English-Video.net comment policy

The comment field is common to all languages

Let's write in your language and use "Google Translate" together

Please refer to informative community guidelines on TED.com

TED2013

Rose George: Let's talk crap. Seriously.

Rose George: Pis şeylerden bahsedelim. Gerçekten pis şeylerden.

Filmed
Views 1,647,965

2013 yılındayız; ancak dünyada 2.5 milyar insan temel steril tuvaletten yoksun. Tuvalet yoksa tuvaletinizi nereye yaparsınız? Sokağa, büyük bir ihtimalle su ve yiyecek kaynaklarınıza yakın bir yere, kirlenmenin yol açtığı sayısız ölüm ve hastalık vakalarına davetiye çıkarma pahasına. Gazeteci Rose George'un bir zamanlar konuşulması tabu olan mesele hakkındaki bu cesur, eğlenceli ve etkili konuşmasına kulak verin.

- Curious journalist
Rose George looks deeply into topics that are unseen but fundamental, whether that's sewers or latrines or massive container ships or pirate hostages or menstrual hygiene. Full bio

Let's talk dirtykirli.
Biraz da ayıp şeylerden bahsedelim.
00:12
A fewaz yearsyıl agoönce, oddlytuhaf bir şekilde enoughyeterli,
Birkaç yıl önce, tuhaftır,
00:16
I neededgerekli the bathroombanyo,
tuvalete gitmem gerekti.
00:19
and I foundbulunan one, a publichalka açık bathroombanyo,
Umumi bir tuvalet buldum,
00:22
and I wentgitti into the stalldurak,
kabine girdim ve
00:25
and I preparedhazırlanmış to do what I'd donetamam mostçoğu of my life:
her zaman yaptığım şeyi yapacaktım:
00:27
use the toilettuvalet, flushfloş the toilettuvalet, forgetunutmak about the toilettuvalet.
tuvaleti kullanacak, sifonu çekecek ve unutup gidecektim.
00:31
And for some reasonneden that day, insteadyerine,
Ama o gün her nedense
00:35
I askeddiye sordu myselfkendim a questionsoru,
kendime bir soru sordum.
00:37
and it was, where does this stuffşey go?
O da şuydu: Bu şey nereye gidiyor?
00:39
And with that questionsoru, I foundbulunan myselfkendim plungeddaldı
Ve bu soruyla beraber dalıp gittim ve kendimi
00:43
into the worldDünya of sanitationsanitasyon --
sağlık koruma hizmetlerinde buldum --
00:47
there's more cominggelecek -- (LaughterKahkaha) —
dahası var -- (Gülüşmeler) -
00:51
sanitationsanitasyon, toiletstuvaletler and poopkaka,
sağlık koruma hizmetleri, tuvaletler ve kaka
00:53
and I have yethenüz to emergeçıkmak.
ve henüz yüzeye çıkabilmiş değilim;
00:57
And that's because it's suchböyle an enragingsinirlendiren,
çünkü burası insanın içine eden bir yer
01:00
yethenüz engagingçekici placeyer to be.
fakat bir o kadar da içine çeken.
01:03
To go back to that toilettuvalet,
O tuvalete dönecek olursak,
01:06
it wasn'tdeğildi a particularlyözellikle fancyfantezi toilettuvalet,
özelliği olan bir tuvalet değildi,
01:09
it wasn'tdeğildi as niceGüzel as this one
Dünya Tuvalet Örgütü'ne (DTÖ) ait
01:12
from the WorldDünya ToiletTuvalet OrganizationOrganizasyon.
bu tuvalet kadar iyi görünmüyordu.
01:13
That's the other WTODTÖ. (LaughterKahkaha)
Dünya Ticaret Örgütü'ne değil. (Gülüşmeler)
01:16
But it had a lockablekilitlenebilir doorkapı, it had privacyGizlilik, it had waterSu,
Yine de kilitlenebilir bir kapısı, özel alanı, suyu vardı,
01:21
it had soapsabun so I could washyıkama my handseller,
ellerimi yıkayabileceğim sabun da vardı,
01:24
and I did because I'm a womankadın, and we do that.
ellerimi yıkadım; çünkü biz kadınlar ellerimizi yıkarız.
