaratGujarat
Ravi, benim ailemin de geldiği
Hindistan'ın
00:20
on the westernbatı coastsahil of IndiaHindistan,
batı sahilinde bulunan Gucerat’daki
00:24
sameaynı placeyer my ownkendi familyaile comesgeliyor from.
çoban topluluklarından birinden.
00:26
When he was 10 yearsyıl oldeski,
his entiretüm communitytoplum was forcedzorunlu to movehareket
10 yaşındayken, çok uluslu bir şirketin,
00:30
because a multinationalçok uluslu corporationşirket
yaşadığı yerde bir üretim tesisi
00:35
constructedinşa a manufacturingimalat facilitytesis
on the landarazi where they livedyaşamış.
kurmasından dolayı tüm halkı
taşınmak zorunda kaldı.
00:37
Then, 20 yearsyıl latersonra,
the sameaynı companyşirket builtinşa edilmiş a cementçimento factoryfabrika
20 sene sonra aynı şirket
şimdiki yaşadığı yerden
00:42
100 metersmetre from where they livecanlı now.
100 metre uzakta
bir çimento fabrikası kurdu.
00:48
IndiaHindistan has got stronggüçlü
environmentalçevre regulationsyönetmelik on paperkâğıt,
Hindistan’da kağıt üzerinde
esaslı çevre yönetmelikleri var
00:51
but this companyşirket
has violatedihlal manyçok of them.
fakat bu şirket birçoğunu ihlal etti.
00:56
DustToz from that factoryfabrika
coverskapaklar Ravi'sRAVI mustacheBıyık
Bu fabrikan gelen toz Ravi’nin bıyığını
00:59
and everything he wearsgiyer.
ve giydiği her şeyi kaplıyor.
01:02
I spentharcanmış just two daysgünler in his placeyer,
and I coughedöksürdü for a weekhafta.
Evinde iki gün geçirdim
ve bir hafta boyunca öksürdüm.
01:05
RaviRavi saysdiyor that if people or animalshayvanlar
eatyemek anything that growsbüyür in his villageköy
Ravi'ye göre insan ya da hayvan
köyünde yetişen herhangi bir şeyi
01:10
or drinkiçki the waterSu,
yediğinde ya da sudan içtiğinde
01:15
they get sickhasta.
hastalanıyor.
01:17
He saysdiyor childrençocuklar now walkyürümek
long distancesmesafeler with cattlesığırlar and buffalobizon
Çocukların, sığır ve mandalarla
kirlenmemiş otlak arazisi bulmak için
01:19
to find uncontaminatedkirlenmemiş grazingotlatma landarazi.
uzun mesafeler yürüdüğünü söylüyor.
01:24
He saysdiyor manyçok of those kidsçocuklar
have droppeddüştü out of schoolokul,
Ravi'ye göre bu çocukların
çoğu okulu bıraktı,
01:28
includingdahil olmak üzere threeüç of his ownkendi.
kendisinin üç çocuğu dahil.
01:31
RaviRavi has appealedtemyiz
to the companyşirket for yearsyıl.
Ravi yıllardır şirkete çağrıda bulunuyor.
01:35
He said, "I've writtenyazılı so manyçok lettersharfler
my familyaile could cremateyakmak me with them.
”Ailemin cesedimi yakabileceği
kadar çok mektup yazdım.
01:38
They wouldn'tolmaz need to buysatın almak any woodahşap."
Hiç odun almaları gerekmez.” diyor.
01:43
(LaughterKahkaha)
(Gülüşmeler)
01:44
He said the companyşirket ignoredihmal
everyher one of those lettersharfler,
Şirketin bu mektupların
her birini göz ardı ettiğini söyledi.
01:47
and so in 2013,
Böylece 2013’te,
01:51
RaviRavi NandaNANDA decidedkarar to use
the last meansanlamına geliyor of protestprotesto
Ravi Nanda elinde kalan son çare
olduğunu düşündüğü protestoyu
01:53
he thought he had left.
kullanmaya karar verdi.
01:58
He walkedyürüdü to the gateskapılar of that factoryfabrika
with a bucketkova of petrolbenzin in his handseller,
Kendisini ateşe verme niyetiyle
elindeki bir kova benzinle
02:00
intendingmüstakbel to setset himselfkendisi on fireateş.
fabrika kapılarına yürüdü.
02:05
RaviRavi is not aloneyalnız in his desperationumutsuzluk.
Ravi bu çaresizliğinde yalnız değil.
02:10
The UNBM estimatestahminler that worldwideDünya çapında,
Birleşmiş Milletler, dünya çapında
02:14
fourdört billionmilyar people livecanlı
withoutolmadan basictemel accesserişim to justiceadalet.
dört milyar insanın adalete temel erişimi
olmaksızın yaşadığını tahmin ediyor.
02:16
These people faceyüz gravemezar threatstehditler
to theironların safetyemniyet, theironların livelihoodsgeçim,
Bu insanlar güvenliklerine, geçim
kaynaklarına, saygınlıklarına yapılan
02:22
theironların dignityhaysiyet.
büyük tehditlerle
karşı karşıya kalıyorlar.
02:27
There are almostneredeyse always lawsyasalar on the bookskitaplar
that would protectkorumak these people,
Kitaplarda neredeyse her zaman
bu insanları koruyacak yasalar bulunur,
02:29
but they'veonlar ettik oftensık sık
never heardduymuş of those lawsyasalar,
ancak çoğu genelde bu yasaları
hiç duymamıştır ve bu yasaları
02:34
and the systemssistemler that are supposedsözde
to enforcezorlamak those lawsyasalar
uygulaması gereken sistemler
ya yozlaşmış ya bozulmuştur
02:36
are corruptyozlaşmış or brokenkırık or bothher ikisi de.
ya da her ikisi de.
02:40
We are livingyaşam with a globalglobal
epidemicsalgın of injusticeadaletsizlik,
Küresel adaletsizlik salgınıyla yaşıyoruz
02:45
but we'vebiz ettik been choosingSeçme to ignorealdırmamak it.
ama görmezden gelmeyi tercih ediyoruz.
