English-Video.net comment policy

The comment field is common to all languages

Let's write in your language and use "Google Translate" together

Please refer to informative community guidelines on TED.com

TEDSalon NY2013

Bruce Feiler: Agile programming -- for your family

Bruce Feiler: Agile programlama -- aileniz için

Filmed
Views 1,431,050

Bruce Feiler'in radikal bir fikri var: Modern aile yaşantısının stresiyle başedebilmek için, agile uygulayın. Agile yazılım programcılığından esinlenen, Feiler, esnekliği, aşağıdan yukarıya fikir akışını, sürekli geri bildirimi ve sorumluluğu cesaretlendiren aile uygulamalarını tanıtıyor. Şaşırtıcı bir özellik ise: Çocuklar kendi cezalarını belirliyorlar.

- Writer
Bruce Feiler is the author of "The Secrets of Happy Families," and the writer/presenter of the PBS miniseries "Walking the Bible." Full bio

SoYani here'sburada the goodiyi newshaber about familiesaileleri.
İşte size aileler hakkında güzel bir haber.
00:16
The lastson 50 yearsyıl have seengörüldü a revolutiondevrim
Geçtiğimiz 50 yıl aile olmanın anlamı açısından
00:19
in whatne ito meansanlamına geliyor to be a familyaile.
bir devrime şahit oldu.
00:21
WeBiz have blendedharmanlanmış familiesaileleri, adoptedbenimsenen familiesaileleri,
Karışık aileler var, evlat edinmiş aileler var
00:23
weBiz have nuclearnükleer familiesaileleri livingyaşam in separateayrı housesevler
ayrı evlerde yaşayan çekirdek aileler olduğu gibi
00:26
and divorcedboşanmış familiesaileleri livingyaşam in the sameaynı houseev.
aynı evde yaşayan boşanmış aileler var.
00:28
ButAma throughvasitasiyla ito allherşey, the familyaile has grownyetişkin strongergüçlü.
Fakat bununla beraber, aileler güçlenerek büyüdü.
00:31
EightSekiz in 10 saysöylemek the familyaile theyonlar have todaybugün
10 kişiden 8'i bugün sahip oldukları ailelerinin
00:34
is as stronggüçlü orveya strongergüçlü thangöre the familyaile theyonlar grewbüyüdü upyukarı in.
içinde büyüdükleri aileleri kadar ya da daha güçlü olduğunu söylüyor.
00:36
NowŞimdi, here'sburada the badkötü newshaber.
Şimdi de size kötü bir haber.
00:41
NearlyNeredeyse everyoneherkes is completelytamamen overwhelmedboğulmuş
Neredeyse herkes aile hayatının kaosundan
00:43
by the chaoskaos ofarasında familyaile life.
dolayı bunalmış durumda.
00:45
EveryHer parentebeveyn I knowbilmek, myselfkendim includeddahil,
Ben dahil tanıdığım her ebeveyn,
00:48
feelshissediyor like we'rebizler constantlysürekli playingoynama defensesavunma.
sürekli savunmayı oynuyoruz gibi hissediyor.
00:50
JustSadece whenne zaman ourbizim kidsçocuklar stopDur teethingdiş çıkarma, theyonlar startbaşlama havingsahip olan tantrumshuysuzluk nöbetleri.
Çocuklarımız diş dökmeyi bitirir bitirmez öfke nöbetleri geçiriyorlar.
00:52
JustSadece whenne zaman theyonlar stopDur needinggerek ourbizim helpyardım et takingalma a bathbanyo,
Bizim yardımımız olmadan banyo yapmaya başladıklarında
00:55
theyonlar needgerek ourbizim helpyardım et dealingmuamele withile cyberstalkingCyberstalking orveya bullyingzorbalık.
Internet tacizciliği ya da zorbalık konusunda yardıma ihtiyaç duyuyorlar.
00:57
And here'sburada the worsten kötü newshaber ofarasında allherşey.
Tüm bu haberlerin en kötüsü ise,
01:01
OurBizim childrençocuklar senseduyu we'rebizler outdışarı ofarasında controlkontrol.
çocuklarımızın, bizim kontrolü kaybettiğimizi düşünmeleri.
01:03
EllenEllen GalinskyGalinsky ofarasında the FamiliesAileler and Work InstituteEnstitüsü
Aile ve Çalışma Enstitüsü'nden Ellen Galinsky
01:06
askeddiye sordu 1,000 childrençocuklar, "IfEğer yousen were grantedverilmiş
1000 çocuğa "Anne ve babanla ilgili bir dilek tutman
01:09
onebir wishdilek about yoursenin parentsebeveyn, whatne would ito be?"
istenseydi, ne dilerdin?" diye sordu.
01:12
The parentsebeveyn predictedtahmin the kidsçocuklar would saysöylemek,
Ebeveynler çocuklarının onlarla daha fazla zaman
01:15
spendingharcama moreDaha timezaman withile themonları.
geçirmeyi dilemiş olacaklarını düşündü.
01:17
TheyOnlar were wrongyanlış. The kids'çocukların numbernumara onebir wishdilek?
Yanıldılar. Çocukların ilk sıradaki dilekleri ne miydi?
01:20
ThatBu theironların parentsebeveyn be lessaz tiredyorgun and lessaz stressedvurguladı.
Ebeveynlerinin daha az yorgun ve stresli olmaları.
01:23
SoYani howNasıl can weBiz changedeğişiklik thisbu dynamicdinamik?
Bu gidişatı nasıl değiştirebiliriz?
01:27
Are thereOrada concretebeton thingseşyalar weBiz can do to reduceazaltmak stressstres,
Stresi azaltacak,
01:29
drawçekmek ourbizim familyaile closeryakın,
ailemizi daha çok yakınlaştıracak
01:33
and generallygenellikle preparehazırlamak ourbizim childrençocuklar to entergirmek the worldDünya?
ve çocuklarımızı dünyaya katılmaya hazırlayacak somut şeyler var mı?
01:35
I spentharcanmış the lastson fewaz yearsyıl tryingçalışıyor to answerCevap thato questionsoru,
Ben son birkaç yılımı bu soruyu cevaplamak adına
01:39
travelingseyahat aroundetrafında, meetingtoplantı familiesaileleri, talkingkonuşma to scholarsbilim adamları,
seyahat ederek, ailelerle tanışarak, eğitimcilerle konuşarak
01:43
expertsuzmanlar rangingarasında değişen fromitibaren eliteseçkinler peaceBarış negotiatorsmüzakereciler
seçkin barış müzakerecilerinden tutun da
01:46
to WarrenWarren Buffett'sBuffett'ın bankersbankacılar to the GreenYeşil BeretsBere.
Warren Buffet'in bankacılarına ve Yeşil Bereliler'e varana kadar birçok uzmanla geçirdim.
01:49
I was tryingçalışıyor to figureşekil outdışarı, whatne do happymutlu familiesaileleri do right
Mutlu ailelerin neyi doğru yaptığını
01:53
and whatne can I learnöğrenmek fromitibaren themonları to makeYapmak mybenim familyaile happierdaha mutlu?
ve kendi ailemi mutlu edebilmek için öğrenebileceklerimi çözmeye çalışıyordum.
01:56
I want to tellsöylemek yousen about onebir familyaile thato I metmet,
Tanıştığım bir aileden,
02:01
and whyniye ya I thinkdüşünmek theyonlar offerteklif cluesİpuçları.
ve bunların neden bu konuda ipuçları sunduğundan size bahsetmek istiyorum.
02:03
At 7 p.m. on a SundayPazar in HiddenGizli SpringsYaylar, IdahoIdaho,
Idaho, Hidden Springs'te bir Pazar akşam 7'de,
02:06
wherenerede the sixaltı membersüyeler ofarasında the StarrStarr familyaile are sittingoturma downaşağı
Starr ailesinin altı üyesi
02:09
to the highlightvurgulamak ofarasında theironların weekhafta: the familyaile meetingtoplantı.
haftalarının ilginç olaylarını aile toplantılarında tartışıyorlar.
02:11
The StarrsStarrs are a regulardüzenli AmericanAmerikan familyaile
Starr ailesi, sıradan Amerikan aile problemleri
02:14
withile theironların sharepay ofarasında regulardüzenli AmericanAmerikan familyaile problemssorunlar.
olan sıradan bir Amerikan ailesi.
02:16
DavidDavid is a softwareyazılım engineermühendis. EleanorEleanor takes carebakım
David, yazılım mühendisi. Eleanor, ailesinin yaşları
02:19