01:27
(LaughterKahkaha) (ApplauseAlkış)
(Gülüşmeler) (Alkış)
01:30
But that day, when I askeddiye sordu that questionsoru,
Ama o gün, o soruyu sorduğum anda
01:35
I learnedbilgili something, and that was that I'd grownyetişkin up thinkingdüşünme
bir şey keşfettim: böylesi bir tuvaletin
01:38
that a toilettuvalet like that was my right,
benim hakkım olduğuna inanarak yetiştiğimi.
01:40
when in factgerçek it's a privilegeayrıcalık.
Oysa, aslında bu bir ayrıcalıktı.
01:43
2.5 billionmilyar people worldwideDünya çapında have no adequateyeterli toilettuvalet.
Dünyada 2.5 milyar insan donanımlı bir tuvaletten yoksun.
01:46
They don't have a bucketkova or a boxkutu.
Kova ya da kutuları yok.
01:51
FortyKırk percentyüzde of the worldDünya with no adequateyeterli toilettuvalet.
Dünyanın yüzde kırkı donanımlı bir tuvaletten yoksun.
01:55
And they have to do what this little boyoğlan is doing
Bu kişiler, Mumbai Havalimanı ekspres yolu kenarında
01:59
by the sideyan of the MumbaiMumbai AirportHavaalanı expresswayOtoban,
bu çocuğun yaptığı şeyi yapmak zorunda kalıyorlar.
02:02
whichhangi is calleddenilen openaçık defecationdışkılama,
Buna "açık alanda tuvaletini yapmak" ya da
02:05
or poo-pooingkaka-derde in the openaçık.
"açık alanda kakasını yapmak" deniyor.
02:07
And he does that everyher day,
Ve o bunu her gün yapıyor.
02:11
and everyher day, probablymuhtemelen, that guy in the pictureresim
Fotoğraftaki bu adam da büyük bir ihtimalle her seferinde
02:13
walksyürüyüşleri on by,
yanından yürüyüp gidiyor;
02:15
because he seesgörür that little boyoğlan, but he doesn't see him.
çünkü çocuğu görmesine rağmen onu görmüyor.
02:17
But he should, because the problemsorun
Fakat aslında görmeli, çünkü etrafa saçılmış
02:21
with all that poopkaka lyingyalan söyleme around
bunca dışkının yarattığı bir sıkıntı var:
02:23
is that poopkaka carriestaşır passengersyolcu.
içinde barındırdığı yolcular.
02:25
FiftyElli communicableiletilebilir diseaseshastalıklar like to travelseyahat in humaninsan shitbok.
Bulaşıcı hastalıklardan ellisi, insan dışkısıyla taşınıyor.
02:28
All those things, the eggsyumurta, the cystskistler,
Bütün o yumurtalar, kistler, bakteriler,
02:32
the bacteriabakteriler, the virusesvirüsler, all those can travelseyahat
virüsler... Hepsi bir gram insan dışkısı içinde
02:35
in one gramgram of humaninsan fecesdışkı.
bir yerden bir yere taşınabilirler.
02:38
How? Well, that little boyoğlan will not have washedyıkandı his handseller.
Nasıl mı? Az önceki çocuk ellerini yıkamış olamaz
02:41
He's barefootyalınayak. He'llO olacak runkoş back into his houseev,
ve ayakları çıplak. Evine gidip, içtiği suyu,
02:45
and he will contaminatekontamine his drinkingiçme waterSu and his foodGıda
yiyeceklerini ve elbette içinde bulunduğu
02:47
and his environmentçevre
çevreyi kirletecek
02:51
with whateverher neyse diseaseshastalıklar he mayMayıs ayı be carryingtaşıma
el ve ayaklarındaki
02:52
by fecaldışkıya ait particlesparçacıklar that are on his fingersparmaklar and feetayaklar.
dışkı kalıntılarından kaptığı hastalıklar yüzünden.
02:55
In what I call the flushed-and-plumbedTemizlenen ve plumbed worldDünya
Sifonlu-tesisatlı dünya olarak adlandırdığım dünyada-
03:00
that mostçoğu of us in this roomoda are luckyşanslı to livecanlı in,
ki bu salondaki çoğu kişi böyle bir dünyada yaşama ayrıcalığına sahip-
03:03
the mostçoğu commonortak symptomssemptomlar associatedilişkili with those diseaseshastalıklar,
bu hastalıkların en yaygın semptomu olan
03:05
diarrheaishal, is now a bitbit of a jokeşaka.