02:51
Right now, in SierraSierra LeoneLeone,
Şu anda Sierre Leone’de,
02:54
in CambodiaKamboçya, in EthiopiaEtiyopya,
Kamboçya’da, Etiyopya’da
çiftçiler parmak izlerini
02:57
farmersçiftçiler are beingolmak cajoledcajoled
50 yıllık kira sözleşmelerine
03:00
into puttingkoyarak theironların thumbprintsparmak izlerini
on 50-year-yıl leasekira agreementsanlaşmalar,
basmaları için kandırılıyorlar,
03:02
signingimza away all the landarazi
they'veonlar ettik ever knownbilinen for a pittanceBağış
bildikleri ne kadar arazi varsa
çok cüzi miktarlar karşılığında,
03:07
withoutolmadan anybodykimse even explainingaçıklayan the termsşartlar.
sözleşme şartları dahi açıklanmadan
devrediyorlar.
03:10
GovernmentsHükümetler seemgörünmek to think that's OK.
Hükümetler bu konuda
bir sıkıntı görmüyor.
03:14
Right now, in the UnitedAmerika StatesBirleşik,
Şu anda Birleşik Devletler’de,
03:18
in IndiaHindistan, in SloveniaSlovenya,
Hindistan’da, Slovenya’da
03:20
people like RaviRavi
are raisingyükselen theironların childrençocuklar
Ravi gibi insanlar çocuklarını,
03:23
in the shadowGölge of factoriesfabrikalar or minesmayınlar
havalarını ve sularını zehirleyen
03:26
that are poisoningzehirleme
theironların airhava and theironların waterSu.
fabrika ya da madenlerin
gölgesinde yetiştiriyorlar.
03:29
There are environmentalçevre lawsyasalar
that would protectkorumak these people,
Bu insanları koruyacak
çevre kanunları mevcut
03:33
but manyçok have never seengörüldü those lawsyasalar,
ancak bunları uygulamak şöyle dursun,
03:36
let aloneyalnız havingsahip olan a shotatış at enforcingzorlama them.
birçok insan bu kanunları hiç bilmiyor.
03:37
And the worldDünya seemsgörünüyor
to have decidedkarar that's OK.
Dünya bunda bir sorun olmadığına
karar vermiş görünüyor.
03:40
What would it take to changedeğişiklik that?
Bunu değiştirmek için ne gerekiyor?
03:45
LawHukuk is supposedsözde to be the languagedil we use
Hukukun adalet ile ilgili hayallerimizi
03:48
to translateÇevirmek our dreamsrüyalar about justiceadalet
bizi bir arada tutan ayaktaki kurumlara
03:52
into livingyaşam institutionskurumlar
that holdambar us togetherbirlikte.
dönüştürdüğü bir dil olması gerekiyor.
03:55
LawHukuk is supposedsözde to be the differencefark
Hukuk, en güçlünün yönettiği
03:59
betweenarasında a societytoplum
ruledçizgili by the mostçoğu powerfulgüçlü
bir toplum ile güçlü ya da zayıf,
04:01
and one that honorsonur
the dignityhaysiyet of everyoneherkes,
onura itibar gösterilen
toplum arasındaki
04:04
stronggüçlü or weakzayıf.
fark olması gerekiyor.
04:07
That's why I told
my grandmotherbüyükanne 20 yearsyıl agoönce
Bu yüzden 20 yıl önce büyükanneme
04:09
that I wanted to go to lawhukuk schoolokul.
hukuk fakültesine
gitmek istediğimi söyledim.
04:11
GrandmaBüyükanne didn't pauseDuraklat.
She didn't skipatlamak a beatdövmek.
Büyükannem duraksamadan,
aksamadan dedi ki,
04:14
She said to me, "LawyerAvukat is liaryalancı."
“Avukat yalancıdır.”
04:16
(LaughterKahkaha)
(Gülüşmeler)
04:20
That was discouragingcesaret kırıcı.
Oldukça heves kırıcıydı.
04:23
(LaughterKahkaha)
(Gülüşmeler)
04:25
But grandma'sBüyükanne'nin right, in a way.
Ama büyükannem bir bakıma haklı.
04:29
Something about lawhukuk
and lawyersavukatları has gonegitmiş wrongyanlış.
Hukuk ve avukatlar ile ilgili
bir şeyler ters gitti.
04:30
We lawyersavukatları are usuallygenellikle
expensivepahalı, first of all,
her şeyden önce,
Biz avukatlar genellikle pahalıyız,
04:35
and we tendeğiliminde to focusodak
on formalbiçimsel courtmahkeme channelskanallar
insanların karşılaştığı sorunların
çoğu için elverişsiz
04:39
that are impracticalkullanışsız
for manyçok of the problemssorunlar people faceyüz.
resmi mahkeme kanallarına
odaklanma eğilimindeyiz.
04:42
WorseDaha kötü, our professionmeslek has shroudedkefen lawhukuk
in a cloakPelerin of complexitykarmaşa.
Daha kötüsü, mesleğimiz hukuku
bir karmaşa örtüsüyle kapladı.
04:46
LawHukuk is like riotisyan geardişli on a policepolis officersubay.
Hukuk, bir polis memurundaki
koruyucu kask gibidir.
04:52
It's intimidatingkorkutucu and impenetrableaşılmaz,
Göz korkutucu ve delinmez
04:55
and it's hardzor to tell
there's something humaninsan underneathaltında.
ve altında bir insan olduğunu
söylemek çok zor.
04:59
If we're going to make justiceadalet
a realitygerçeklik for everyoneherkes,
Adaleti herkes için
bir hakikat haline getireceksek,
05:02
we need to turndönüş lawhukuk
from an abstractionsoyutlama or a threattehdit
hukuku soyut bir kavram
veya bir tehditten
05:07
into something that everyher singletek personkişi
can understandanlama, use and shapeşekil.
herkesin kullanıp şekillendirebileceği
bir şeye dönüştürmeliyiz.
05:11
LawyersAvukatlar are crucialçok önemli
in that fightkavga, no doubtşüphe,
Avukatlar bu mücadelede
çok önemli şüphesiz,
05:18
but we can't leaveayrılmak it to lawyersavukatları aloneyalnız.
ancak bunu tek başına
avukatlara bırakamayız
05:22
In healthsağlık carebakım, for exampleörnek,
Sağlık hizmetlerinde örneğin,
05:25
we don't just relygüvenmek
on doctorsdoktorlar to serveservis patientshastalar.
hastalara hizmet konusunda sadece
doktorlara bel bağlamayız.
05:27
We have nurseshemşireler and midwivesEbe
and communitytoplum healthsağlık workersişçiler.
Hemşire, ebe
ve toplum sağlığı çalışanlarımız var.
05:30
The sameaynı should be truedoğru of justiceadalet.
Aynısı adalet için de geçerli olmalı.
