English-Video.net comment policy

The comment field is common to all languages

Let's write in your language and use "Google Translate" together

Please refer to informative community guidelines on TED.com

TEDGlobal 2017

Nnedi Okorafor: Sci-fi stories that imagine a future Africa

Nnedi Okorafor: Geleceğin Afrika'sını hayal eden bilim kurgu hikâyeleri

Filmed:
979,003 views

Yazar Nnedi Okorafor'a göre onun bilim kurgusunun farklı ataları var: Afrikalılar. "Binti" serisi ve romanı "Lagoon" dan alıntılar arasında Okorafor eserinin ilham kaynağını ve köklerini, ayrıca Afrofütürist yazı şekli ile nasıl sıradışı kapılar nasıl açtığını anlatıyor.

- Science fiction writer
Nnedi Okorafor weaves African cultures into the evocative settings and memorable characters of her science fiction work for kids and adults. Full bio

What if an AfricanAfrika girlkız
from a traditionalgeleneksel familyaile
Gelecekteki Afrika'daki geleneksel
bir aileden gelen
00:12
in a partBölüm of futuregelecek AfricaAfrika
Afrikalı bir kız galaksideki
00:16
is acceptedkabul edilmiş into the finestEn iyi
universityÜniversite in the galaxygökada,
en iyi üniversiteye kabul edilse
ve gezegeninden uzaklaşsa
00:18
planetsgezegenler away?
ne olurdu?
00:21
What if she decideskarar to go?
Peki ya gitmeye karar verse?
00:24
This is an excerptalıntı
from my "BintiBinti" novellaNovella trilogyüçlemesi:
Bu "Binti" roman üçlememden bir parça:
00:27
I poweredenerjili up the transporterIşınlama
and said a silentsessiz prayernamaz.
Taşıyıcıyı çalıştırmayı denedim
ve sessizce dua ettim.
00:32
I had no ideaFikir what I was going
to do if it didn't work.
Çalışmazsa ne yapacağımı bilmiyordum.
00:35
My transporterIşınlama was cheapucuz,
Taşıyıcım ucuzdu.
00:38
so even a dropletdamlacık of moistureNem
or, more likelymuhtemelen, a graintahıl of sandkum,
Bir damla nem ya da kum tanesi
00:40
would causesebeb olmak it to shortkısa.
bozulmasına sebep olabilirdi.
00:43
It was faultyhatalı, and mostçoğu of the time
I had to restarttekrar başlat it over and over
Arızalıydı. Çoğu zaman,
çalışıncaya kadar defalarca
00:45
before it workedişlenmiş.
uğraşmam gerekiyordu.
00:49
"Please not now,
please not now," I thought.
Şimdi değil, şimdi değil diye düşündüm.
00:50
The transporterIşınlama shiveredtitredi in the sandkum
and I heldbekletilen my breathnefes.
Taşıyıcı, kumda titredi,
ben nefesimi tuttum.
00:53
TinyKüçük, flatdüz and blacksiyah as a prayernamaz stonetaş,
Küçük, düz ve siyah dua taşı gibi
00:57
it buzzedvızıldadığınız softlyusulca and then
slowlyyavaşça rosegül from the sandkum.
yumuşakça uğuldadı, yavaşça kumdan kalktı.
00:59
FinallySon olarak, it producedüretilmiş
the baggage-liftingBagaj kaldırma forcekuvvet.
Sonunda bagaj kaldırma gücü üretti.
01:03
I grinnedsırıttı.
Gülümsedim.
01:06
Now I could make it
to the shuttleservis aracı on time.
Mekiğe zamanında gidebilirim.
01:07
I swipedyürüttüm. otjizeotjize from my foreheadalın
with my indexindeks fingerparmak and kneltdiz çöktü down,
Alnıma işaret parmağımla "otjize"ye
vurdum ve diz çöktüm.
01:11
then I touchedmüteessir the fingerparmak to the sandkum,
Parmağımla kuma dokundum, tatlı kokulu
01:15
groundingTopraklama the sweet-smellingmis kokulu
redkırmızı claykil into it.
kırmızı toprağın içindeydi.
01:17
"Thank you," I whisperedfısıldadı.
Teşekkürler diye fısıldadım.
01:20