"diyare" şaka gibi kalıyor.
03:08
It's the runskoşar, the HersheyHershey squirtssquirts, the squitssquits.
İshal olmak, motoru bozmak...
03:11
Where I come from, we call it DelhiDelhi bellygöbek,
Benim geldiğim yerde "Delhi göbeği" olarak biliniyor;
03:15
as a legacymiras of empireimparatorluk.
"imparatorluk mirası".
03:17
But if you searcharama for a stockStok photoFotoğraf of diarrheaishal
Tanınmış bir foto görüntü ajansının arşivinde
03:19
in a leadingönemli photoFotoğraf imagegörüntü agencyAjans,
ishalle ilgili görselleri aratacak olursanız
03:23
this is the pictureresim that you come up with.
karşınıza çıkan fotoğraf bu.
03:26
(LaughterKahkaha)
(Gülüşmeler)
03:28
Still not sure about the bikiniBikini.
"Bikiniden hala emin değilim".
03:30
And here'sburada anotherbir diğeri imagegörüntü of diarrheaishal.
İshalle ilgili bir başka görsel:
03:35
This is MarieMarie SayleeSaylee, ninedokuz monthsay oldeski.
Marie Saylee, dokuz aylık.
03:37
You can't see her, because she's buriedgömülü
Onu göremezsiniz; çünkü Liber'yada
03:41
underaltında that greenyeşil grassçimen in a little villageköy in LiberiaLiberya,
küçük bir köydeki bu yeşil alana gömülü.
03:42
because she diedvefat etti in threeüç daysgünler from diarrheaishal --
Üç yıl önce diyareden
03:46
the HersheyHershey squirtssquirts, the runskoşar, a jokeşaka.
-ishalden, şakadan öldü.
03:49
And that's her dadbaba.
Bu da onun babası.
03:53
But she wasn'tdeğildi aloneyalnız that day,
Ama o gün Marie yalnız değildi,
03:55
because 4,000 other childrençocuklar diedvefat etti of diarrheaishal,
4,000 çocuk daha ishalden öldü,
03:57
and they do everyher day.
ve ölmeye devam ediyor.
04:01
Diarrheaİshal is the secondikinci biggesten büyük killerkatil of childrençocuklar worldwideDünya çapında,
İshal, dünya genelinde çocuk ölümleri arasında en büyük ikinci neden.
04:03
and you've probablymuhtemelen been askeddiye sordu to carebakım about things
Şimdiye kadar HIV/AIDS, Tüberküloz veya kızamık gibi
04:08
like HIVHIV/AIDSAIDS or T.B. or measlesKızamık,
hastalıkları ihmal etmemeniz gerektiğini duymuşsunuzdur.
04:11
but diarrheaishal killsöldürür more childrençocuklar
Ancak ishal,
04:14
than all those threeüç things put togetherbirlikte.
bu üç hastalığın toplamından daha fazla çocuğun ölümüne yol açıyor.
04:16
It's a very potentkuvvetli weaponsilah of masskitle destructionimha.
Gerçekten de çok etkili bir kitle imha silahı.
04:19
And the costmaliyet to the worldDünya is immenseengin:
Bu durumun dünyaya maliyeti ise muazzam:
04:24
260 billionmilyar dollarsdolar lostkayıp everyher yearyıl
yetersiz sağlık koruma hizmetlerinin yol açtığı
04:27
on the losseskayıplar to poorfakir sanitationsanitasyon.
zararın bedeli her yıl 260 milyar dolar.
04:29
These are cholerakolera bedsyataklar in HaitiHaiti.
Bunlar, Haiti'deki kolera yatakları.
04:32
You'llYou'll have heardduymuş of cholerakolera, but we don't hearduymak about diarrheaishal.
Koleradan kesinlikle haberimiz olurdu; ancak ishalden haberimiz olmuyor.
04:34
It getsalır a fractionkesir of the attentionDikkat and fundingfinansman
Diğer hastalıklara gösterilen ilginin ve ayrılan paranın
04:37
givenverilmiş to any of those other diseaseshastalıklar.
yok denecek kadar azını görüyor.
04:40
But we know how to fixdüzeltmek this.
Yine de bu sorunu nasıl çözeceğimizi biliyoruz.