05:35
CommunityTopluluk legalyasal workersişçiler,
Topluluk hukukçuları,
05:39
sometimesara sıra we call them
communitytoplum paralegalskatip,
bazen onlara
toplum yasal danışmanları
05:41
or barefootyalınayak lawyersavukatları,
ya da alaylı avukatlar diyoruz,
05:44
can be a bridgeköprü.
bir köprü olabilirler.
05:46
These paralegalskatip are from
the communitiestopluluklar they serveservis.
Bu yasal danışmanlar hizmet ettikleri
topluluklardan geliyorlar.
05:48
They demystifyetrafındaki sisi ortadan lawhukuk,
Hukuku gizeminden arındırarak açıklar,
05:51
breakkırılma it down into simplebasit termsşartlar,
basit terimler haline getirirler
ve sonrasında
05:53
and then they help people
look for a solutionçözüm.
insanların bir çözüm arayışına
yardımcı olurlar.
05:55
They don't focusodak on the courtsmahkemeler aloneyalnız.
Yalnızca mahkemelere odaklanmazlar.
05:59
They look everywhereher yerde:
Her yerle ilgilenirler:
06:00
ministryBakanlığı departmentsbölümler,
localyerel governmenthükümet, an ombudsman'sOmbudsmanın officeofis.
bakanlık departmanları, yerel yönetim,
bir soruşturmacı ofisi…
06:02
LawyersAvukatlar sometimesara sıra say to theironların clientsistemciler,
Avukatlar müvekkillerine bazen der ki:
06:07
"I'll handlesap it for you. I've got you."
”Bunu senin için halledeceğim.
Seni anlıyorum.”
06:10
ParalegalsKatip have a differentfarklı messagemesaj,
Yasal danışmanların ise
farklı bir mesajı vardır.
06:12
not "I'm going to solveçözmek it for you,"
“Bunu senin için çözeceğim,” değil,
06:15
but "We're going to solveçözmek it togetherbirlikte,
“Bunu birlikte çözeceğiz ve bu süreçte
06:18
and in the processsüreç,
we're bothher ikisi de going to growbüyümek."
ikimiz de gelişme kaydedeceğiz.”
06:20
CommunityTopluluk paralegalskatip
savedkaydedilmiş my ownkendi relationshipilişki to lawhukuk.
Toplum yasal danışmanları
benim hukukla olan ilişkimi kurtardı.
06:23
After about a yearyıl in lawhukuk schoolokul,
I almostneredeyse droppeddüştü out.
Hukuk fakültesinde yaklaşık bir yıl sonra
bırakmak üzereydim.
06:28
I was thinkingdüşünme maybe I should
have listeneddinlenen to my grandmotherbüyükanne.
Belki de büyük annemi dinlemeliydim
diye düşünüyordum.
06:31
It was when I startedbaşladı
workingçalışma with paralegalskatip
2003 yılında Sierre Leone’deki
yasal danışmanlarla
06:34
in SierraSierra LeoneLeone, in 2003,
çalışmaya başladığımda
06:36
that I beganbaşladı feelingduygu hopefulumutlu
about the lawhukuk again,
hukukla ilgili tekrar
umutlu hissetmeye başladım
06:39
and I have been obsessedkafayı takmış ever sincedan beri.
ve o zamandan beri takıntılıyım.
06:43
Let me come back to RaviRavi.
Ravi’ye döneyim.
06:47
2013, he did reachulaşmak
the gateskapılar of that factoryfabrika
2013’te elinde bir kova benzinle
06:50
with the bucketkova of petrolbenzin in his handseller,
o fabrikanın kapılarına ulaştı
06:54
but he was arrestedtutuklandı
before he could followtakip et throughvasitasiyla.
ancak sonunu getiremeden tutuklandı.
06:56
He didn't have to spendharcamak long in jailhapis,
Hapiste uzun süre kalmadı
07:00
but he feltkeçe completelytamamen defeatedyendi.
ancak tamamen yenildiğini hissetmişti.
07:02
Then, two yearsyıl latersonra, he metmet someonebirisi.
Ardından 2 yıl sonra, biriyle tanıştı.
07:05
I'm going to call him KushKush.
Ona da Kush diyeceğim.
07:09
KushKush is partBölüm of a teamtakım
of communitytoplum paralegalskatip
Kush, Gucerat sahilinde
çevresel adalet için
07:10
that worksEserleri for environmentalçevre justiceadalet
on the GujaratGujarat coastsahil.
çalışan yasal danışman
ekibinden biri.
07:14
KushKush explainedaçıkladı to RaviRavi
that there was lawhukuk on his sideyan.
Kush, Ravi’ye hukukun
yanında olduğunu açıkladı.
07:18
KushKush translatedtercüme into GujaratiGucerat dili
something RaviRavi had never seengörüldü.
Kush, Guceratça’ya Ravi’nin
hiç bilmediği bir şeyi tercüme etti.
07:22
It's calleddenilen the "consentrazı olmak to operateişletmek."
Buna “işletme izni” deniyor.
07:26
It's issuedVeriliş by the statebelirtmek, bildirmek governmenthükümet,
Eyalet hükümeti tarafından verilir
07:28
and it allowsverir the factoryfabrika to runkoş
ve fabrikanın yalnızca belirli koşulları
07:30
only if it compliesuyumludur
with specificözel conditionskoşullar.
sağlama koşuluyla çalışmasına izin verir.
07:32
So togetherbirlikte, they comparedkarşılaştırıldığında
the legalyasal requirementsGereksinimler with realitygerçeklik,
Böylece birlikte yasal gereklilikler ile
gerçekte olanı karşılaştırdılar,
07:36
they collectedtoplanmış evidencekanıt,
kanıt topladılar
07:40
and they draftedhazırlanan an applicationuygulama --
ve bir başvuru taslağı hazırladılar,
07:42
not to the courtsmahkemeler,
but to two administrativeidari institutionskurumlar,
mahkemelere değil ama iki idari kuruma;
07:44
the PollutionKirliliği ControlDenetim BoardYönetim Kurulu
and the districtilçe administrationyönetim.
Kirlilik Kontrol Kurulu ve bölge idaresi.
07:48
Those applicationsuygulamaları startedbaşladı turningdöndürme
the creakygıcırtılı wheelstekerlekler of enforcementzorlama.
Bu başvurular, yürürlüğün gıcırtılı
tekerlerini döndürmeye başladı.