It was a half-mileyarım mil walkyürümek
alonguzun bir the darkkaranlık desertçöl roadyol.
Karanlık çöl yolunda
yarım mil mesafedeydi.
01:23
With the transporterIşınlama workingçalışma
I would make it there on time.
Taşıyıcının çalışmasıyla
zamanında varabilirdim.
01:26
StraighteningDüzleştirme up,
I pauseddurdurulmuş and shutkapamak my eyesgözleri.
Dik durdum
ve gözlerimi kapadım.
01:30
Now, the weightağırlık of my entiretüm life
was pressingbasma on my shouldersomuzlar.
Tüm hayatımın ağırlığı omuzlarımdaydı.
01:32
I was defyingkarşı çıkmak the mostçoğu traditionalgeleneksel
partBölüm of myselfkendim for the first time
Hayatım boyunca ilk defa
geleneksel yanıma
01:36
in my entiretüm life.
karşı koyuyordum.
01:40
I was leavingayrılma in the deadölü of night,
and they had no clueipucu.
Gecenin karanlığında gidiyordum
ve ardımda iz bırakmamıştım.
01:41
My ninedokuz siblingsKardeşler, all olderdaha eski than me
exceptdışında for my youngerdaha genç sisterkız kardeş and brothererkek kardeş,
Dokuz kardeşim, kız ve erkek kardeşim
dışında hepsi benden büyüktü,
01:45
would never see this cominggelecek.
bunu beklemiyorlardı.
01:49
My parentsebeveyn would never imaginehayal etmek
I'd do suchböyle a thing in a millionmilyon yearsyıl.
Böyle bir şey yapacağım
ebeveynlerimin aklından bile geçmezdi.
01:51
By the time they all realizedgerçekleştirilen
what I'd donetamam and where I was going,
Ne yaptığımı ve gittiğimi
fark ettiklerinde
01:55
I'd have left the planetgezegen.
gezegeni terk etmiştim.
01:59
In my absenceyokluk, my parentsebeveyn
would growlGrowl to eachher other
Yokluğumda, ailem birbirlerine bir daha
02:02
that I was never
to setset footayak in theironların home again.
o eve ayak basamayacağımı söylerlerdi.
02:05
My fourdört auntiesAunTies and two unclesdayılar
who livedyaşamış down the roadyol
Yolun aşağısında yaşayan
dört halam iki amcam
02:08
would shoutNot and gossipdedikodu amongstarasında themselveskendilerini
bağırır ve kendi aralarında
02:11
about how I had scandalizedscandalized
the entiretüm bloodlineKan bağı.
tüm ailenin şerefini
nasıl kirlettiğimi konuşurlardı.
02:13
I was going to be a pariahparya.
Dışlanacaktım.
02:16
"Go," I softlyusulca whisperedfısıldadı
to the transporterIşınlama,
"Git" diye fısıldadım taşıyıcıya sakince,
02:19
stampingpresleme my footayak.
ayağımı yere vurarak.
02:21
The thinince metalmetal ringshalkalar I woregiydiği
around eachher ankleayak bileği jingledjingled noisilybağırmak,
Bileklerime giydiğim ince metal şıkırdadı.
02:23
but I stampeddamgalı my footayak again.
Yine de ayağımı yeniden vurdum.
02:26
OnceBir kez on, the transporterIşınlama workedişlenmiş besten iyi
when I didn't touchdokunma it.
Taşıyıcı bir kez hareket ettikten sonra
dokunmazsam en iyi şekilde çalışıyordu.
02:29
"Go," I said again,
sweatter formingşekillendirme on my browkaş.
"Git" dedim tekrar, kaşımda ter birikti.
02:32
When nothing movedtaşındı,
Hiçbir şey kımıldamayınca
02:36
I chancedtesadüf eseri givingvererek the two largegeniş suitcasesbavul
sittingoturma atopüstünde the forcekuvvet fieldalan a shovekıpırdamak.
güç alanının üst kısmındaki
iki büyük bavulu atmaya karar verdim.
02:37
They movedtaşındı smoothlydüzgünce,
and I breathednefes anotherbir diğeri sighiç çekme of reliefkabartma.
Yavaşça hareket ettiler,
rahatlayıp derin nefes aldım.
02:42
At leasten az some luckşans was on my sideyan.