ofarasında theironların fourdört childrençocuklar, agesyaşlar 10 to 15.
10-15 arasındaki dört çocuğuna bakıyor.
02:22
OneBir ofarasında thosebu kidsçocuklar tutorsÖğretmenler mathmatematik on the faruzak sideyan ofarasında townkasaba.
Çocuklardan biri şehrin öbür ucunda matematik dersi veriyor.
02:25
OneBir has lacrosseLakros on the nearyakın sideyan ofarasında townkasaba.
Diğeri şehre yakın bir yerde lakros oynuyor.
02:28
OneBir has AspergerAsperger syndromesendrom. OneBir has ADHDDEHB.
Biri Asperger sendromlu. Bir diğerininse Hiperaktivite sorunu (ADHD) var.
02:30
"WeBiz were livingyaşam in completetamamlayınız chaoskaos," EleanorEleanor saiddedim.
'Büyük bir kaosun içerisinde yaşıyorduk', diyordu Eleanor.
02:34
WhatNe the StarrsStarrs did nextSonraki, thoughgerçi, was surprisingşaşırtıcı.
Buna rağmen, sonrasında, Starrların yapmış olduğu şey şaşırtıcıydı,
02:37
InsteadBunun yerine ofarasında turningdöndürme to friendsarkadaşlar orveya relativesakrabaları,
Arkadaşlarına ya da akrabalarına danışmak yerine,
02:40
theyonlar lookedbaktı to David'sDavid'in workplaceiş yeri.
David'in çalışma yerine odaklandılar.
02:43
TheyOnlar turneddönük to a cutting-edgeson teknoloji programprogram calleddenilen agileÇevik developmentgelişme
Agile geliştirme adında en son teknoloji ürünü olan,
02:46
thato was justsadece spreadingyayma fromitibaren manufacturersüreticileri in JapanJaponya
Japonya'daki imalatçılardan
02:49
to startupsbaşlatılması in SiliconSilikon ValleyVadi.
Silikon Vadisi'ndeki yeni kurulan şirketlere kadar yayılmakta olan bir program üzerine yoğunlaştılar.
02:52
In agileÇevik, workersişçiler are organizedörgütlü intoiçine smallküçük groupsgruplar
Agile geliştirmede, çalışanlar küçük gruplara ayrılıyor
02:55
and do thingseşyalar in veryçok shortkısa spansaçıklıklı ofarasında timezaman.
ve çok kısa zaman dilimlerinde işlerini yapıyorlar.
02:58
SoYani insteadyerine ofarasında havingsahip olan executivesYöneticiler issuekonu grandbüyük proclamationsBildiriler,
Yani yöneticilere büyük duyurular yaptırmak yerine,
03:00
the teamtakım in effectEfekt managesyönetir itselfkendisi.
takım kendi kendini yönetiyor aslında.
03:03
YouSen have constantsabit feedbackgeri bildirim. YouSen have dailygünlük updategüncelleştirme sessionsoturumları.
Sürekli geri dönüş alıyorsunuz. Günlük güncelleme seanslarınız var.
03:06
YouSen have weeklyhaftalık reviewsdeğerlendirmeden edinildi. You'reSen constantlysürekli changingdeğiştirme.
Haftalık değerlendirmeniz var. Sürekli değişiyorsunuz.
03:09
DavidDavid saiddedim whenne zaman theyonlar broughtgetirdi thisbu systemsistem intoiçine theironların homeev,
David, bu sistemi evlerine getirdiklerinde,
03:13
the familyaile meetingstoplantılar in particularbelirli increasedartmış communicationiletişim,
aile toplantılarının özellikle iletişimi arttırdığını,
03:16
decreasedazalma stressstres, and madeyapılmış everybodyherkes
stresi azalttığını ve bunun herkesi
03:19
happierdaha mutlu to be partBölüm ofarasında the familyaile teamtakım.
ailenin bir parçası yaptığı için mutlu ettiğini söyledi.
03:22
WhenNe zaman mybenim wifekadın eş and I adoptedbenimsenen thesebunlar familyaile meetingstoplantılar and otherdiğer techniquesteknikleri
Ben ve eşim bu aile toplantılarını ve diğer teknikleri
03:25
intoiçine the liveshayatları ofarasında ourbizim then-five-year-oldo-beş-yıl-yaşlı twinikiz daughterskız çocukları,
o zaman beş yaşında olan ikiz kızlarımızın hayatlarına dahil ettiğimizde bu
03:28
ito was the biggesten büyük singletek changedeğişiklik weBiz madeyapılmış sincedan beri ourbizim daughterskız çocukları were borndoğmuş.
kızlarımızın doğumundan bu yana yaptığımız en büyük değişiklik oldu.
03:31
And thesebunlar meetingstoplantılar had thisbu effectEfekt
Bu toplantılar bu etkiyi
03:35
whilesüre takingalma underaltında 20 minutesdakika.
20 dakikadan az sürse de yarattılar.
03:37
SoYani whatne is AgileÇevik, and whyniye ya can ito helpyardım et
O zaman nedir bu 'Agile', çok değişik gibi
03:40
withile somethingbir şey thato seemsgörünüyor soyani differentfarklı, like familiesaileleri?
gözüken, aile gibi bir konuda bile niçin yardımcı olabilir ?
03:42
In 1983, JeffJeff SutherlandSutherland was a technologistTeknoloji uzmanı
1983 yılında, Jeff Sutherland
03:45
at a financialmali firmfirma in NewYeni Englandİngiltere.
İngiltere'de bir finans şirketinde teknolojist olarak çalışıyordu.
03:47
HeO was veryçok frustratedhayal kırıklığına uğramış withile howNasıl softwareyazılım got designedtasarlanmış.
Yazılımların nasıl dizayn edildiği konusunda büyük hayal kırıklıkları yaşıyordu.
03:50
CompaniesŞirketler followedtakip etti the waterfallşelale methodyöntem, right,
Şirketler, waterfall denen üst düzey yöneticilerin
03:53
in whichhangi executivesYöneticiler issuedVeriliş ordersemirler thato slowlyyavaşça trickledalınmamış downaşağı
emirlerini hiyerarşik yapı içinde
03:55
to programmersprogramcılar belowaltında,
alt kademedeki programcılara doğru
03:58
and noyok hayır onebir had everhiç consultedistişare the programmersprogramcılar.
onlara hiç danışmadan aktardıkları bir metodu takip ediyorlardı.
04:00
Eighty-threeSeksen üç percentyüzde ofarasında projectsprojeler failedbaşarısız oldu.
Projelerin yüzde seksenüçü başarısız oldu.
04:03
TheyOnlar were too bloateddavul gibi şişmiş orveya too outdışarı ofarasında datetarih
Tamamlandıklarında ya çok şişirilmiş oluyorlardı ya da
04:05
by the timezaman theyonlar were donetamam.
güncelliklerini kaybediyorlardı.
04:08
SutherlandSutherland wanted to createyaratmak a systemsistem wherenerede
Sutherland fikirlerin sadece yukarıdan aşağıya
04:10
ideasfikirler didn'tvermedi justsadece percolatesüzülmek downaşağı butfakat could percolatesüzülmek upyukarı fromitibaren the bottomalt
değil aynı zamanda aşağıdan yukarıya da yönlenebileceği
04:13
and be adjustedayarlanabilir in realgerçek timezaman.
ve de gerçek zamanlı olarak ayarlanabileceği bir sistem yaratmak istiyordu.
04:17
HeO readokumak 30 yearsyıl ofarasında HarvardHarvard Businessİş ReviewBir daha gözden geçirme
Harvard Business Review'ın 30 yıllık makalelerini okudu
04:19
beforeönce stumblinggüçlük uponüzerine an articlemakale in 1986
ta ki 1986 yılında
04:22
calleddenilen "The NewYeni NewYeni ProductÜrün DevelopmentGeliştirme GameOyunu."
'Yepyeni Ürün Geliştirme Oyunu' adlı bir makaleye rastlayana kadar.
04:25
ItBu saiddedim thato the pacehız ofarasında business was quickeninghızlanması --
Makalede iş hayatının hızının arttığından
04:28
and by the way, thisbu was in 1986 --
-- bu arada yıl 1986 --
04:31
and the mostçoğu successfulbaşarılı companiesşirketler were flexibleesnek.
ve de en başarılı şirkletlerin esnek olanlar olduğundan bahsediliyordu.
04:33
ItBu highlightedvurgulanmış ToyotaToyota and CanonCanon
Toyota ve Canon'un altını çiziyordu
04:37