04:43
We know, because in the mid-orta19thinci centuryyüzyıl,
Biliyoruz; çünkü 19. yüzyılın yarısında,
04:46
wonderfulolağanüstü VictorianViktorya dönemi engineersmühendisler
Viktorya döneminde yaşamış başarılı mühendisler
04:49
installedKurulmuş systemssistemler of sewersKanalizasyon and wastewateratıksu treatmenttedavi
kanalizasyon, atık su arıtım ve sifonlu tuvalet sistemi kurdular
04:52
and the flushfloş toilettuvalet, and diseasehastalık droppeddüştü dramaticallydramatik.
ve bu sayede hastalık vakaları büyük ölçüde azaldı.
04:54
ChildÇocuk mortalityölüm oranı droppeddüştü by the mostçoğu
Çocuk ölümleri tarihin en düşük
04:59
it had ever droppeddüştü in historytarih.
seviyelerine geriledi.
05:01
The flushfloş toilettuvalet was votedolarak the besten iyi medicaltıbbi advanceilerlemek
Sifonlu tuvalet, İngiliz Tıp Dergisi okuyucuları tarafından
05:03
of the last 200 yearsyıl by the readersokuyucular of the Britishİngiliz MedicalTıbbi JournalGünlük,
son 200 yılın en önemli tıbbi gelişimi olarak seçildi,
05:06
and they were choosingSeçme over the PillHap, anesthesiaanestezi,
hap, anestezi ve cerrahiyi
05:09
and surgerycerrahlık.
geride bırakarak.
05:12
It's a wonderfulolağanüstü wasteatık disposalelden çıkarma devicecihaz.
Mükemmel bir atık bertaraf tesisatı.
05:14
But I think that it's so good — it doesn't smellkoku,
Bence harika. Kokusunu duymuyoruz,
05:16
we can put it in our houseev, we can lockkilitlemek it behindarkasında a doorkapı
evimize koyabiliyoruz ve üstüne kapımızı kapatabiliyoruz.
05:20
and I think we'vebiz ettik lockedkilitli it out of conversationkonuşma too.
Günlük konuşmalarımızın kapılarını da bu konuya kapatıyoruz.
05:23
We don't have a neutralnötr wordsözcük for it.
Bu durumu tam olarak ifade eden bir sözcüğümüz yok.
05:26
Poop'sKaka'nın not particularlyözellikle adequateyeterli.
Kaka, tam olarak karşılamıyor.
05:27
ShitBok offendsgücendirir people. FecesDışkı is too medicaltıbbi.
Bok, insanı rahatsız ediyor. Dışkı, aşırı tıbbi kalıyor.
05:29
Because I can't explainaçıklamak otherwiseaksi takdirde,
Başka türlü açıklayamıyorum,
05:33
when I look at the figuresrakamlar, what's going on.
istatistiksel verilere ve konunun özüne baktığımda.
05:36
We know how to solveçözmek diarrheaishal and sanitationsanitasyon,
İshal ve sağlık koruma sorununu nasıl çözeceğimizi biliyoruz;
05:39
but if you look at the budgetsbütçeleri of countriesülkeler,
fakat gelişmiş ya da gelişmekte olan
05:42
developinggelişen and developedgelişmiş,
ülkelerin bütçelerine bakarsanız,
05:44
you'llEğer olacak think there's something wrongyanlış with the mathmatematik,
hesaplamada bir hata olduğunu düşünebilirsiniz;
05:46
because you'llEğer olacak expectbeklemek absurditiessaçmalıklara like
çünkü şöyle tuhaflıklarla karşılaşacaksınız:
05:49
PakistanPakistan spendingharcama 47 timeszamanlar more on its militaryaskeri
Pakistan'da her yıl 150.000 çocuk ishalden öldüğü halde,
05:52
than it does on waterSu and sanitationsanitasyon,
orduya harcanan paranın,
05:55
even thoughgerçi 150,000 childrençocuklar dieölmek of diarrheaishal
su ve sağlık koruma hizmetlerine harcanan paradan
05:57
in PakistanPakistan everyher yearyıl.
47 kat fazla olduğu gibi tuhaflıklar...