En azından şans yanımdaydı.
02:45
So, in a distantuzak futuregelecek partBölüm of AfricaAfrika,
Afrika'nın uzak geleceğinde,
02:50
BintiBinti is a mathematicalmatematiksel geniusdeha
of the HimbaHimba ethnicetnik groupgrup.
Binti, Himba etnik grubundan
bir matematik dehası.
02:53
She's been acceptedkabul edilmiş
into a universityÜniversite on anotherbir diğeri planetgezegen,
Başka bir gezegende
üniversiteye kabul edilmiş.
02:57
and she's decidedkarar to go.
Gitmeye karar vermiş.
03:00
CarryingTaşıma the bloodkan
of her people in her veinsdamarlar,
Damarlarında, öğretilerle, yollarla
03:02
adornedsüslenmiş with the teachingsöğretileri,
waysyolları, even the landarazi on her very skincilt,
süslenmiş insanlarının kanını taşıyor,
cildinde bile toprağın izi var.
03:04
BintiBinti leavesyapraklar the earthtoprak.
Binti, Dünya'yı terk ediyor.
03:09
As the storyÖykü progressesilerledikçe,
she becomesolur not other, but more.
Hikâye ilerledikçe, başkası değil,
daha fazlası oluyor.
03:12
This ideaFikir of leavingayrılma but bringinggetiren
and then becomingolma more
Gitmenin fakat bir şeyler getirip
sonra daha fazla olması fikri
03:16
is at one of the heartskalpler of AfrofuturismAfrofuturism,
Afrofütürizmin kalplerinden biridir
03:19
or you can simplybasitçe call it
a differentfarklı typetip of scienceBilim fictionkurgu.
veya farklı bir
bilim kurgu diyebilirsiniz.
03:22
I can besten iyi explainaçıklamak the differencefark betweenarasında
classicklasik scienceBilim fictionkurgu and AfrofuturismAfrofuturism
Klasik bilim kurguyla
Afrofütürizmin farkını en iyi
03:26
if I used the octopusAhtapot analogyanaloji.
bir ahtapot analoji ile açıklayabilirim.
03:31
Like humansinsanlar,
İnsanlar gibi,
03:34
octopusesAhtapot are some of the mostçoğu
intelligentakıllı creaturesyaratıklar on earthtoprak.
ahtapotlar da yeryüzündeki
en zeki varlıklardandır.
03:35
HoweverAncak, octopusAhtapot intelligencezeka evolvedgelişti
from a differentfarklı evolutionaryevrimsel linehat,
Ancak ahtapotların zekâ evrimi
03:39
separateayrı from that of humaninsan beingsvarlıklar,
insanlardan farklı bir çizgi izlemiş.
03:44
so the foundationvakıf is differentfarklı.
Bu nedenle temeli farklı.
03:46
The sameaynı can be said about the foundationsVakıflar
of variousçeşitli formsformlar of scienceBilim fictionkurgu.
Aynı şey çeşitli bilim kurguların
temelleri için de söylenebilir.
03:49
So much of scienceBilim fictionkurgu speculatesgörüşündedir
Bilim kurgunun büyük kısmı
03:54
about technologiesteknolojiler,
societiestoplumlar, socialsosyal issuessorunlar,
teknoloji, toplum, sosyal sorunlar
03:57
what's beyondötesinde our planetgezegen,
what's withiniçinde our planetgezegen.
gezegenimizin ötesi ve içi
hakkında spekülasyonlar yapar.
04:00
ScienceBilim fictionkurgu is one of the greatestEn büyük
and mostçoğu effectiveetkili formsformlar
Bilim kurgu ayrıca
siyasi yazı tarzının en etkili
04:03
of politicalsiyasi writingyazı.
ve en önemli biçimlerindendir.
04:06
It's all about the questionsoru, "What if?"
''Ya olursa?'' sorusu hakimdir bu türe.
04:08
Still, not all scienceBilim fictionkurgu
has the sameaynı ancestralatalarının bloodlineKan bağı,
Yine de tüm bilim kurgular
aynı soy ağacına sahiptir,
04:11
that linehat beingolmak Western-rootedWestern köklü
scienceBilim fictionkurgu,
Bu soyun başında