and likenedbenzetti theironların adaptableuyarlanabilir, tight-knitsıkı teamstakımlar to rugbyRagbi scrumsbaşlatmadazayıf.
ve onların sıkı sıkıya bağlı ekiplerini rugby oynarken kenetlenen oyunculara benzetti.
04:38
As SutherlandSutherland toldsöyledi meben mi, weBiz got to thato articlemakale,
Sutherland'ın bana söylediği gibi, bu makaleyi anladık
04:43
and saiddedim, "That'sYani ito."
ve 'İşte budur' dedik.
04:45
In Sutherland'sSutherland'ın systemsistem, companiesşirketler don'tyapamaz usekullanım
Sutherland'ın sisteminde şirketler,
04:47
largegeniş, massivemasif projectsprojeler thato take twoiki yearsyıl.
iki yıl süren çok büyük projeleri kullanmıyorlar.
04:50
TheyOnlar do thingseşyalar in smallküçük chunksparçaları.
İşleri küçük parçalara bölerek hallediyorlar.
04:53
NothingHiçbir şey takes longeruzun thangöre twoiki weekshaftalar.
Hiçbirşey iki haftadan uzun sürmüyor.
04:54
SoYani insteadyerine ofarasında sayingsöz, "YouSen guysadamlar go off intoiçine thato bunkersığınak
Bu sayede, 'Arkadaşlar, gidin şu sığınağa girin
04:57
and come backgeri withile a cellhücre phonetelefon orveya a socialsosyal network,"
ve geri döndüğünüzde elinizde bir cep telefonu veya sosyal bir ağ olsun' demek yerine
04:59
yousen saysöylemek, "YouSen go off and come upyukarı withile onebir elementeleman,
' Gidin, tek bir öğe üzerinde çalışın
05:02
thensonra bringgetirmek ito backgeri. Let'sHadi talkkonuşma about ito. Let'sHadi adaptuyarlamak."
sonra getirin onu, konuşalım onun üzerinde. Adapte edelim beraberce' diyorsunuz.
05:04
YouSen succeedbaşarılı olmak orveya failbaşarısız quicklyhızlı bir şekilde.
Çok kısa sürede başarıyorsunuz ya da başaramıyorsunuz.
05:07
TodayBugün, agileÇevik is used in a hundredyüz countriesülkeler,
Bugün, agile yüzlerce ülkede kullanılıyor
05:10
and it'sonun sweepingNefes kesici intoiçine managementyönetim suitesSuites.
ve de yönetimlerin içine giriyor.
05:14
InevitablyKaçınılmaz olarak, peopleinsanlar beganbaşladı takingalma somebazı ofarasında thesebunlar techniquesteknikleri
Kaçınılmaz bir şekilde, insanlar bu tekniklerden bazılarını kullanmaya
05:16
and applyinguygulayarak ito to theironların familiesaileleri.
ve de ailelerine uygulamaya başladılar.
05:19
YouSen had blogsbloglar poppop upyukarı, and somebazı manualskılavuzları were writtenyazılı.
Ortaya çıkan bloglar, yazılan el kitapçıkları oldu.
05:21
Even the SutherlandsSutherlands toldsöyledi meben mi thato theyonlar had
Hatta Sutherlands bana,
05:24
an AgileÇevik ThanksgivingŞükran günü,
'Agile Şükran Günü' kutlaması yaparken,
05:26
wherenerede yousen had onebir groupgrup ofarasında peopleinsanlar workingçalışma on the foodGıda,
yemekleri hazırlamakla,
05:27
onebir settingayar the tabletablo, and onebir greetingselamlama visitorsZiyaretçi at the doorkapı.
masayı hazırlamakla ve de misafirleri karşılamakla uğraşan bir grup insandan bahsetti.
05:30
SutherlandSutherland saiddedim ito was the besten iyi ThanksgivingŞükran günü everhiç.
Sutherlands bunun o güne kadar ki en iyi Şükran Günü olduğundan söz etti.
05:33
SoYani let'sHaydi take onebir problemsorun thato familiesaileleri faceyüz,
Şimdi, ailelerin karşılaştıkları bir sorunu,
05:37
crazyçılgın morningsSabahları, and talkkonuşma about howNasıl agileÇevik can helpyardım et.
çılgın sabahları, ele alıp agile'ın nasıl yardım edebileceğinden konusaşlım.
05:39
A keyanahtar planktahta is accountabilityHesap verebilirlik,
Önemli bir konu da sorumluluk,
05:42
soyani teamstakımlar usekullanım informationbilgi radiatorsRadyatörler,
ekipler bilgi radyatörlerini,
05:44
thesebunlar largegeniş boardspanoları in whichhangi everybodyherkes is accountablesorumlu.
herkesin sorumluluklarının yazdığı kocaman tahtaları kullanılıyor.
05:46
SoYani the StarrsStarrs, in adaptingadapte thisbu to theironların homeev,
Böylece Starr'lar, bunu evlerine adapte ederek,
05:50
createdoluşturulan a morningsabah checklistDenetim listesi
her çocuğun bitirmesi gereken işlerin içinde olunduğu
05:52
in whichhangi eachher childçocuk is expectedbeklenen to tickkene off choresev işleri.
bir sabah listesi hazırladılar.
05:54
SoYani on the morningsabah I visitedziyaret, EleanorEleanor camegeldi downstairsalt kat,
Bir sabah onları ziyarete gittiğimde, Eleanor aşağıya indi,
05:57
poureddökülmüş herselfkendini a cupFincan ofarasında coffeeKahve, satoturdu in a reclininguzanmış chairsandalye,
kendisine bir fincan kahve koydu, sallanan bir sandalyeye oturdu,
06:00
and sheo satoturdu thereOrada,
ve otururken
06:02
kindtür ofarasında amiablydostça talkingkonuşma to eachher ofarasında herona childrençocuklar
sıcak bir şekilde karşıladığı çocukları
06:04
as onebir aftersonra the otherdiğer theyonlar camegeldi downstairsalt kat,
tek tek aşağıya indiler,
06:07
checkedkontrol the listliste, madeyapılmış themselveskendilerini breakfastkahvaltı,
listeyi gözden geçirdiler, kendilerine kahvaltı hazırladılar,
06:09
checkedkontrol the listliste againtekrar, put the dishesbulaşıklar in the dishwasherBulaşık makinesi,
listeyi tekrar gözden geçirdiler, tabakları bulaşık makinesine yerleştirdiler,
06:11
recheckedtekrar the listliste, fedfederasyon the petsEvcil hayvan orveya whateverher neyse choresev işleri theyonlar had,
yeniden listeyi incelediler, hayvanları beslediler ya da ne işleri varsa onu yaptılar,
06:14
checkedkontrol the listliste oncebir Zamanlar moreDaha, gatheredtoplanmış theironların belongingsEşyalarını,
bir kez daha incelediler listeyi, eşyalarını topladılar
06:17
and madeyapılmış theironların way to the busotobüs.
ve otobüslerine doğru yola koyuldular.
06:19
ItBu was onebir ofarasında the mostçoğu astonishingşaşırtıcı familyaile dynamicsdinamik I have everhiç seengörüldü.
Bugüne kadar görmüş olduğum en şaşırtıcı aile dinamiklerinden bir tanesiydi.
06:22
And whenne zaman I strenuouslyşiddetle objecteditiraz thisbu would neverasla work in ourbizim houseev,
Ve ben bunun bizim evde asla işe yaramayacağını,
06:26
ourbizim kidsçocuklar neededgerekli way too muchçok monitoringizleme,
bizim çocuklarımızın çok daha fazla gözlenmeye ihtiyaçları olduğunu şiddetle savunurken
06:29
EleanorEleanor lookedbaktı at meben mi.
Eleanor bana baktı.
06:32
"That'sYani whatne I thought," sheo saiddedim.
'Bende böyle düşünüyordum', dedi.
06:33
"I toldsöyledi DavidDavid, 'keep' devam et yoursenin work outdışarı ofarasında mybenim kitchenmutfak.'
David'e, 'İşini mutfağımdan uzak tut' dedim.
06:34
ButAma I was wrongyanlış."
Ama yanıldım.
06:36
SoYani I turneddönük to DavidDavid: "SoYani whyniye ya does ito work?"
Sonra David'e döndüm ve sordum: 'Peki niye işe yarıyor ?'
06:38
HeO saiddedim, "YouSen can'tolamaz underestimateAzımsamak the powergüç ofarasında doing thisbu."
Bana, ' Bunu yapmanın gücünü küçümseyemezsin' dedi.
06:40
And heo madeyapılmış a checkmarkonay işareti.
Ve bir onaylama işareti yaptı.
06:43
HeO saiddedim, "In the workplaceiş yeri, adultsyetişkinler loveAşk ito.