06:00
But then you look at that alreadyzaten minusculeminuscule
Sonra yine su ve sağlık koruma hizmetlerine
06:02
waterSu and sanitationsanitasyon budgetbütçe,
ayrılan minicik bütçeye bakıyorsunuz
06:04
and 75 to 90 percentyüzde of it will go on cleantemiz waterSu supplyarz,
ve yüzde 75 ila 90'ının temiz su kaynağına ayrıldığını görüyorsunuz,
06:06
whichhangi is great; we all need waterSu.
ki bu harika; hepimiz suya muhtacız.
06:09
No one'sbiri going to refuseçöp cleantemiz waterSu.
Kimse temiz suya hayır demez.
06:11
But the humblemütevazi latrinelatrine, or flushfloş toilettuvalet,
Ancak, hela ya da sifonlu tuvaletler, hastalıkları
06:13
reducesazaltır diseasehastalık by twiceiki defa as much
sadece temiz su kaynağı kullanmaya göre
06:16
as just puttingkoyarak in cleantemiz waterSu.
iki kat fazla azaltıyor.
06:19
Think about it. That little boyoğlan
Bir düşünün. Koşarak evine giden
06:21
who'skim runningkoşu back into his houseev,
bir küçük çocuğu düşünün.
06:22
he mayMayıs ayı have a niceGüzel, cleantemiz freshtaze waterSu supplyarz,
Onun da düzgün ve temiz su kaynağı olabilir,
06:24
but he's got dirtykirli handseller that he's going to contaminatekontamine his waterSu supplyarz with.
ama elleri kirli ve bu ellerle kendi su kaynağını da kirletecek.
06:26
And I think that the realgerçek wasteatık of humaninsan wasteatık
Bence asıl israf, bir kaynak ve inanılmaz bir kalkınma
06:31
is that we are wastingisraf it as a resourcekaynak
tetikleyicisi olarak insan atığını
06:34
and as an incredibleinanılmaz triggertetik for developmentgelişme,
boşa harcamamızdır.
06:37
because these are a fewaz things that toiletstuvaletler
Tuvaletlerin ve kakanın sadece kendisinin bile
06:41
and poopkaka itselfkendisi can do for us.
bize kazandırabileceği şeylerden birkaç örnek bunlar.
06:43
So a toilettuvalet can put a girlkız back in schoolokul.
Bir tuvalet bir kız çocuğunu okuluna geri gönderebilir.
06:46
Twenty-five25 percentyüzde of girlskızlar in IndiaHindistan dropdüşürmek out of schoolokul
Hindistan'da kız çocuklarının yüzde yirmibeşi,
06:49
because they have no adequateyeterli sanitationsanitasyon.
yetersiz sağlık koruma hizmetleri yüzünden okulu bırakıyor.
06:52
They'veOnlar ettik been used to sittingoturma throughvasitasiyla lessonsdersler
Yıllardır, derslerde tuvaletlerini tutarak
06:55
for yearsyıl and yearsyıl holdingtutma it in.
oturmaya alışmışlar.
06:57
We'veBiz ettik all donetamam that, but they do it everyher day,
Elbette hepimiz tutmuşuzdur, ama onlar her gün tutuyor.
07:00
and when they hitvurmak pubertyergenlik and they startbaşlama menstruatingadet görüyor,
Ergenlik çağında adet görmeye başladıklarında
07:03
it just getsalır too much.
artık pes ediyorlar.
07:05
And I understandanlama that. Who can blamesuçlama them?
Anlayabiliyorum. Onları kim suçlayabilir?
07:08
So if you metmet an educationalisteducationalist and said,
Bir eğitimciyle karşılaşıp ona:
07:11
"I can improveiyileştirmek educationEğitim attendancekatılım ratesoranları by 25 percentyüzde
"Çok basit birşey yaparak eğitime katılımı
07:13
with just one simplebasit thing,"
yüzde 25 artıracağınızı" söylerseniz,
07:16
you'dşimdi etsen make a lot of friendsarkadaşlar in educationEğitim.
eğitim camiasında epey popüler olursunuz.
07:18
That's not the only thing it can do for you.
Kakanın yapabilecekleri bununla da sınırlı değil.
07:21
PoopKaka can cookpişirmek your dinnerakşam yemegi.
Yemeğinizi de pişirebilir.
07:24
It's got nutrientsbesinler in it.
İçinde besin maddeleri var.
07:27
We ingestyemek nutrientsbesinler. We excretesalgılamak nutrientsbesinler as well.