Batı temelli bilim kurgu vardır,
04:16
whichhangi is mostlyçoğunlukla whitebeyaz and maleerkek.
burada çoğunluk beyaz ve erkektir.
04:19
We're talkingkonuşma IsaacIsaac AsimovAsimov, JulesJules VerneVerne,
Isaac Asimov, Jules Verne,
04:22
H.G. WellsWells, GeorgeGeorge OrwellOrwell,
RobertRobert HeinleinHeinlein, etcvb.
H.G. Wells, George Orwell,
Robert Heinlein'dan bahsediyoruz.
04:25
So what if a Nigerian-AmericanNijerya-Amerikalı
wroteyazdı scienceBilim fictionkurgu?
Nijerya-Amerikalı biri
bilim kurgu yazsa ne olur?
04:30
GrowingBüyüyen up, I didn't
readokumak much scienceBilim fictionkurgu.
Büyürken çok fazla bilim kurgu okumadım.
04:35
I couldn'tcould relateilgili to these storieshikayeleri
Yabancı korkusu, kolonileşme,
04:38
preoccupieddalgın with xenophobiayabancı düşmanlığı,
colonizationkolonizasyonu and seeinggörme aliensuzaylılar as othersdiğerleri.
başkalarının uzaylı olarak görülmesi
konuları ilgimi çekmiyordu.
04:40
And I saw no reflectionyansıma of anyonekimse
who lookedbaktı like me in those narrativesanlatılar.
Bu anlatılarda bana benzeyen
kimseye de rastlamıyordum.
04:46
In the "BintiBinti" novellaNovella trilogyüçlemesi,
''Binti'' roman üçlemesinde,
04:50
BintiBinti leavesyapraklar the planetgezegen
to seekaramak educationEğitim from extraterrestrialsuzaylılar.
Binti Dünya dışı varlıklardan
eğitim almak için gezegeni terk ediyor.
04:52
She goesgider out as she is,
Olduğu gibi gidiyor,
04:56
looking the way she looksgörünüyor,
göründüğü gibi,
04:58
carryingtaşıma her cultureskültürler,
kültürüyle beraber,
05:00
beingolmak who she is.
olduğu kişi olarak.
05:01
I was inspiredyaratıcı to writeyazmak this storyÖykü
Bu hikâyeyi,
05:04
not because I was followingtakip etme
a linehat of classicklasik spaceuzay operaopera narrativesanlatılar,
klasik uzay anlatılarını
takip ettiğimden değil
05:05
but because of bloodkan that runskoşar deepderin,
kanımız, aile, kültürel çatışma,
05:10
familyaile, culturalkültürel conflictfikir ayrılığı
ve Afrikalı bir kızın
05:12
and the need to see an AfricanAfrika girlkız
leaveayrılmak the planetgezegen on her ownkendi termsşartlar.
kendi başına gezegeni terk ettiğini
görme amacıyla yazdım.
05:15
My scienceBilim fictionkurgu
had differentfarklı ancestorsatalarımız,
Benim bilim kurgumun farklı ataları vardı,
05:20
AfricanAfrika onesolanlar.
Afrikalı atalar.
05:23
So I'm Nigerian-AmericanNijerya-Amerikalı.
Ben Nijerya asıllı bir Amerikalıyım.
05:26
I was borndoğmuş to two
NigerianNijerya immigrantGöçmen parentsebeveyn
Nijeryalı bir anne babanın
05:28
and raisedkalkık in the UnitedAmerika StatesBirleşik,
ABD'de yetiştirilmiş kızıyım,
05:31
one of the birthplacesDoğum
of classicklasik scienceBilim fictionkurgu.
klasik bilim kurgunun
doğum yerlerinden biri.
05:33
HoweverAncak, it was my NigerianNijerya heritagemiras
that led me to writeyazmak scienceBilim fictionkurgu.
Ancak bana bilim kurgu yazdıran
Nijerya mirasım oldu.
05:36
SpecificallyÖzellikle I citeanmak those familyaile tripsgezileri
to NigeriaNijerya in the lategeç '90s.
90'lı yılların sonunda Nijerya'ya yapılan
aile gezilerine atıf yapmak istiyorum.
05:41
I'd been takingalma tripsgezileri back to NigeriaNijerya
with my familyaile sincedan beri I was very younggenç.
Çok küçük yaştan itibaren ailemle
Nijerya'ya gezilere giderdik.
05:47
These earlyerken tripsgezileri inspiredyaratıcı me.