Dedi ki :' İşyerlerinde yetişkinler buna bayılıyorlar.
06:44
Withİle kidsçocuklar, it'sonun heavencennet."
Çocuklara göreyse bundan daha iyisi olamaz.'
06:47
The weekhafta weBiz introducedtanıtılan a morningsabah checklistDenetim listesi intoiçine ourbizim houseev,
Evimize sabah kontrol listesi oluşturduğumuz o hafta
06:49
ito cutkesim parentalebeveyn screamingbağıran in halfyarım. (LaughterKahkaha)
aile içindeki bağırmalarımız yarı yarıya azaldı. (Gülüşmeler)
06:52
ButAma the realgerçek changedeğişiklik didn'tvermedi come untila kadar weBiz had thesebunlar familyaile meetingstoplantılar.
Ama gerçek değişiklik aile toplantılarımızı başlatana kadar olmadı.
06:56
SoYani followingtakip etme the agileÇevik modelmodel, weBiz asksormak threeüç questionssorular:
Agile metodunu izleyerek üç soru soruyoruz:
06:59
WhatNe workedişlenmiş well in ourbizim familyaile thisbu weekhafta,
Bu hafta ailemizde ne yolunda gitti,
07:02
whatne didn'tvermedi work well, and whatne will weBiz agreeanlaşmak to work on in the weekhafta aheadönde?
ne yolunda gitmedi, ve önümüzdeki hafta neyin üzerinde çalışma konusunda anlaşacağız ?
07:04
EveryoneHerkes throwsatar outdışarı suggestionsöneriler
Herkes ortaya teklifler getiriyor
07:09
and thensonra weBiz pickalmak twoiki to focusodak on.
ve biz onların arasından üzerine odaklanacağımız iki tanesini seçiyoruz.
07:10
And suddenlyaniden the mostçoğu amazingşaşırtıcı thingseşyalar startedbaşladı cominggelecek outdışarı ofarasında ourbizim daughters'kızlarının mouthsağızlar.
Ve birden kızlarımızın ağzından en inanılmaz şeyler dökülmeye başladı.
07:13
WhatNe workedişlenmiş well thisbu weekhafta?
Bu hafta ne yolunda gitti ?
07:17
GettingBaşlarken over ourbizim fearkorku ofarasında ridingbinme bikesbisiklet. MakingYapma ourbizim bedsyataklar.
Bisiklete binme korkumuzu yenmek. Yataklarımızı yapmak.
07:19
WhatNe didn'tvermedi work well? OurBizim mathmatematik sheetsçarşaflar,
Ne yolunda gitmedi ? Matematik kağıtlarımız,
07:22
orveya greetingselamlama visitorsZiyaretçi at the doorkapı.
veya kapıda misafirleri karşılamak.
07:25
Like a lot ofarasında parentsebeveyn, ourbizim kidsçocuklar are somethingbir şey like BermudaBermuda TrianglesÜçgenler.
Birçok aile gibi, bizim çocuklarımız da Bermuda Şeytan Üçgeni gibiler.
07:28
Like, thoughtsdüşünceler and ideasfikirler go in, butfakat noneYok everhiç comesgeliyor outdışarı,
Yani, düşünceler ve fikirler içeri girer, ama dışarı hiçbirşey çıkmaz.
07:31
I meananlamına gelmek at leasten az notdeğil thato are revealingaçıklayıcı.
Demek istediğim en azından onları açığa vuran hiçbirşey.
07:34
ThisBu gaveverdi us accesserişim suddenlyaniden to theironların innermosten içteki thoughtsdüşünceler.
Bu bize onların en derin düşüncelerine ulaşabilme imkanı verdi.
07:35
ButAma the mostçoğu surprisingşaşırtıcı partBölüm was whenne zaman weBiz turneddönük to,
En şaşırtıcı kısmıysa
07:39
whatne are weBiz going to work on in the weekhafta aheadönde?
önümüzdeki hafta ne üzerinde çalışmalıyız sorusu oldu.
07:41
YouSen knowbilmek, the keyanahtar ideaFikir ofarasında agileÇevik is thato
Bildiğiniz gibi, agile'ın en anahtar fikri
07:44
teamstakımlar essentiallyesasen manageyönetmek themselveskendilerini,
ekiplerin temelde kendi kendilerini yönetiyor olmaları,
07:46
and ito worksEserleri in softwareyazılım and ito turnsdönüşler outdışarı thato ito worksEserleri withile kidsçocuklar.
ve bu yazılım konusunda işe yarıyor ve gözüktüğü kadarıyla çocuklarla da işe yarıyor.
07:47
OurBizim kidsçocuklar loveAşk thisbu processsüreç.
Çocuklarımız bu süreci çok seviyorlar.
07:51
SoYani theyonlar would come upyukarı withile allherşey thesebunlar ideasfikirler.
Öyle ki bu fikirlerle ortaya çıkıyorlar.
07:53
YouSen knowbilmek, greetselamlıyorum fivebeş visitorsZiyaretçi at the doorkapı thisbu weekhafta,
Yani, bu hafta kapıda beş misafiri karşılayın,
07:55
get an extraekstra 10 minutesdakika ofarasında readingokuma beforeönce bedyatak.
yatmadan önce fazladan 10 dakika kitap okuyun.
07:57
KickTekme someonebirisi, losekaybetmek dessertsTatlılar for a monthay.
Birisine tekme atın, bir ay tatlı yemeyin.
07:59
ItBu turnsdönüşler outdışarı, by the way, ourbizim girlskızlar are littleküçük StalinsStalins.
Bu arada, öyle gözüküyor ki kızlarımız küçük Stalin gibiler.
08:02
WeBiz constantlysürekli have to kindtür ofarasında dialArama themonları backgeri.
Onları sürekli olarak, bir şekilde yatışırmamız gerekiyor.
08:04
NowŞimdi lookbak, naturallydoğal olarak there'svar a gapboşluk betweenarasında
Bakın, doğal olarak
08:07
theironların kindtür ofarasında conductkuralları in thesebunlar meetingstoplantılar and theironların behaviordavranış the restdinlenme ofarasında the weekhafta,
onların bu toplantılardaki tavırlarıyla haftanın geri kalanındaki davranışları arasında bir fark var,
08:09
butfakat the truthhakikat is ito didn'tvermedi reallyGerçekten mi botherrahatsız us.
ama bu gerçek bizi hiç de rahatsız etmedi.
08:13
ItBu feltkeçe like weBiz were kindtür ofarasında layingdöşeme thesebunlar undergroundyeraltı cableskabloları
Sanki, onların dünyalarını önümüzdeki gelecek yıllara
08:15
thato wouldn'tolmaz lightışık upyukarı theironların worldDünya for manyçok yearsyıl to come.
kadar aydınlatmayacak olan o yeraltı kablolarını döşüyormuş gibi hissettik.
08:17
ThreeÜç yearsyıl latersonra -- ourbizim girlskızlar are almostneredeyse eightsekiz nowşimdi --
Üç sene sonra -- kızlarımız şu anda sekiz yaşındalar --
08:20
We'reBiz konum stillyine holdingtutma thesebunlar meetingstoplantılar.
bu toplantılarımız hala sürüyor.
08:23
MyBenim wifekadın eş countssayımları themonları amongarasında herona mostçoğu treasureddeğerli momentsanlar as a momanne.
Eşim bir anne olarak onları hayatının en değerli anları olarak görüyor.
08:25
SoYani whatne did weBiz learnöğrenmek?
Öyleyse ne öğrendik ?
08:30
The wordsözcük "agileÇevik" enteredgirdi the lexiconSözlük in 2001
Kelime olarak 'agile' sözlüklere 2001 yılında
08:32
whenne zaman JeffJeff SutherlandSutherland and a groupgrup ofarasında designerstasarımcılar
Jeff Sutherland ve bir grup tasarımcı
08:35
metmet in UtahUtah and wroteyazdı a 12-point-Gelin AgileÇevik ManifestoManifesto.
Utah'da buluştuklarında ve 12-maddeli Agile Manifesto'yu yazdıklarında girdi.
08:37
I thinkdüşünmek the timezaman is right for an AgileÇevik FamilyAile ManifestoManifesto.
Sanırım zaman 'Agile Aile Manifesto' su için uygun.
08:41
I'veIve ' takenalınmış somebazı ideasfikirler fromitibaren the StarrsStarrs and fromitibaren manyçok otherdiğer familiesaileleri I metmet.
Starr'lardan ve karşılaştığım başka birçok aileden bazı fikirler edindim.
08:45
I'mBen proposingöneren threeüç planksplakalar.
Üç önemli madde öneriyorum.
08:48
PlankTahta numbernumara onebir: AdaptUyum allherşey the timezaman.
Madde bir: Her zaman adapte edin.
08:51
WhenNe zaman I becameoldu a parentebeveyn, I figuredanladım, yousen knowbilmek whatne?