07:52
A pollutionkirlilik officersubay
camegeldi for a siteyer inspectionmuayene,
Bir kirlilik görevlisi
saha denetimi için geldi
07:59
and after that, the companyşirket
startedbaşladı runningkoşu an airhava filtrationFiltrasyon systemsistem
ve sonrasında şirket başından beri
kullanıyor olması gereken
08:02
it was supposedsözde to have
been usingkullanma all alonguzun bir.
bir hava filtreleme sistemini
işleme koydu.
08:06
It alsoAyrıca startedbaşladı coveringkapsayan the 100 truckskamyonlar
Ayrıca şirket her gün
araziden gelip giden
08:10
that come and go
from that plantbitki everyher day.
100 tane kamyonun da
üzerini kapatmaya başladı.
08:13
Those two measuresönlemler
reducedindirimli the airhava pollutionkirlilik considerablyönemli ölçüde.
Bu iki önlem hava kirliliğini
önemli ölçüde azalttı.
08:17
The casedurum is faruzak from over,
Dava kapanacak gibi değil
08:22
but learningöğrenme and usingkullanma lawhukuk gaveverdi RaviRavi hopeumut.
ama hukuku öğrenme ve kullanma
Ravi’ye bir umut verdi.
08:24
There are people like KushKush
walkingyürüme alongsideyanında people like RaviRavi
Birçok yerde Ravi gibi insanlarla
yan yana yürüyen
08:30
in manyçok placesyerler.
Kush gibi insanlar var.
08:36
TodayBugün, I work with a groupgrup calleddenilen NamatiNamati.
Bugünlerde Namati isimli
bir ekiple çalışıyorum.
08:37
NamatiNamati helpsyardım eder convenetoplanacak a globalglobal network
Namati, yasal hakkı güçlendirmeye
adanmış küresel bir ağın
08:40
dedicatedadanmış to legalyasal empowermentgüçlenme.
bir araya gelmesine
yardımcı oluyor.
08:43
All togetherbirlikte, we are over
a thousandbin organizationsorganizasyonlar
Hep birlikte, 120 ülkede binin üzerinde
08:45
in 120 countriesülkeler.
kuruluş oluşturuyoruz.
08:48
CollectivelyTopluca, we deploydağıtmak
tensonlarca of thousandsbinlerce of communitytoplum paralegalskatip.
Toplu olarak on binlerce
yasal danışmanı görevlendiriyoruz.
08:50
Let me give you anotherbir diğeri exampleörnek.
Farklı bir örnek vereyim.
08:55
This is KhadijaKhadija HamsaHamza.
Bu Khadija Hamsa.
08:58
She is one of fivebeş millionmilyon people in KenyaKenya
who facesyüzleri a discriminatoryayrımcı vettinginceleme processsüreç
Kenya’da kimlik kartı edinmeye çalışırken
ayrımcı bir inceleme süreciyle
09:01
when tryingçalışıyor to obtainelde etmek a nationalUlusal IDKİMLİĞİ cardkart.
karşı karşıya kalan
beş milyon kişiden biri.
09:07
It is like the JimJim CrowKarga SouthGüney
in the UnitedAmerika StatesBirleşik.
ABD'deki Jim Crow yasalarına
benzer bir durum.
09:10
If you are from a certainbelli setset of tribeskabileler,
Eğer belirli bir sınıftansanız
09:14
mostçoğu of them MuslimMüslüman,
ki çoğunluğu Müslüman,
09:17
you get sentgönderilen to a differentfarklı linehat.
farklı bir sıraya yollanıyorsunuz.
09:18
WithoutOlmadan an IDKİMLİĞİ, you can't applyuygulamak for a job.
Bir kimlik kartı olmadan
işe başvuramıyorsunuz.
09:21
You can't get a bankbanka loanborç.
Banka kredisi alamıyorsunuz.
09:24
You can't enrollkayıt in universityÜniversite.
Üniversiteye kayıt olamıyorsunuz.
09:26
You are excludedhariç from societytoplum.
Toplumdan dışlanıyorsunuz.
09:28
KhadijaKhadija trieddenenmiş off and on to get an IDKİMLİĞİ
for eightsekiz yearsyıl, withoutolmadan successbaşarı.
Khadija kimlik kartı için
sekiz sene uğraştı ve başarısız oldu.
09:32
Then she metmet a paralegalhukuk stajyeri
workingçalışma in her communitytoplum
Sonra, onun topluluğunda
çalışan Hassan Kassim isimli
09:37
namedadlı HassanHassan KassimKassim.
bir yasal danışman ile tanıştı.
09:40
HassanHassan explainedaçıkladı to KhadijaKhadija
how vettinginceleme worksEserleri,
Hassan Khadija’ya güvenlik incelemesinin
nasıl işlediğini anlattı.
09:42
he helpedyardım etti her gathertoplamak
the documentsevraklar she neededgerekli,
İhtiyaç duyduğu belgeleri toplamasında
09:46
helpedyardım etti prepHazırlık her to go before
the vettinginceleme committeeKurul.
ve soruşturma komitesinin
önüne çıkmasına yardımcı oldu.
09:48
FinallySon olarak, she was ableyapabilmek to get an IDKİMLİĞİ
with Hassan'sHassan'ın help.
Sonunda Hassan’ın yardımıyla
bir kimlik kartı alabildi.
09:51
First thing she did with it
İlk yaptığı şey ise
09:55
was use it to applyuygulamak
for birthdoğum certificatesSertifikalar for her childrençocuklar,
çocuklarının okula gitmek için
ihtiyaç duyduğu
09:57
whichhangi they need in ordersipariş to go to schoolokul.
doğum belgelerine başvurmak oldu.
10:00
In the UnitedAmerika StatesBirleşik,
amongarasında manyçok other problemssorunlar,
Birleşik Devletlerde,
diğer pek çok sorunun yanı sıra
10:05
we have a housingKonut crisiskriz.
konut krizine de sahibiz.
10:09
In manyçok citiesşehirler,
Birçok şehirde,
10:13
90 percentyüzde of the landlordsev sahipleri
in housingKonut courtmahkeme have attorneysAvukatlar,
konut mahkemelerindeki ev sahiplerinin
yüzde 90’ı avukata sahipken,
10:14
while 90 percentyüzde of the tenantskiracı do not.
kiracıların yüzde 90’ı sahip değil.
10:19
In NewYeni YorkYork, a newyeni crewmürettebat of paralegalskatip --
New York’ta, yasal danışmanlardan oluşan
10:22
they're calleddenilen
AccessErişim to JusticeAdalet NavigatorsNavigasyon cihazları --
Adalete Erişim Kılavuzları
dediğimiz yeni bir ekip
10:25
helpsyardım eder people to understandanlama housingKonut lawhukuk
and to advocatesavunucu for themselveskendilerini.
insanların bu yasaları anlayıp
kendilerini savunmalarına yardımcı oluyor.