Bu geziler bana ilham verdi.
05:51
HenceBu nedenle the first storyÖykü that I ever
even wroteyazdı tookaldı placeyer in NigeriaNijerya.
Böylelikle yazdığım ilk hikâye
Nijerya'da geçmiş oldu.
05:54
I wroteyazdı mainlyağırlıklı olarak magicalbüyülü realismgerçekçilik and fantasyfantezi
Genel olarak sihirli realizm
ve fantazi yazdım,
05:58
inspiredyaratıcı by my love of Igboİbo dili
Igbo sevgimden
06:01
and other WestBatı AfricanAfrika traditionalgeleneksel
cosmologiescosmologies and spiritualitiesSpiritualities.
ve Batı Afrika geleneksel kozmoloji
ve maneviyatından ilham almıştım.
06:03
HoweverAncak, in the lategeç '90s,
90'ların sonunda ise
06:08
I startedbaşladı noticingfark
the rolerol of technologyteknoloji in NigeriaNijerya:
Nijerya'da teknolojinin rolünü
fark etmeye başladım:
06:11
cablekablo TVTV and cellhücre phonestelefonlar in the villageköy,
köylerde kablolu TV ve cep telefonları,
06:15
419 scammersscammers occupyingişgal the cybercafescybercafes,
internet kafeleri işgal eden
419 dolandırıcıları,
06:18
the smallküçük generatorjeneratör connectedbağlı
to my cousin'sKuzeninin desktopMasaüstü computerbilgisayar
elektrik sürekli kesildiği için
kuzenimin masaüstü bilgisayarına
06:21
because the powergüç
was always going on and off.
bağladığı küçük jeneratör.
06:25
And my AmericannessAmericanness otheredothered me enoughyeterli
Amerikalı yanım,
Nijeryalıların normal gördüğü
06:28
to be intriguedilgisini by these things
that mostçoğu NigeriansNijeryalılar saw as normalnormal.
bu şeyleri yadırgamama
neden olacak kadar ilgimi çekti.
06:31
My intrigueentrika eventuallysonunda
gaveverdi birthdoğum to storieshikayeleri.
Sonra bu ilgim hikâyelere dönüştü.
06:36
I startedbaşladı openingaçılış strangegarip doorskapılar.
Tuhaf kapılar açmaya başladım.
06:40
What if aliensuzaylılar camegeldi to LagosLagos, NigeriaNijerya?
Ya uzaylılar Lagos, Nijerya'ya gelirlerse?
06:44
This is an excerptalıntı
from my novelyeni, "LagoonLagoon."
Bu ''Lagoon'' romanımdan bir alıntı.
06:50
EverybodyHerkes saw it,
Onu herkes gördü,
06:56
all over the worldDünya.
tüm dünyada herkes.
06:58
That was a realgerçek introductionGiriş
to the great messdağınıklık happeningolay in LagosLagos,
Bu Lagos'ta, Nijerya'da,
burada Afrika'da yaşanan bu karmaşanın
07:00
NigeriaNijerya, WestBatı AfricaAfrika, AfricaAfrika, here.
gerçek bir tanıtımıydı.
07:04
Because so manyçok people in LagosLagos
had portabletaşınabilir, chargeableücretli,
Lagos'ta o kadar insanın taşınabilir,
şarj edilebilir, ışıldayan,
07:10
glowingparlayan, vibratingTitreşimli, chirpingcıvıl cıvıl, tweetingTweeting,
communicatingiletişim, connectedbağlı devicescihazlar,
titreyen, çalan, tvit atan, iletişim kuran
ve bağlantısı olan cihazı var ki
07:13
practicallypratikte everything was recordedkaydedilmiş
and postedgönderildi onlineinternet üzerinden in some way,
bir şekilde her şey internette
kaydediliyor veya paylaşılıyor,
07:17
somehowbir şekilde,
bir şekilde,
07:21
quicklyhızlı bir şekilde.
hızlıca.
07:23
The modernmodern humaninsan worldDünya
is connectedbağlı like a spider'sörümcek web.
Modern insan dünyası
örümcek ağı gibi bağlı.
07:25
The worldDünya was watchingseyretme.
Dünya izliyordu.
07:30
It watchedizledi in fascinatedbüyülenmiş horrorkorku
Bilgi almak için dehşet içinde
07:32
for informationbilgi,
ama daha çok eğlence için
07:34