Besin maddelerini vücudumuza alıyoruz. Aynı zamanda dışkıyla atıyoruz.
07:28
We don't keep them all.
Hepsini vücudumuzda tutmuyoruz.
07:31
In RwandaRuanda, they are now gettingalma
Ruanda'da hapishanelerdeki
07:33
75 percentyüzde of theironların cookingyemek pişirme fuelyakıt in theironların prisonhapis systemsistem
mutfak yakıtının yüzde 75'i
07:35
from the contentsiçindekiler of prisoners'mahkûm bowelsbağırsak.
mahkumların dışkılarından elde ediliyor.
07:38
So these are a bunchDemet of inmatesMahkumlar in a prisonhapis in ButareButare.
Bunlar, Butare'de bir hapishanedeki mahkumlar
07:41
They're genocidalSoykırım inmatesMahkumlar, mostçoğu of them,
Çoğunluğu soykırım suçundan hükümlü,
07:45
and they're stirringkarıştırma the contentsiçindekiler of theironların ownkendi latrinestuvaletler,
tuvaletlerinin içlerini karıştırıyorlar;
07:47
because if you put poopkaka in a sealedkapalı environmentçevre, in a tanktank,
çünkü dışkı tıpkı mide gibi kapalı bir ortamda kalırsa,
07:51
prettygüzel much like a stomachmide,
bir tankta tutulursa,
07:54
then, prettygüzel much like a stomachmide, it givesverir off gasgaz,
aynı mide gibi gaz çıkarmaya başlar
07:56
and you can cookpişirmek with it.
ve bu gazla yemek pişirilebilir.
07:59
And you mightbelki think it's just good karma"Karma"
Bu adamların kendi pisliklerini karıştırdığını gördüğünüzde
08:01
to see these guys stirringkarıştırma shitbok,
eden bulur diye düşünebilirsiniz;
08:03
but it's alsoAyrıca good economicekonomik senseduyu,
ama bu aynı zamanda ekonomik olarak çok mantıklı;
08:06
because they're savingtasarruf a millionmilyon dollarsdolar a yearyıl.
çünkü bu sayede yılda bir milyon dolar tasarruf ediliyor.
08:08
They're cuttingkesim down on deforestationorman açma,
Ağaç kıyımlarını azaltmakla kalmayıp,
08:10
and they'veonlar ettik foundbulunan a fuelyakıt supplyarz that is inexhaustibletükenmez,
bitmez tükenmez ve ücretiz bir yakıt kaynağını da
08:12
infinitesonsuz and freeücretsiz at the pointpuan of productionüretim.
üretim anında elde etmiş oluyorlar.
08:15
It's not just in the poorfakir worldDünya that poopkaka can savekayıt etmek liveshayatları.
Kakanın hayat kurtardığı tek yer dünyanın yoksul kesimleri değil.
08:20
Here'sİşte a womankadın who'skim about to get a dosedoz
Bu gördüğümüz kadın,
08:23
of the brownkahverengi stuffşey in those syringesşırınga,
şırıngayla koyu bir madde enjekte edilmek üzere.
08:25
whichhangi is what you think it is,
Öyle olduğunu sanıyorsunuz,
08:27
exceptdışında not quiteoldukça, because it's actuallyaslında donatedbağışladı.
ama değil; çünkü aslında bağışlanmış.
08:29
There is now a newyeni careerkariyer pathyol calleddenilen stooltabure donordonör.
Dışkı donörü adı verilen yeni bir kariyer türü var.
08:32
It's like the newyeni spermsperm donordonör.
Sperm donörü gibi.
08:35
Because she has been sufferingçile from a superbugsuperbug calleddenilen C. diffdiff,
C. diff diye bilinen ve antibiyotiklere direnç gösteren
08:36
and it's resistantdayanıklı to antibioticsantibiyotikler in manyçok casesvakalar.
bir bakteri nedeniyle hasta.
08:39
She's been sufferingçile for yearsyıl.
Hastalığı yıllardır sürüyor.
08:43
She getsalır a dosedoz of healthysağlıklı humaninsan fecesdışkı,
Bir doz sağlıklı insan dışkısı enjekte ediliyor.
08:44
and the cureÇare rateoran for this procedureprosedür is 94 percentyüzde.
Bu işlem sonucu iyileşme oranı yüzde 94.