10:27
NormallyNormalde in NewYeni YorkYork,
New York’ta normalde,
10:32
one out of ninedokuz tenantskiracı
broughtgetirdi to housingKonut courtmahkeme
konut mahkemelerine getirilen
dokuz kiracıdan biri
10:34
getsalır evictedtahliye.
evinden tahliye ediliyor.
10:37
ResearchersAraştırmacılar tookaldı a look at 150 casesvakalar
Araştırmacılar, insanların
bu yasal danışmanlardan
10:39
in whichhangi people had help
from these paralegalskatip,
yardım aldığı 150 davayı
10:42
and they foundbulunan no evictionstahliye at all,
incelediler ve bir tane bile
10:44
not one.
tahliye bulamadılar.
10:48
A little bitbit of legalyasal empowermentgüçlenme
can go a long way.
Yasal hakkın biraz güçlendirilmesinin
çok faydası görülebilir.
10:49
I see the beginningsbaş of a realgerçek movementhareket,
Gerçek bir kımıldamanın
başlangıçlarını görüyorum
10:53
but we're nowhereHiçbir yerde nearyakın what's necessarygerekli.
fakat gerekli olana yakın değiliz.
10:58
Not yethenüz.
Henüz değil.
11:01
In mostçoğu countriesülkeler around the worldDünya,
Dünyanın birçok ülkesinde
11:02
governmentshükümetler do not providesağlamak
a singletek dollardolar of supportdestek
hükümetler Hassan ve Kush
gibi yasal danışmanlara
11:04
to paralegalskatip like HassanHassan and KushKush.
tek bir dolarlık destek sağlamıyorlar.
11:07
MostÇoğu governmentshükümetler don't even recognizetanımak
the rolerol paralegalskatip playoyun,
Çoğu hükümet yasal danışmanların
oynadığı rolün farkında değil
11:11
or protectkorumak paralegalskatip from harmzarar.
ya da danışmanları görecekleri
zarardan korumuyorlar.
11:14
I alsoAyrıca don't want
to give you the impressionizlenim
Ayrıca yasal danışmanların
ve müvekkillerinin
11:17
that paralegalskatip and theironların clientsistemciler
winkazanmak everyher time.
her zaman kazandığı
imajı da vermek istemiyorum.
11:19
Not at all.
Katiyen değil.
11:23
That cementçimento factoryfabrika behindarkasında Ravi'sRAVI villageköy,
Ravi’nin köyünün arkasındaki
çimento fabrikası,
11:25
it's been turningdöndürme off
the filtrationFiltrasyon systemsistem at night,
şirketin yakalanma ihtimali
en düşük olan
11:27
when it's leasten az likelymuhtemelen
that the companyşirket would get caughtyakalandı.
gece vakti filtreleme
sistemini kapatıyor.
11:31
RunningÇalışan that filterfiltre costsmaliyetler moneypara.
Bu filtrelemeyi çalıştırmak
masraf oluşturuyor.
11:34
RaviRavi WhatsAppsWhatsApps photosfotoğraflar
of the pollutedkirlenmiş night skygökyüzü.
Ravi gece kirlenmiş gökyüzünün
fotoğraflarını WhatsApp’tan yolluyor.
11:36
This is one he sentgönderilen to KushKush in MayMayıs.
Mayıs ayında Kush’a gönderdiği
fotoğraf bu.
11:40
RaviRavi saysdiyor the airhava is still unbreathableunbreathable.
Ravi havanın halen nefes almaya
elverişsiz olduğunu söylüyor.
11:44
At one pointpuan this yearyıl,
RaviRavi wentgitti on hungeraçlık strikegrev.
Bu yıl bir ara Ravi
açlık grevine başladı.
11:48
KushKush was frustratedhayal kırıklığına uğramış.
Kush hüsrana uğramıştı.
11:51
He said, "We can winkazanmak if we use the lawhukuk."
Dedi ki, ”Hukuku
kullanırsak kazanabiliriz.”
11:53
RaviRavi said, "I believe in the lawhukuk, I do,
Ravi dedi ki, “Hukuka inanıyorum,
gerçekten,
11:56
but it's not gettingalma us faruzak enoughyeterli."
ama bize yeteri kadar
mesafe katettirmedi."
11:59
WhetherOlup olmadığı it's IndiaHindistan, KenyaKenya,
the UnitedAmerika StatesBirleşik or anywhereherhangi bir yer elsebaşka,
İster Hindistan, Kenya, Birleşik Devletler
olsun ya da başka herhangi bir yerde
12:02
tryingçalışıyor to squeezesıkmak justiceadalet
out of brokenkırık systemssistemler
bozuk sistemlerden adaleti
zorla almaya çalışmak
12:08
is like Ravi'sRAVI casedurum.
Ravi’nin davasına benziyor.
12:11
HopeUmut and despairumutsuzluk are neckboyun and neckboyun.
Umut ve çaresizlik kafa kafaya…
12:13
And so not only do we urgentlyAcilen need
to supportdestek and protectkorumak
Ve dünyanın her yerinde alaylı avukatların
çalışmalarını acil olarak
12:18
the work of barefootyalınayak lawyersavukatları
around the worldDünya,
desteklememiz ve korumamızın yanı sıra
bizzat sistemleri de
12:22
we need to changedeğişiklik the systemssistemler themselveskendilerini.
değiştirmemiz gerekiyor.
12:25
EveryHer casedurum a paralegalhukuk stajyeri takes on
Yasal danışmanların aldığı her dava,
12:29
is a storyÖykü about how a systemsistem
is workingçalışma in practiceuygulama.
sistemin pratikle nasıl çalıştığıyla
ilgili bir kıssa oluşturur.
12:32
When you put those storieshikayeleri togetherbirlikte,
Bu kıssaları bir araya
getirdiğinizde,
12:37
it givesverir you a detailedDetaylı portraitportre
of the systemsistem as a wholebütün.
sistemin bir bütün olarak
ayrıntılı resmini size verir.
12:39
People can use that informationbilgi
İnsanlar bu bilgiyi,
yasaların ve politikaların
12:43
to demandtalep improvementsiyileştirmeler
to lawsyasalar and policiespolitikaları.
iyileştirilmesi talebinde
bulunmak için kullanabilirler.