but mostlyçoğunlukla for entertainmenteğlence.
izlediler.
07:36
FootageGörüntüleri of what was happeningolay
dominatedhakim everyher internationalUluslararası newshaber sourcekaynak,
Olan bitenin kamera görüntüleri
uluslararası haber kaynağını,
07:39
video-sharingvideo paylaşım websiteWeb sitesi, socialsosyal network,
circledaire, pyramidpiramit and trapezoidyamuk.
video paylaşma sitelerini, sosyal medyayı,
circle, pyramid ve trapezoid'i esir aldı.
07:42
But the storyÖykü goesgider deeperDaha derine.
Ancak hikâye daha derine iniyor.
07:47
It is in the mudçamur,
Çamurun içinde,
07:50
the dirtkir,
kirin,
07:51
the earthtoprak,
toprağın,
07:53
in the fonddüşkün memorybellek of the soilySoily cosmosEvren.
toprak kozmonun güzel anısında.
07:55
It is in the always minglingkarışarak
pastgeçmiş, presentmevcut and futuregelecek.
Sürekli birbirine karışan
geçmiş, şu an ve geleceğin içinde.
07:58
It is in the waterSu.
Suyun içinde.
08:02
It is in the powerfulgüçlü spiritsalkollü içkiler
and ancestorsatalarımız who dwelleddwelled in LagosLagos.
Lagos'ta yaşamış güçlü ruh
ve atalarımızın içinde.
08:04
It is in the heartskalpler and mindszihinler
of the people of LagosLagos.
Lagos insanlarının
kalp ve akılları içinde.
08:08
ChangeDeğiştir begetsdoğurur changedeğişiklik.
Değişim değişime yol açar.
08:12
The alienyabancı AyodeleAyodele knewbiliyordum it.
Uzaylı Ayodele bunu biliyordu.
08:15
All her people know it.
Tüm halkı bunu biliyordu.
08:17
So, this is a voiceses of UdideUdide,
the supremeyüce spiderörümcek artistsanatçı,
Bu Udide'nin sesi,
büyük örümcek ressam,
08:21
who is olderdaha eski than dirtkir
topraktan daha yaşlı
08:25
and liveshayatları in the dirtkir
beneathaltında the cityŞehir of LagosLagos,
ve Lagos şehri altındaki
toprağın içinde yaşıyor,
08:26
listeningdinleme and commentingyorum
uzaylıların Lagos'a geliş hikâyesini
08:29
and weavingdokuma the storyÖykü
of extraterrestrialsuzaylılar cominggelecek to LagosLagos.
dinliyor ve yorum yapıyor.
08:31
In the endson, the great spiderörümcek
who was the sizeboyut of a houseev
Sonunda bir ev boyunda olan,
08:35
and responsiblesorumluluk sahibi for weavingdokuma
the pastgeçmiş, presentmevcut and futuregelecek
geçmiş, şu an ve geleceği örmekle
sorumlu örümcek
08:38
decideskarar to come forthileri
and be a partBölüm of the storyÖykü.
öne çıkıp hikâyenin bir parçası
olmaya karar veriyor.
08:41
Like UdideUdide, the spiderörümcek artistsanatçı,
Udide gibi, örümcek ressam,
08:45
AfricanAfrika scienceBilim fiction'skurgu bloodkan runskoşar deepderin
Afrikalı bilim kurgu kanı derinde akıyor
08:47
and it's oldeski,
ve çok eski...
08:51
and it's readyhazır to come forthileri,
Öne çıkmaya hazır
08:52
and when it does,
ve çıktığında,
08:55
imaginehayal etmek the newyeni technologiesteknolojiler, ideasfikirler
and sociopoliticaltoplum politiksel changesdeğişiklikler it'llolacak inspireilham vermek.
ilham vereceği yeni teknoloji, fikirler,
sosyopolitik değişiklikleri düşünün.
08:56
For AfricansAfrikalılar, homegrownkendi bahçesinde yetişen
scienceBilim fictionkurgu can be a will to powergüç.
Afrikalılar için evlerinden çıkan
bilim kurgu güce giden irade olabilir.
09:03
What if?
Ya olursa?
09:08
It's a powerfulgüçlü questionsoru.
Güçlü bir soru.
09:10
Thank you.
Teşekkürler
09:12
(ApplauseAlkış)
(Alkışlar)
09:13
Translated by Cihan Ekmekçi
Reviewed by Figen Ergürbüz