Biliyor musunuz, bir ebeveyn olduğumda neyi uygulamaya koydum ?
08:54
We'llWe'll setset a fewaz ruleskurallar and we'lliyi stickÇubuk to themonları.
Birkaç kural koyacağız ve onlara bağlı kalacağız.
08:56
ThatBu assumesvarsayar, as parentsebeveyn, weBiz can anticipatetahmin etmek everyher problemsorun that'sişte going to ariseortaya.
Bu, anne-baba olarak, bizim ortaya çıkacak her türlü sorunu önceden görebileceğimizi varsayar.
08:59
WeBiz can'tolamaz. What'sNe 's greatharika about the agileÇevik systemsistem
Mümkün değil. Agile sistem'de harika olan
09:03
is yousen buildinşa etmek in a systemsistem ofarasında changedeğişiklik
sizin bir değişim sistemi yaratarak
09:06
soyani thato yousen can reacttepki to what'sne happeningolay to yousen in realgerçek timezaman.
gerçek zamanda size olanlara tepki gösterebiliyor olmanızdır.
09:08
It'sHave like theyonlar saysöylemek in the InternetInternet worldDünya:
Tıpkı Internet dünyasında söyledikleri gibi:
09:11
ifEğer you'resen doing the sameaynı thingşey todaybugün yousen were doing sixaltı monthsay agoönce,
eğer şu anda da altı ay önce yaptığınızı yapıyorsanız
09:13
you'resen doing the wrongyanlış thingşey.
yanlış şeyi yapıyorsunuz.
09:15
ParentsAnne can learnöğrenmek a lot fromitibaren thato.
Anne-babalar bundan çok şeyler öğrenebilirler.
09:17
ButAma to meben mi, "adaptuyarlamak allherşey the timezaman" meansanlamına geliyor somethingbir şey deeperDaha derine, too.
Ama benim için, 'her zaman adapte edin' çok daha derin bir anlam da içeriyor.
09:20
WeBiz have to breakkırılma parentsebeveyn outdışarı ofarasında thisbu straitjacketDeli gömleği
Ebeveynleri,
09:23
thato the onlybir tek ideasfikirler weBiz can try at homeev
evde deneyebileceğimiz fikirlerin,
09:26
are onesolanlar thato come fromitibaren shrinksküçülür orveya self-helpkendi kendine yardım gurusguruları
sadece psikologlardan veya kendi kendine yardım gurularından
09:28
orveya otherdiğer familyaile expertsuzmanlar.
ya da başka aile uzmanlarından gelebileceği saplantısından kurtarmalıyız.
09:31
The truthhakikat is, theironların ideasfikirler are stalebayat,
Gerçek ise, onların fikirlerinin bayatladığı,
09:34
whereasbuna karşılık in allherşey thesebunlar otherdiğer worldsdünyalar thereOrada are thesebunlar newyeni ideasfikirler
bunun yanında diğer tüm dünyalarda grupları ve ekipleri daha etkin çalıştıran
09:36
to makeYapmak groupsgruplar and teamstakımlar work effectivelyetkili bir şekilde.
bu yeni fikirlerin olduğudur.
09:38
Let'sHadi justsadece take a fewaz examplesörnekler.
Hemen birkaç örnek alalım.
09:42
Let'sHadi take the biggesten büyük issuekonu ofarasında allherşey: familyaile dinnerakşam yemegi.
Herkes için büyük bir olay olan konuyu alalım : aile ile yenen akşam yemeği.
09:43
EverybodyHerkes knowsbilir thato havingsahip olan familyaile dinnerakşam yemegi
Herkes bilir ki çocuklarla yenen akşam yemeği
09:46
withile yoursenin childrençocuklar is goodiyi for the kidsçocuklar.
çocuklar için iyidir.
09:48
ButAma for soyani manyçok ofarasında us, ito doesn'tdeğil work in ourbizim liveshayatları.
Ama çoğumuz için, hayatlarımızda bu böyle olmaz.
09:50
I metmet a celebrityşöhret chefşef in NewYeni OrleansOrleans whokim saiddedim,
New Orleans'da meşhur bir aşçı ile karşılaştım.
09:53
"NoHayır problemsorun, I'll justsadece time-shiftzaman kaydırma familyaile dinnerakşam yemegi.
'Sorun değil, aile yemeğimizin saatini kaydırırım.
09:56
I'mBen notdeğil homeev, can'tolamaz makeYapmak familyaile dinnerakşam yemegi?
Evde değilsem, akşam yemeği yiyemeyeceksek,
09:58
We'llWe'll have familyaile breakfastkahvaltı. We'llWe'll meetkarşılamak for a bedtimeYatma zamanı snackAperatif.
aile kahvaltısı yaparız bizde. Yatmadan önce biraz atıştırırken bir araya geliriz o zaman.
10:00
We'llWe'll makeYapmak SundayPazar mealsyemek moreDaha importantönemli."
Pazar öğünlerini daha önemli bir hale getiririz.'' dedi bana.
10:03
And the truthhakikat is, recentson researchAraştırma backsyedekler himonu upyukarı.
Gerçek şu ki, son araştırmalar onu destekliyor.
10:06
ItBu turnsdönüşler outdışarı there'svar onlybir tek 10 minutesdakika ofarasında productiveüretken timezaman
Gözlenen o ki herhangi bir aile yemeğinde
10:10
in anyherhangi familyaile mealyemek.
verimli olunan sadece 10 dakika var.
10:12
The restdinlenme ofarasında it'sonun takenalınmış upyukarı withile "take yoursenin elbowsdirsek off the tabletablo" and "passpas the ketchupketçap."
Geri kalan zaman 'dirseklerini masadan indir' veya 'ketçapı verir misin' şeklinde geçiyor.
10:14
YouSen can take thato 10 minutesdakika and movehareket ito
Bu 10 dakikayı alıp
10:18
to anyherhangi partBölüm ofarasında the daygün and have the sameaynı benefityarar.
günün herhangi bir anına taşıyıp aynı kazancı sağlayabilirsiniz.
10:20
SoYani time-shiftzaman kaydırma familyaile dinnerakşam yemegi. That'sYani adaptabilityadaptasyon.
Öyleyse akşam yemeğinin zamanını değiştirin. Bu adaptasyondur.
10:24
An environmentalçevre psychologistpsikolog toldsöyledi meben mi,
Bir çevre psikoloğu bana,
10:26
"IfEğer you'resen sittingoturma in a hardzor chairsandalye on a rigidkatı surfaceyüzey,
'Eğer esnemeyen bir yüzeyde sert bir sandalyede oturuyorsan,
10:29
you'llEğer olacak be moreDaha rigidkatı.
sende esnekliğini kaybedersin.
10:32
IfEğer you'resen sittingoturma on a cushionedminderli chairsandalye, you'llEğer olacak be moreDaha openaçık."
Eğer şiltesi olan bir sandalyede oturuyorsan, daha açık olursun', demişti.
10:33
SheO toldsöyledi meben mi, "WhenNe zaman you'resen disciplingdiscipling yoursenin childrençocuklar,
Aynı zamanda da, 'Çocuklarını disipline ederken,
10:37
sitoturmak in an uprightdik chairsandalye withile a cushionedminderli surfaceyüzey.
dimdik ama altında şiltesi olan bir sandalyeye otur.
10:39
The conversationkonuşma will go betterdaha iyi."
Konuşmanız çok daha iyi geçecektir.' diye de eklemişti.
10:41
MyBenim wifekadın eş and I actuallyaslında movedtaşındı wherenerede weBiz sitoturmak for difficultzor conversationskonuşmaları
Eşim ve ben zorlu konuşmalar için oturduğumuz yerleri değiştirdik
10:44
becauseÇünkü I was sittingoturma aboveyukarıdaki in the powergüç positionpozisyon.
çünkü ben daha yüksekte 'güç bende' pozisyonunda oturuyordum.
10:48
SoYani movehareket wherenerede yousen sitoturmak. That'sYani adaptabilityadaptasyon.
Öyleyse siz de yerinizi değiştirin. Bu adaptasyondur.
10:50
The pointpuan is thereOrada are allherşey thesebunlar newyeni ideasfikirler outdışarı thereOrada.
Önemli olan nokta, bu yeni fikirlerin orada olduğu.
10:53
We'veBiz ettik got to hookkanca themonları upyukarı withile parentsebeveyn.
Onları ailelerle birleştirmeliyiz.
10:57
SoYani planktahta numbernumara onebir: AdaptUyum allherşey the timezaman.
O zaman madde bir : Her zaman adapte olun.
10:59
Be flexibleesnek, be open-mindedaçık fikirli, let the besten iyi ideasfikirler winkazanmak.