12:45
In IndiaHindistan, paralegalskatip and clientsistemciler
have drawnçekilmiş on theironların casedurum experiencedeneyim
Hindistan'da yasal danışman ve müvekkiller
minerallerin idaresi hususunda
12:48
to proposeteklif etmek, önermek smarterdaha akıllı regulationsyönetmelik
for the handlingkullanma of mineralsmineraller.
daha akılcı düzenlemeler sunmak için
kendi dava tecrübelerinden faydalanıyor.
12:53
In KenyaKenya, paralegalskatip and clientsistemciler
are usingkullanma dataveri from thousandsbinlerce of casesvakalar
Kenya’da danışman ve müvekkiller
binlerce vakanın verilerini
12:57
to arguetartışmak that vettinginceleme is unconstitutionalanayasaya aykırı.
güvenlik soruşturmasının anayasaya
aykırılığını tartışmak için kullanıyorlar.
13:02
This is a differentfarklı way
of approachingyaklaşıyor reformreform.
Reform yaklaşımının farklı bir yolu bu.
13:07
This is not a consultantdanışman
flyinguçan into MyanmarMyanmar
Bu, Makedonya’dan
kes yapıştır yapacağı bir şablonla
13:10
with a templateşablon he's going
to cutkesim and pasteyapıştırmak from MacedoniaMakedonya,
Myanmar’a uçan bir müşavir değil.
13:13
and this is not an angrykızgın tweetTweet.
Bu kızgın bir tvit de değil.
13:17
This is about growingbüyüyen reformsreformlar
from the experiencedeneyim of ordinarysıradan people
Bu, kural ve sistemlerin çalışmasını
sağlamaya çalışan sıradan insanların
13:21
tryingçalışıyor to make the ruleskurallar and systemssistemler work.
deneyimlerinden reform üretmekle ilgili.
13:24
This transformationdönüşüm in the relationshipilişki
betweenarasında people and lawhukuk
İnsan ve hukuk arasındaki
bu ilişkideki değişim
13:29
is the right thing to do.
doğru olan şeydir.
13:35
It's alsoAyrıca essentialgerekli for overcomingüstesinden
Günümüzdeki diğer tüm büyük zorlukların
13:38
all of the other
great challengeszorluklar of our timeszamanlar.
üstünden gelmek için de zaruridir.
13:41
We are not going to avertönlemek
environmentalçevre collapseçöküş
Kirlilikten en çok etkilenen insanların
13:46
if the people mostçoğu affectedetkilenmiş by pollutionkirlilik
karaya ve suya ne olacağı
konusunda bir sözü olmazsa,
13:51
don't have a say in what happensolur
to the landarazi and the waterSu,
çevresel çöküşü engelleyemeyeceğiz
ve yoksullar temel haklarını
13:54
and we won'talışkanlık succeedbaşarılı olmak in reducingindirgen povertyyoksulluk
or expandinggenişleyen opportunityfırsat
kullanamazlarsa sefaletin
azaltılması
13:58
if poorfakir people can't exerciseegzersiz
theironların basictemel rightshaklar.
ya da imkanların genişletilmesi konusunda
başarı sağlayamayacağız.
14:03
And I believe we won'talışkanlık overcomeüstesinden gelmek
Sanırım sistemlerimiz
14:07
the despairumutsuzluk that authoritarianotoriter
politicianssiyasetçiler preyAv uponüzerine
şaibeli olmaya devam ederse
otoriter siyasetçilerin talan ettiği
14:11
if our systemssistemler staykalmak riggedhileli.
çaresizliğin üstünden gelemeyeceğiz.
14:16
I calleddenilen RaviRavi before cominggelecek here
to asksormak permissionizin to sharepay his storyÖykü.
Buraya gelmeden önce hikayesini paylaşma
izni almak için Ravi’yi aradım.
14:20
I askeddiye sordu if there was any messagemesaj
he wanted to give people.
İnsanlara vermek istediği
bir mesajı olup olmadığını sordum.
14:27
He said, "[GujaratiGucerat dili]."
Dedi ki, “[Gujerati dili].”
14:31
WakeUyku modundan çıkarma up.
Uyan.
14:35
"[GujaratiGucerat dili]."
“[Gujerati dili].”
14:38
Don't be afraidkorkmuş.
Korkma.
14:40
"[GujaratiGucerat dili]."
“[Gujerati dili].”
14:42
FightMücadele with paperkâğıt.
Kağıtla savaş.
14:44
By that I think he meansanlamına geliyor
fightkavga usingkullanma lawhukuk ratherdaha doğrusu than gunssilahlar.
Bununla sanırım silah yerine
hukuku kullanarak savaşın demek istedi.
14:45
"[GujaratiGucerat dili]."
“[Gujerati dili].”
14:49
Maybe not todaybugün, maybe not this yearyıl,
maybe not in fivebeş yearsyıl,
Belki bugün değil, belki bu yıl değil
belki de beş yıl içinde değil,
14:55
but find justiceadalet.
ama adaleti bulun.
14:58
If this guy, whosekimin entiretüm communitytoplum
is beingolmak poisonedzehirlenmiş everyher singletek day,
Tüm halkı her gün zehirlenen,
15:04
who was readyhazır to take his ownkendi life --
kendi canını almaya hazır bu adam,
15:10
if he's not givingvererek up on seekingarayan justiceadalet,
adalet arayışından vazgeçmiyorsa
15:12
then the worldDünya can't give up eitherya.
o zaman dünya da vazgeçemez.
15:15
UltimatelySonuçta, what RaviRavi callsaramalar
"fightingkavga with paperkâğıt"
Sonuçta Ravi’nin
“kağıtla savaş” dediği şey,
15:19
is about forgingSıcak dövme a deeperDaha derine
versionversiyon of democracydemokrasi
birkaç yılda bir
oy kullanmamızın yanı sıra
15:22
in whichhangi we the people,
bizi bir arada tutan
kurallar ve kurumlarda
15:27
we don't just castoyuncular ballotsoy
everyher fewaz yearsyıl,
günlük olarak yer aldığımız
demokrasinin
15:28
we take partBölüm dailygünlük in the ruleskurallar
and institutionskurumlar that holdambar us togetherbirlikte,
herkesin, en güçsüzün bile
hukuku bilebildiği, hukuku kullanabildiği
15:30
in whichhangi everyoneherkes,
even the leasten az powerfulgüçlü,
ve biçimlendirebildiği
daha derin bir versiyonunu
15:37
can know lawhukuk, use lawhukuk and shapeşekil lawhukuk.
oluşturmakla ilgili.