08:48
It's astonishingşaşırtıcı, but hardlyzorlukla anyonekimse is still doing it.
Hayret verici ama bunu artık neredeyse kimse yapmıyor.
08:52
Maybe it's the ickTrick factorfaktör.
Belki iğrenç bulunduğundan.
08:56
That's okay, because there's a teamtakım of researchAraştırma scientistsBilim adamları
Neyse ki Kanadalı bir grup biliminsanı
08:58
in CanadaKanada who have now createdoluşturulan a stooltabure sampleNumune,
RePOOPulate adı verilen
09:01
a fakesahte stooltabure sampleNumune whichhangi is calleddenilen RePOOPulateRePOOPulate.
sahte dışkı örneği oluşturmayı başardı.
09:04
So you'dşimdi etsen be thinkingdüşünme by now, okay, the solution'sçözümün simplebasit,
Çözümün çok basit olduğunu düşünüyor olabilirsiniz:
09:07
we give everyoneherkes a toilettuvalet.
herkesin bir tuvaleti olsun.
09:09
And this is where it getsalır really interestingilginç,
İşler tam bu noktada oldukça ilginç bir hal alıyor;
09:11
because it's not that simplebasit, because we are not simplebasit.
çünkü bu o kadar basit değil, zira bizler basit değiliz.
09:13
So the really interestingilginç, excitingheyecan verici work --
Sağlık koruma çalışmalarının ilginç ve heyecanlı kısmı-
09:16
this is the engagingçekici bitbit -- in sanitationsanitasyon is that
içine çeken kısmı- şurası ki;
09:20
we need to understandanlama humaninsan psychologyPsikoloji.
İnsan psikolojisini anlamamız gerekiyor.
09:23
We need to understandanlama softwareyazılım
Birilerinin eline donanımı tutuşturmaktansa
09:26
as well as just givingvererek someonebirisi hardwaredonanım.
yazılımı anlamamız gerekiyor.
09:28
They'veOnlar ettik foundbulunan in manyçok developinggelişen countriesülkeler that
Pek çok gelişmekte olan ülkede hükümet yetkililerinin
09:30
governmentshükümetler have gonegitmiş in and givenverilmiş out freeücretsiz latrinestuvaletler
gidip, ücretsiz tuvaletler yaptırdığını ve birkaç yıl sonra
09:32
and gonegitmiş back a fewaz yearsyıl latersonra and foundbulunan that they'veonlar ettik
geri döndüklerinde ise bunların ahırlara
09:35
got lots of newyeni goatkeçi shedsHangarlar or templestapınaklar or spareyedek roomsOdalar
ibadethanelere ve barınaklara dönüştürüldüğünü,
09:37
with theironların ownerssahipleri happilymutlu walkingyürüme pastgeçmiş them
tuvalet sahiplerinin ise hallerinden memnun bir şekilde
09:41
and going over to the openaçık defecatingSözgelimi groundzemin.
tuvaletlerini açık alanlara yapmaya devam ettiklerini gördüler.
09:44
So the ideaFikir is to manipulateidare humaninsan emotionduygu.
Esas fikir: insan duygularını manipüle etmek.
09:47
It's been donetamam for decadeson yıllar. The soapsabun companiesşirketler did it
Onlarca yıldır yapılan bir uygulama. Sabun şirketleri
09:50
in the earlyerken 20thinci centuryyüzyıl.
20. yüzyılın başında bu yönteme başvurdular.
09:53
They trieddenenmiş sellingsatış soapsabun as healthysağlıklı. No one boughtsatın it.
Sabunu sağlıklı bir şey olarak sunmaya çalıştılar. Alan olmadı.
09:55
They trieddenenmiş sellingsatış it as sexyseksi. EveryoneHerkes boughtsatın it.
Seksi birşey olarak sundular. Herkes hücum etti.
09:58
In IndiaHindistan now there's a campaignkampanya
Şimdilerde Hindistan'da bir kampanya yürütülüyor.
10:02
whichhangi persuadesikna eder younggenç bridesgelinler
Evlenme çağındaki genç kızları tuvaleti olmayan bir aileye
10:03
not to marryevlenmek into familiesaileleri that don't have a toilettuvalet.
gelin gitmemeleri konusunda iknaya çalışıyor.
10:06
It's calleddenilen "No LooLoo, No I Do."