Esnek olun, açık fikirli olun, bırakın en iyi fikirler kazansın.
11:02
PlankTahta numbernumara twoiki: EmpowerGüçlendirin yoursenin childrençocuklar.
Madde iki : Çocuklarınızı yetkilendirin.
11:06
OurBizim instinctiçgüdü as parentsebeveyn is to ordersipariş ourbizim kidsçocuklar aroundetrafında.
Ebeveynler olarak içgüdümüz çocuklarımıza emir vermemizi söyler.
11:10
It'sHave easierDaha kolay, and franklyaçıkçası, we'rebizler usuallygenellikle right.
Kolaydır, ve de açıkçası, genelde haklıyızdır.
11:13
There'sİşte a reasonneden thato fewaz systemssistemler have been moreDaha
Zaman içinde, birkaç sistemin aileden daha çok
11:16
waterfallşelale over timezaman thangöre the familyaile.
'waterfall' olmasının bir sebebi vardır.
11:18
ButAma the singletek biggesten büyük lessonders weBiz learnedbilgili
Ancak öğrendiğimiz basit ama en önemli ders ise
11:21
is to reverseters the waterfallşelale as muchçok as possiblemümkün.
'waterfall' yaklaşımını mümkün olduğunca tersine çevirmektir.
11:23
EnlistListeleme the childrençocuklar in theironların ownkendi upbringingyetiştirme.
Çocuklarınızın kendi kendilerine yetişmelerine imkan tanıyın.
11:26
JustSadece yesterdaydün, weBiz were havingsahip olan ourbizim familyaile meetingtoplantı,
Dün, aile toplantımızı yapıyorduk,
11:29
and weBiz had votedolarak to work on overreactingaşırı tepki.
ve 'aşırı tepki' konusunda oylama yapmıştık.
11:31
SoYani weBiz saiddedim, "OkayTamam, give us a rewardödül and give us a punishmentceza. OkayTamam?"
Dedik ki, ' Tamam, bize bir ödül bir de ceza verin. Oldu mu ?'
11:34
SoYani onebir ofarasında mybenim daughterskız çocukları threwattı outdışarı, yousen get fivebeş minutesdakika ofarasında overreactingaşırı tepki timezaman allherşey weekhafta.
Kızlarımdan bir tanesi haftada yalnızca beş dakikalık 'aşırı tepki' fikrini ortaya attı.
11:37
SoYani weBiz kindtür ofarasında likedsevilen thato.
Fikri oldukça beğendik.
11:42
ButAma thensonra herona sisterkız kardeş startedbaşladı workingçalışma the systemsistem.
Ama sonrasında kızkardeşi sistemi çalıştırmaya başladı.
11:44
SheO saiddedim, "Do I get onebir five-minuteBeş dakika overreactionaşırı tepki
Dedi ki, ' Bir kereye mahsus beş dakikalık bir aşırı tepki hakkım mı olacak
11:45
orveya can I get 10 30-second overreactionsoverreactions?"
yoksa 10 kez 30 saniyelik aşırı tepki hakkım da olabilir mi ?'
11:49
I lovedsevilen thato. SpendHarcamak the timezaman howeverancak yousen want.
Bayıldım buna. Zamanı nasıl istiyorsan öyle harca.
11:52
NowŞimdi give us a punishmentceza. OkayTamam.
Şimdi de bize bir ceza verin. Tamam.
11:54
IfEğer weBiz get 15 minutesdakika ofarasında overreactionaşırı tepki timezaman, that'sişte the limitsınır.
15 dakikalık aşırı tepki vermek limitimiz olsun.
11:57
EveryHer minutedakika aboveyukarıdaki thato, weBiz have to do onebir pushuppushup.
Onun üzerindeki herbir dakika için, bir şınav çekelim.
12:01
SoYani yousen seegörmek, thisbu is workingçalışma. NowŞimdi lookbak, thisbu systemsistem isn'tdeğil laxgevşek.
Gördüğünüz gibi, işe yarıyor. Bakın, sistem gevşek değil.
12:05
There'sİşte plentybol ofarasında parentalebeveyn authorityyetki going on.
Ailelerin otoritesi fazlasıyla var.
12:08
ButAma we'rebizler givingvererek themonları practiceuygulama becomingolma independentbağımsız,
Ama biz onlara bağımsız olma pratiğini veriyoruz,
12:11
whichhangi ofarasında coursekurs is ourbizim ultimatenihai goalhedef.
esas amacımız da bu.
12:14
JustSadece as I was leavingayrılma to come hereİşte tonightBu gece,
Bu gece buraya gelmeden önce
12:16
onebir ofarasında mybenim daughterskız çocukları startedbaşladı screamingbağıran.
kızlarımdan bir tanesi bağırmaya başladı.
12:19
The otherdiğer onebir saiddedim, "OverreactionAşırı tepki! OverreactionAşırı tepki!"
Diğeri ise, 'Çok tepki veriyorsun ! Çok tepki veriyorsun !' dedi
12:20
and startedbaşladı countingsayma, and withiniçinde 10 secondssaniye ito had endedbitti.
ve saymaya başladı, 10 saniye sonra bağırması kesilmişti.
12:23
To meben mi thato is a certifiedSertifikalı agileÇevik miraclemucize.
Benim için bu onaylanmış bir agile mucizesiydi.
12:26
(LaughterKahkaha) (ApplauseAlkış)
(Gülüşmeler) (Alkış)
12:29
And by the way, researchAraştırma backsyedekler thisbu upyukarı too.
Bu arada, araştırmalar da bunun böyle olduğunu söylüyor.
12:32
ChildrenÇocuk whokim planplan theironların ownkendi goalshedefleri, setset weeklyhaftalık scheduleszamanlamaları,
Kendi hedeflerini belirleyen, haftalık programlarını yapan,
12:36
evaluatedeğerlendirmek theironların ownkendi work buildinşa etmek upyukarı theironların frontalön cortexkorteks
kendi çalışmalarını değerlendirebilen çocuklar beyinlerinin ön kortekslerini geliştiriyor
12:40
and take moreDaha controlkontrol over theironların liveshayatları.
ve hayatlarını daha iyi kontrol edebiliiyorlar.
12:44
The pointpuan is, weBiz have to let ourbizim childrençocuklar succeedbaşarılı olmak on theironların ownkendi termsşartlar,
Esas nokta, çocuklarımıza kendi konumlarında başarılı olmaları için izin vermeliyiz,
12:48
and yesEvet, on occasionfırsat, failbaşarısız on theironların ownkendi termsşartlar.
ve de tabii ki, ara sıra, başarısız olmaları için de...
12:51
I was talkingkonuşma to WarrenWarren Buffett'sBuffett'ın bankerbankacı,
Warren Buffet'in bankacısıyla konuşuyordum,
12:54
and heo was chidingchiding meben mi for notdeğil lettingicar mybenim childrençocuklar
ve bana çocuklarıma kendi ödeneklerinden
12:56
makeYapmak mistakeshatalar withile theironların allowanceÖdeneği.
hata yapmalarına izin vermediğim için söyleniyordu.
12:58
And I saiddedim, "ButAma whatne ifEğer theyonlar drivesürücü intoiçine a ditchhendek?"
'Ya bir hendeğe doğru sürerlerse ?' dedim.
13:01
HeO saiddedim, "It'sHave muchçok betterdaha iyi to drivesürücü intoiçine a ditchhendek
'6 $ lık bir ödenekle bir hendeğe sürmek
13:03
withile a $6 allowanceÖdeneği thangöre a $60,000-a-year-bir yıl salarymaaş
60.000 $ lık yıllık gelirle
13:05
orveya a $6 millionmilyon inheritancedevralma."
ya da 6 milyon $ lık bir mirasla hendeğe sürmekten çok daha iyidir' dedi.
13:08
SoYani the bottomalt linehat is, empowergüçlendirmek yoursenin childrençocuklar.
Yani esas olan çocuklarınızı yetkilendirmeniz...
13:11
PlankTahta numbernumara threeüç: TellSöyle yoursenin storyÖykü.
Madde üç: Hikayenizi anlatın.
13:14
AdaptabilityAdaptasyon is fine, butfakat weBiz alsoAyrıca needgerek bedrockana kaya.
Adaptasyon güzel bir şey, ama kökene de inmemiz lazım.
13:18
JimJim CollinsCollins, the authoryazar ofarasında "Goodİyi To GreatBüyük,"
'İyi'den Mükemmel Şirkete' kitabının yazarı Jim Collins bana
13:22
toldsöyledi meben mi thato successfulbaşarılı humaninsan organizationsorganizasyonlar ofarasında anyherhangi kindtür
başarılı olan her çeşit insan organizasyonunun
13:24
have twoiki thingseşyalar in commonortak:
ortak iki noktasının olduğundan bahsetti:
13:27
theyonlar preservekorumak the coreçekirdek, theyonlar stimulateteşvik progressilerleme.
temel yapıyı korumaları, ilerlemeyi teşvik etmeleri.
13:29
SoYani agileÇevik is greatharika for stimulatinguyarıcı progressilerleme,
O yüzden de agile teşvik edici ilerleme için mükemmel,
13:32
butfakat I kepttuttu hearingişitme timezaman and againtekrar, yousen needgerek to preservekorumak the coreçekirdek.
ama temel yapıyı korumanız gerektiğini de tekrar tekrar duymaya devam ettim.
13:34
SoYani howNasıl do yousen do thato?
O zaman nasıl yaparsınız bunu ?
13:37
CollinsCollins coachedkoçluk us on doing somethingbir şey
Collins bize bu konuda
13:39
thato businessesişletmeler do, whichhangi is definetanımlamak yoursenin missionmisyon
şirketlerin yaptığı birşey olan, görev belirleme
13:42
and identifybelirlemek yoursenin coreçekirdek valuesdeğerler.
ve temel değerleri tanımlama konusunda koçluk yaptı.
13:44
SoYani heo led us throughvasitasiyla the processsüreç ofarasında creatingoluşturma a familyaile missionmisyon statementaçıklama.
Yani, bizi bir aile görev tanımı yaratabilmemiz için izlememiz gereken süreç konusunda yönlendirdi.
13:47
WeBiz did the familyaile equivalenteşdeğer ofarasında a corporatetüzel retreatgeri çekilme.
Bir kurumun çalışanları için düzenlediği seminerin ailesel karşılığını yaptık.
13:50
WeBiz had a pajamaPijama partyParti.
Bir pijama partisi düzenledik.
13:53
I madeyapılmış popcornpatlamış mısır. ActuallyAslında, I burnedyanmış onebir, soyani I madeyapılmış twoiki.
Ben mısır patlattım. Aslında bir tanesini yaktım, o yüzden iki tane yaptım.
13:55
MyBenim wifekadın eş boughtsatın a flipfiske chartgrafik.
Eşim bir yazı tahtası aldı.
13:58
And weBiz had thisbu greatharika conversationkonuşma, like, what'sne importantönemli to us?
Ve o harika konuşmayı yaptık, yani, bizim için önemli olan nedir ?
13:59
WhatNe valuesdeğerler do weBiz mostçoğu upholdkorumak?
Hangi değerlere daha çok bağlıyız ?
14:02
And weBiz endedbitti upyukarı withile 10 statementsifadeleri.
Ve 10 cümle ile sonlandırdık.
14:04
WeBiz are travelersseyahat etmek, notdeğil touriststurist.
Biz yolcuyuz, turist değil.
14:06
WeBiz don'tyapamaz like dilemmasikilemler. WeBiz like solutionsçözeltiler.
İkilemleri sevmeyiz. Çözümleri severiz.
14:08
AgainTekrar, researchAraştırma showsgösterileri thato parentsebeveyn should spendharcamak lessaz timezaman
Yine, araştırma gösteriyor ki anne babalar
14:11
worryingendişe verici about whatne theyonlar do wrongyanlış
neyi yanlış yaptıkları konusundaki endişelerine daha az vakit harcayıp
14:15
and moreDaha timezaman focusingodaklanma on whatne theyonlar do right,
neyi doğru yaptıklarına odaklanmalılar,
14:17
worryendişelenmek lessaz about the badkötü timeszamanlar and buildinşa etmek upyukarı the goodiyi timeszamanlar.
kötü anları daha az endişe edip iyi anlar inşa etmeliler.
14:20
ThisBu familyaile missionmisyon statementaçıklama is a greatharika way to identifybelirlemek
Aile görev tanımı neyi doğru yaptığınızı tanımlama
14:24
whatne ito is thato yousen do right.
açısından harika bir yöntem.
14:27
A fewaz weekshaftalar latersonra, weBiz got a callaramak fromitibaren the schoolokul.
Birkaç hafta sonra, okuldan bir telefon geldi.
14:30
OneBir ofarasında ourbizim daughterskız çocukları had gottenkazanılmış intoiçine a spatağız kavgası.
Kızlarımızdan bir tanesi bir ağız dalaşına girmiş.
14:32
And suddenlyaniden weBiz were worriedendişeli, like, do weBiz have a meananlamına gelmek girlkız on ourbizim handseller?
Bir anda bayağı bir endişelendik acaba bizim huysuz bir kızımız mı var diye.
14:34
And weBiz didn'tvermedi reallyGerçekten mi knowbilmek whatne to do,
Ve de ne yapacagımızı bilemedik,
14:36
soyani weBiz calleddenilen herona intoiçine mybenim officeofis.
sonrasında onu çalışma odama çağırdık.
14:37
The familyaile missionmisyon statementaçıklama was on the wallduvar,
Aile görev tanımımız duvarda asılıydı,
14:39
and mybenim wifekadın eş saiddedim, "SoYani, anythingher şey upyukarı thereOrada seemgörünmek to applyuygulamak?"
ve eşim, 'Orada gördüklerinden uygun olanı var mı ?' diye sordu.
14:41
And sheo kindtür ofarasında lookedbaktı downaşağı the listliste, and sheo saiddedim,
Kızım listenin altına doğru baktı ve,
14:44
"BringGetir peopleinsanlar togetherbirlikte?"
'Herkesi bir araya getirmek ?' dedi.
14:46
SuddenlyAniden weBiz had a way intoiçine the conversationkonuşma.
Bir anda konuya giriverdik.
14:48
AnotherBaşka bir greatharika way to tellsöylemek yoursenin storyÖykü
Hikayenizi anlatmanın başka harika bir yolu da
14:52
is to tellsöylemek yoursenin childrençocuklar wherenerede theyonlar camegeldi fromitibaren.
çocuklarınıza onların nereden geldiklerini anlatmaktan geçer.
14:53
ResearchersAraştırmacılar at EmoryEmory gaveverdi childrençocuklar a simplebasit
Emory'deki araştırmacılar çocuklara basit bir
14:56
"whatne do yousen knowbilmek" testÖlçek.
'ne biliyorsunuz' testi uyguladılar.
14:59
Do yousen knowbilmek wherenerede yoursenin grandparentsBüyükanne ve büyükbaba were borndoğmuş?
Büyükanne ve büyükbabanızın nerede doğduklarını biliyor musunuz ?
15:01
Do yousen knowbilmek wherenerede yoursenin parentsebeveyn wentgitti to highyüksek schoolokul?
Anne ve babanızın liseye nerede gittiklerini biliyor musunuz ?
15:03
Do yousen knowbilmek anybodykimse in yoursenin familyaile
Ailenizde tanıdığınız
15:06
whokim had a difficultzor situationdurum, an illnesshastalık, and theyonlar overcameüstesinden ito?
bir hastalık gibi zor bir durumla karşılaşan ama onun üstesinden gelen birisi var mı ?
15:07
The childrençocuklar whokim scoredattı highesten yüksek on thisbu "do yousen knowbilmek" scaleölçek
Bu testte 'biliyor musun' ölçüsüne göre en yüksek skoru elde eden çocuklar
15:11
had the highesten yüksek self-esteembenlik saygısı and a greaterbüyük senseduyu theyonlar could controlkontrol theironların liveshayatları.
kendilerine en yüksek özsaygısı olan ve hayatlarını kontrol etme konusunda daha fazla sezgiye sahip olanlardı.
15:15
The "do yousen knowbilmek" testÖlçek was the singletek biggesten büyük predictorPredictor
'Biliyor musun' testi duygusal sağlık ve mutluluğun
15:20
ofarasında emotionalduygusal healthsağlık and happinessmutluluk.
tek ve en önemli belirleyici testiydi.
15:23
As the authoryazar ofarasında the studyders çalışma toldsöyledi meben mi,
Bu çalışmanın yazarının bana söylediği gibi
15:26
childrençocuklar whokim have a senseduyu ofarasında -- they'reonlar konum partBölüm ofarasında a largerdaha büyük narrativeöykü
geniş bir öykünün parçası olduğunu hisseden çocukların
15:28
have greaterbüyük self-confidencekendine güven.
kendilerine daha fazla güveni var.
15:32
SoYani mybenim finalnihai planktahta is, tellsöylemek yoursenin storyÖykü.
Yani, son maddem: hikayenizi anlatın.
15:34
SpendHarcamak timezaman retellingyeniden anlatma the storyÖykü ofarasında yoursenin family'sailenin positivepozitif momentsanlar