15:40
MakingYapma that happenolmak, winningkazanan that fightkavga,
Bunun gerçekleşmesini sağlamak,
bu mücadeleyi kazanmak için
15:45
requiresgerektirir all of us.
hepimize ihtiyaç var.
15:48
Thank you guys. Thank you.
Teşekkürler herkese.
Teşekkürler.
15:50
(ApplauseAlkış)
(Alkışlar)
15:52
KeloKelo KubuKubu: Thanksteşekkürler, VivekVivek.
Kelo Klubu: Teşekkürler, Vivek.
16:01
So I'm going to make a fewaz assumptionsvarsayımlar
Bu salondaki insanların
16:03
that people in this roomoda know
what the SustainableSürdürülebilir DevelopmentGeliştirme GoalsGol are
Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nin
ne olduğunu ve sürecin nasıl işlediğini
16:06
and how the processsüreç worksEserleri,
bildiğini varsayıyorum.
16:09
but I want us to talk a little bitbit
Ama biraz da
16:12
about GoalHedef 16: PeaceBarış, justiceadalet
and stronggüçlü institutionskurumlar.
Hedef 16: Barış, adalet ve güçlü
kurumlarla ilgili konuşmamızı istiyorum.
16:15
VivekVivek MaruMaru: Yeah. AnybodyKimseyi rememberhatırlamak
the MillenniumMillennium DevelopmentGeliştirme GoalsGol?
Vivek Maru: Evet. Bin yıl Kalkınma
Hedefleri’ni hatırlayan var mı?
16:20
They were adoptedbenimsenen in 2000 by the UNBM
and governmentshükümetler around the worldDünya,
2000 yılında BM ve dünyadaki hükümetler
tarafından kabul edildi
16:24
and they were for essentialgerekli,
laudableövgüye değer things.
ve gerekli, takdire şayan şeylerdi.
16:29
It was reduceazaltmak childçocuk mortalityölüm oranı
by two thirdsüçte, cutkesim hungeraçlık in halfyarım,
Çocuk ölüm oranını üçte iki oranında
azaltmak, açlığı yarıya indirmek
16:31
crucialçok önemli things.
çok önemli şeylerdi.
16:35
But there was no mentionsöz etmek
of justiceadalet or fairnessAdalet
Ancak adalete, hakkaniyete, mesuliyete
16:36
or accountabilityHesap verebilirlik or corruptionbozulma,
ya da yolsuzluğa değinilmemişti.
16:39
and we have madeyapılmış progressilerleme
duringsırasında the 15 yearsyıl
Bu hedeflerin yürürlükte olduğu
16:41
when those goalshedefleri were in effectEfekt,
15 yıl boyunca ilerleme kaydettik
16:44
but we are way behindarkasında
what justiceadalet demandstalepler,
ama adaletin talep ettiklerinin
çok gerisindeyiz
16:46
and we're not going to get there
unlessolmadıkça we take justiceadalet into accounthesap.
ve adaleti hesaba katmadıkça da
oraya varamayacağız.
16:49
And so when the debatetartışma startedbaşladı
about the nextSonraki developmentgelişme frameworkiskelet,
Bir sonraki kalkınma taslağı olan
2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri
16:53
the 2030 SustainableSürdürülebilir DevelopmentGeliştirme GoalsGol,
ile ilgili müzakere başladığında
toplumumuz,
16:56
our communitytoplum camegeldi togetherbirlikte
around the worldDünya
adalete erişimin
ve yasal hakkı güçlendirmenin
16:59
to arguetartışmak that accesserişim to justiceadalet
and legalyasal empowermentgüçlenme
bu yeni taslağın içinde
olmasını savunmak için
17:02
should be a partBölüm of that newyeni frameworkiskelet.
tüm dünyada toplandı.
17:06
And there was a lot of resistancedirenç.
Büyük bir direniş direniş oluştu.
17:08
Those things are more politicalsiyasi,
more contentiousçekişmeli than the other onesolanlar,
Bu şeyler daha politik,
diğerlerinden daha nizalıydı.
17:10
so we didn't know untila kadar the night before
whetherolup olmadığını it was going to come throughvasitasiyla.
Bu yüzden geçip geçmeyeceğini
bir gece öncesine kadar bilmiyorduk.
17:13
We squeakedgıcırdadı by.
Zar zor hallettik.
17:17
The 16thinci out of 17 goalshedefleri
commitstamamlar to accesserişim to justiceadalet for all,
17 hedefin 16’sı
herkesin adalete erişimini taahhüt ediyor
17:18
whichhangi is a bigbüyük dealanlaştık mı.
ki bu büyük bir olay.
17:22
It's a bigbüyük dealanlaştık mı, yes.
Let's clapalkış for justiceadalet.
Çok büyük bir olay, evet.
Adaleti alkışlayalım.
17:24
(ApplauseAlkış)
(Alkışlar)
17:27
Here'sİşte the scandalskandal, thoughgerçi.
Yine de şöyle bir skandal var.
17:29
The day the goalshedefleri were adoptedbenimsenen,
Hedeflerin kabul edildiği gün çoğu
17:31
mostçoğu of them were accompaniedeşlik
by bigbüyük commitmentstaahhütler:
büyük taahhütlerle geçirildi:
17:34
a billionmilyar dollarsdolar
from the GatesGates FoundationVakfı
Gates Vakfı ve İngiliz hükümetinden
beslenme için
17:38
and the Britishİngiliz governmenthükümet for nutritionbeslenme;
bir milyar dolar, kadın ve çocuklar için
17:40
25 billionmilyar in public-privatekamu-özel financingfinansman
for healthsağlık carebakım for womenkadınlar and childrençocuklar.
sağlık hizmetleri
kamu-özel finansmanına 25 milyar dolar.
17:42
On accesserişim to justiceadalet,
we had the wordskelimeler on the paperkâğıt,
Adalete erişim hususunda,
verilen sözler kağıt üzerinde vardı
17:46
but nobodykimse pledgedsözü verdi a pennykuruş,
ancak kimse bir kuruş bağışta bulunmadı.
17:49
and so that is the opportunityfırsat
and the challengemeydan okuma that we faceyüz right now.
Bu durum, şu an karşı karşıya olduğumuz
fırsat ve meydan okuma.