▲Back to top

About the speaker:

Nnedi Okorafor - Science fiction writer
Nnedi Okorafor weaves African cultures into the evocative settings and memorable characters of her science fiction work for kids and adults.

Why you should listen

Nnedi Okorafor is an award-winning novelist of African-based science fiction, fantasy and magical realism. Born in the US to Nigerian immigrant parents, Okorafor is known for weaving African cultures into creative settings and memorable characters. Her books include Lagoon (a British Science Fiction Association Award finalist for best novel), Who Fears Death (a World Fantasy Award winner for best novel), Kabu Kabu (a Publisher's Weekly best book for Fall 2013), Akata Witch (an Amazon.com best book of the year), Zahrah the Windseeker (winner of the Wole Soyinka Prize for African Literature) and The Shadow Speaker (a CBS Parallax Award winner).

Her 2016 novel The Book of Phoenix is an Arthur C. Clarke Award finalist, while the first book in the Binti Trilogy won both the Hugo and Nebula Awards for Best Novella. Her children’s book Chicken in the Kitchen won an Africana Book Award. The final installment of the Binti Trilogy, titled The Night Masquerade, will be released in September 2017, and the sequel to Akata Witch (titled Akata Warrior) is was published in October 2017. Meanwhile, her book Who Fears Death has been optioned by HBO, with Game of Thrones' George R.R. Martin as executive producer.

Okorafor is a full professor at the University at Buffalo, New York (SUNY).

More profile about the speaker
Nnedi Okorafor | Speaker | TED.com