Ailenizin pozitif zamanlarının,
15:37
and howNasıl yousen overcameüstesinden the negativenegatif onesolanlar.
aynı zamanda da negatif anların nasıl üstesinden geldiğinizin hikayesini yeniden anlatın.
15:41
IfEğer yousen give childrençocuklar thisbu happymutlu narrativeöykü,
Eğer çocuklarınıza bu mutlu hikayeyi anlatırsanız,
15:44
yousen give themonları the toolsaraçlar to makeYapmak themselveskendilerini happierdaha mutlu.
onlara kendilerini daha da mutlu edecek aletleri de vermiş olursunuz.
15:47
I was a teenagergenç whenne zaman I firstilk readokumak "AnnaAnna KareninaKarenina"
'Anna Karenina' yı ilk okuduğumda delikanlıydım
15:52
and itsonun famousünlü openingaçılış sentencecümle,
ve onun meshur açılış cümlesini,
15:55
"AllTüm happymutlu familiesaileleri are alikebenzer.
'Tüm mutlu aileler birbirinin aynısıdır.
15:57
EachHer unhappymutsuz familyaile is unhappymutsuz in itsonun ownkendi way."
Her mutsuz aile ise kendi yolunda mutsuzdur.'
15:59
WhenNe zaman I firstilk readokumak thato, I thought, "ThatBu sentencecümle is inaneanlamsız.
ilk okuduğumda, 'Bu cümle çok anlamsız.
16:03
Ofİn coursekurs allherşey happymutlu familiesaileleri aren'tdeğil alikebenzer."
Tabii ki tüm mutlu aileler birbirinin aynısı değildir.' diye düşünmüştüm.
16:06
ButAma as I beganbaşladı workingçalışma on thisbu projectproje,
Ama bu projede çalışmaya başlayınca,
16:09
I beganbaşladı changingdeğiştirme mybenim mindus.
fikrimi değiştirmeye başladım.
16:11
RecentSon scholarshipburs has allowedizin us, for the firstilk timezaman,
En son öğretiler, ilk kez, bize
16:14
to identifybelirlemek the buildingbina blocksbloklar
başarılı ailelerin sahip olduğu yapı bloklarını
16:17
thato successfulbaşarılı familiesaileleri have.
tanımlamamıza izin verdi.
16:19
I'veIve ' mentionedadı geçen justsadece threeüç hereİşte todaybugün:
Bugün burada sadece üç tanesinden bahsettim:
16:22
AdaptUyum allherşey the timezaman, empowergüçlendirmek the childrençocuklar, tellsöylemek yoursenin storyÖykü.
Her zaman adapte edin, çocuklarınızı yetkilendirin, hikayenizi anlatın.
16:25
Is ito possiblemümkün, allherşey thesebunlar yearsyıl latersonra, to saysöylemek TolstoyTolstoy was right?
Bu kadar yıldan sonra Tolstoy'un haklı olduğunu söylemek mümkün müdür ?
16:30
The answerCevap, I believeinanmak, is yesEvet.
Cevap, sanırım, evet olacak.
16:34
WhenNe zaman LeoLeo TolstoyTolstoy was fivebeş yearsyıl oldeski,
Leo Tolstoy beş yaşındayken
16:37
hisonun brothererkek kardeş NikolayNikolay camegeldi to himonu
kardeşi Nikolay ona geldi
16:40
and saiddedim heo had engravedoyulmuş the secretgizli to universalevrensel happinessmutluluk
ve evrensel mutluluğun sırrını
16:42
on a littleküçük greenyeşil stickÇubuk, whichhangi heo had hiddengizli
ailesinin Rusya'daki sahip olduğu
16:45
in a ravinedağ geçidi on the family'sailenin estatearazi in RussiaRusya.
bir vadide gizlediği yeşil bir sopanın üzerine kazıdığını söyledi.
16:48
IfEğer the stickÇubuk were everhiç foundbulunan, allherşey humankindinsanlık would be happymutlu.
Eğer bu sopa bulunabilirse, tüm insanoğlu mutlu olacaktır.
16:51
TolstoyTolstoy becameoldu consumedtüketilen withile thato stickÇubuk, butfakat heo neverasla foundbulunan ito.
Tolstoy bu sopayı bulmak için kendini tüketti, ama onu hiçbir zaman bulamadı.
16:55
In factgerçek, heo askeddiye sordu to be buriedgömülü in thato ravinedağ geçidi wherenerede heo thought ito was hiddengizli.
Gerçekten, onun gizlendiğini düşündüğü o vadiye gömülmeyi istedi.
17:01
HeO stillyine liesyalanlar thereOrada todaybugün, coveredkapalı in a layertabaka ofarasında greenyeşil grassçimen.
Bugün hala orada yeşil çimlerle kaplı olarak yatıyor.
17:05
ThatBu storyÖykü perfectlykusursuzca capturesyakalar for meben mi
Bu hikaye benim için mükemmel bir şekilde
17:10
the finalnihai lessonders thato I learnedbilgili:
son öğrendiğim o dersi yakalıyor:
17:12
HappinessMutluluk is notdeğil somethingbir şey weBiz findbulmak,
Mutluluk bizim bulduğumuz değil,
17:14
it'sonun somethingbir şey weBiz makeYapmak.
yarattığımız bir şeydir.
17:17
AlmostNeredeyse anybodykimse who'skim lookedbaktı at well-runiyi işletilen organizationsorganizasyonlar
Başarılı organizasyonlara bakan hemen her kişi
17:20
has come to prettygüzel muchçok the sameaynı conclusionSonuç.
yaklaşık aynı sonuca ulaşmıştır.
17:23
GreatnessBüyüklüğü is notdeğil a mattermadde ofarasında circumstancedurum.
Büyüklük bir durum meselesi değildir.
17:26
It'sHave a mattermadde ofarasında choiceseçim.
Bir seçim meselesidir.
17:29
YouSen don'tyapamaz needgerek somebazı grandbüyük planplan. YouSen don'tyapamaz needgerek a waterfallşelale.
Büyük bir plana ihtiyacınız yok. Şelale('waterfall') metoduna ihtiyacınız yok.
17:31
YouSen justsadece needgerek to take smallküçük stepsadımlar,
Esas ihtiyacınız, küçük adımlar atmak,
17:35
accumulatebiriktirmek smallküçük winskazanç,
küçük kazançlar elde etmek,
17:37
keeptutmak reachingulaşan for thato greenyeşil stickÇubuk.
o yeşil sopaya ulaşmayı hedeflemek olmalı.
17:39
In the endson, thisbu mayMayıs ayı be the greatestEn büyük lessonders ofarasında allherşey.
Sonunda, bu tüm derslerin en önemlisi olabilir.
17:42
What'sNe 's the secretgizli to a happymutlu familyaile? Try.
Nedir başarılı bir ailenin sırrı ? Deneyin.
17:46
(ApplauseAlkış)
(Alkış)
17:50
Translated by Onat Atayer
Reviewed by Ekin Özçelik

▲Back to top

About the speaker:

Bruce Feiler - Writer
Bruce Feiler is the author of "The Secrets of Happy Families," and the writer/presenter of the PBS miniseries "Walking the Bible."

Why you should listen

Bruce Feiler is the author of nine books, including Walking the BibleAbraham, and America’s Prophet. He is also the writer/presenter of the PBS miniseries Walking the Bible. His book The Council of Dads tells the uplifting story of how friendship and community can help one survive life’s greatest challenges. Most recently Feiler published The Secrets of Happy Families, in which he calls for a new approach to family dynamics, inspired by cutting-edge techniques gathered from experts in the disciplines of science, business, sports and the military.

Feiler’s early books involve immersing himself in different cultures and bringing other worlds vividly to life. These include Learning to Bow, an account of the year he spent teaching in rural Japan; Looking for Class, about life inside Oxford and Cambridge; and Under the Big Top, which depicts the year he spent performing as a clown in the Clyde Beatty-Cole Bros. Circus.
 
Walking the Bible describes his perilous, 10,000-mile journey retracing the Five Books of Moses through the desert. The book was hailed as an “instant classic” by the Washington Post and “thoughtful, informed, and perceptive” by the New York Times.

More profile about the speaker
Bruce Feiler | Speaker | TED.com