17:52
The worldDünya recognizestanır more than ever before
Dünya artık çok daha iyi anladı ki
17:56
that you can't have
developmentgelişme withoutolmadan justiceadalet,
insanların temel haklarını
kullanamadığı için
17:59
that people can't improveiyileştirmek theironların liveshayatları
if they can't exerciseegzersiz theironların rightshaklar,
hayatlarını iyileştiremediği
adaletsiz bir kalkınma olamaz.
18:02
and what we need to do now
is turndönüş that rhetoricretorik,
Yapmamız gereken ise bu belagatı,
18:05
turndönüş that principleprensip, into realitygerçeklik.
bu prensibi gerçeğe dönüştürmek.
18:09
(ApplauseAlkış)
(Alkışlar)
18:12
KKKK: How can we help?
What can people in this roomoda do?
KK: Nasıl yardımcı olabiliriz?
Bu salondaki insanlar ne yapabilirler?
18:17
VMVM: Great questionsoru. Thank you for askingsormak.
VM: Güzel soru.
Sorduğunuz için teşekkür ederim
18:20
I would say threeüç things.
Üç şey söyleyebilirim.
18:23
One is investyatırmak.
Biri yatırım.
18:25
If you have 10 dollarsdolar,
or a hundredyüz dollarsdolar, a millionmilyon dollarsdolar,
10 dolara, yüz dolara
ya da bir milyon dolara sahipseniz
18:27
considerdüşünmek puttingkoyarak some of it
towardskarşı grassrootskökleşmiş legalyasal empowermentgüçlenme.
birazını tabanın yasal hakkının
güçlendirilmesine ayırdığınızı düşünün.
18:30
It's importantönemli in its ownkendi right
Özünde bu çok önemli
18:33
and it's crucialçok önemli for just about
everything elsebaşka we carebakım about.
ve neredeyse değer verdiğimiz
diğer her şey için de çok mühim.
18:35
NumberNumarası two,
İki numara,
siyasetçilerinizi ve hükümetlerinizi
18:38
pushit your politicianssiyasetçiler and your governmentshükümetler
to make this a publichalka açık priorityöncelik.
bunun bir kamu önceliği haline
getirmesi için zorlayın.
18:39
Just like healthsağlık or educationEğitim,
accesserişim to justiceadalet
Tıpkı sağlık ve eğitim gibi
adalete erişim de
18:45
should be one of the things
that a governmenthükümet owesborçlu its people,
hükümetin halkına borcu olan
şeylerden biri olmalı.
18:48
and we're nowhereHiçbir yerde closekapat to that,
Ne zengin ne de fakir ülkelerde
18:51
neitherne in richzengin countriesülkeler
or poorfakir countriesülkeler.
bu duruma yakınız.
18:53
NumberNumarası threeüç is:
be a paralegalhukuk stajyeri in your ownkendi life.
Üç numara ise kendi
yaşamınızda bir yasal danışman olun.
18:55
Find an injusticeadaletsizlik
or a problemsorun where you livecanlı.
Yaşadığınız yerde bir adaletsizlik
ya da bir problem bulun.
19:00
It's not hardzor to find, if you look.
Bakarsanız bulmak zor değil.
19:03
Is the rivernehir beingolmak contaminatedkirlenmiş,
Yaşadığınız yerden geçen
19:05
the one that passesgeçer throughvasitasiyla
the cityŞehir where you livecanlı?
nehir kirletiliyor mu?
19:06
Are there workersişçiler gettingalma paidödenmiş
lessaz than minimumasgari wageücret
Asgari ücretten daha az ücret ödenen
19:09
or who are workingçalışma withoutolmadan safetyemniyet geardişli?
veya emniyet tertibatı olmadan
çalışan var mı?
19:11
Get to know the people mostçoğu affectedetkilenmiş,
En çok etkilenen insanları tanıyın,
19:13
find out what the ruleskurallar say,
kuralların ne dediğini anlayın,
19:16
see if you can use those ruleskurallar
to get a solutionçözüm.
bir çözüm elde etmek için bu kuralları
kullanıp kullanamayacağınıza bakın.
19:17
If it doesn't work, see if you can
come togetherbirlikte to improveiyileştirmek those ruleskurallar.
İşe yaramazsa kuralları iyileştirmek için
bir araya gelip gelemeyeceğinize bakın.
19:21
Because if we all startbaşlama knowingbilme lawhukuk,
usingkullanma lawhukuk and shapingşekillendirme lawhukuk,
Çünkü hepimiz hukuku bilmeye,
kullanmaya ve şekillendirmeye başlarsak
19:25
then we will be buildingbina
that deeperDaha derine versionversiyon of democracydemokrasi
o zaman dünyamızın aşırı derecede ihtiyacı
olduğuna inandığım demokrasinin
19:31
that I believe our worldDünya
desperatelyumutsuzca needsihtiyaçlar.
daha derin versiyonunu
inşa ediyor olacağız.
19:34
(ApplauseAlkış)
(Alkışlar)
19:39
KKKK: Thanksteşekkürler so much, VivekVivek.
VMVM: Thank you.
KK: Çok teşekkürler, Vivek.
VM: Teşekkürler.
19:40
Translated by Samet Ergişi
Reviewed by Cihan Ekmekçi

▲Back to top

About the speaker:

Vivek Maru - Legal empowerment advocate
Vivek Maru is the founder of Namati, a movement for legal empowerment around the world powered by cadres of grassroots legal advocates.

Why you should listen

More than four billion people around the world live outside the protection of the law. Vivek Maru founded Namati in 2011 to grow the movement for legal empowerment, building cadres of grassroots legal advocates, also known as "community paralegals," in ten countries so far. The advocates have worked with more than 65,000 people to protect community lands, enforce environmental law and secure basic rights to healthcare and citizenship. Namati convenes the Global Legal Empowerment Network, more than 1,000 groups from 150 countries who are learning from one another and collaborating on common challenges. Thanks to their work, access to justice is part of the UN's new global development framework, the 2030 Sustainable Development Goals.

From 2003 to 2007, Maru co-founded and co-directed the Sierra Leonean organization Timap for Justice, a pioneering model for delivering justice services in the context of a weak state and a plural legal system. From 2008 to 2011, he served as senior counsel in the Justice Reform Group of the World Bank. His work focused on rule of law reform and governance, primarily in West Africa and South Asia. In 1997–1998 he lived in a hut of dung and sticks in a village in Kutch, his native place, in western India, working on watershed management and girls' education with two grassroots development organizations, Kutch Mahila Vikas Sanghathan and Sahjeevan.

More profile about the speaker
Vivek Maru | Speaker | TED.com