Kampanyanın adı "No Loo, No I Do" (Tuvalet yoksa Hayır)
10:09
(LaughterKahkaha)
(Gülüşmeler)
10:11
And in casedurum you think that poster'syazarın just propagandapropaganda,
Eğer bu posterin yalnızca bir propaganda olduğunu sanıyorsanız,
10:14
here'sburada PriyankaPriyanka, 23 yearsyıl oldeski.
işte Priyanka, 23 yaşında.
10:16
I metmet her last OctoberEkim in IndiaHindistan,
Geçtiğimiz Ekim ayında Hinistan'da tanıştık.
10:18
and she grewbüyüdü up in a conservativemuhafazakâr environmentçevre.
Muhafazakar bir çevrede yetişmiş.
10:20
She grewbüyüdü up in a ruralkırsal villageköy in a poorfakir areaalan of IndiaHindistan,
Hindistan'ın yoksul kesimindeki kırsal alanda büyümüş.
10:23
and she was engagednişanlı at 14, and then at 21 or so,
14 yaşındayken nişanlanmış ve yaklaşık 21 yaşındayken
10:26
she movedtaşındı into her in-law'skanun içinde houseev.
Kayınvalidesinin evine taşınmış.
10:30
And she was horrifieddehşete kapılmış to get there and find
Oraya vardığında tuvaletlerinin olmadığını görünce
10:32
that they didn't have a toilettuvalet.
dehşete kapılmış.
10:34
She'dOnun böyle birşey yapacağını grownyetişkin up with a latrinelatrine.
Oysa kendisi tuvaletli bir evde yetişmiş.
10:35
It was no bigbüyük dealanlaştık mı, but it was a latrinelatrine.
Öyle gösterişli değil sıradan bir tuvalet.
10:37
And the first night she was there, she was told
Orada kaldığı iik gece
10:39
that at 4 o'clocksaat in the morningsabah --
saat 4'te kayınvalidesi onu uyandırmış
10:41
her mother-in-lawkaynana got her up, told her to go outsidedışında
ve dışarı çıkmasını ve ihtiyacını dışarıda,
10:42
and go and do it in the darkkaranlık in the openaçık.
karanlıkta görmesini söylemiş.
10:45
And she was scaredkorkmuş. She was scaredkorkmuş of drunkssarhoşlar hangingasılı around.
Çok korkmuş. Etraftaki sarhoşlardan korkuyormuş.
10:48
She was scaredkorkmuş of snakesyılan. She was scaredkorkmuş of rapekolza.
Yılanlardan korkuyormuş. Tecavüze uğramaktan korkuyormuş.
10:50
After threeüç daysgünler, she did an unthinkabledüşünülemez thing.
Üç gün sonra akla hayale gelmeyen birşey yapmış.
10:53
She left.
Orayı terk etmiş.
10:55
And if you know anything about ruralkırsal IndiaHindistan,
Hindistan'ın kırsal alanlarını az çok biliyorsanız,
10:57
you'llEğer olacak know that's an unspeakablyunspeakably courageouscesur thing to do.
bu hareketin ne kadar cesur olduğunu biliyorsunuz demektir.
10:58
But not just that.
Bununla da kalmamış.
11:02
She got her toilettuvalet, and now she goesgider around
Kendisi de tuvalet edinmiş. Şimdilerde
11:03
all the other villagesköyler in IndiaHindistan
Hindistan'ın dört bir yerindeki köyleri gezerek
11:05
persuadingikna other womenkadınlar to do the sameaynı thing.
diğer kadınları da aynı şeyi yapmaya ikna ediyor.
11:07
It's what I call socialsosyal contagionbulaşıcı hastalık, and it's really powerfulgüçlü
İşte ben buna sosyal bulaşma derim. Gerçekten de çok etkili
11:09
and really excitingheyecan verici.
ve aynı zamanda heyecan verici.
11:12
AnotherBaşka bir versionversiyon of this, anotherbir diğeri villageköy in IndiaHindistan
Bu hikayenin bir başka versiyonu, Priyanka'nın
11:14
nearyakın where PriyankaPriyanka liveshayatları
yaşadığı yere yakın bir başka köyde geçiyor.
11:16
is this villageköy, calleddenilen LakaraLakara, and about a yearyıl agoönce,
Lakara adındaki bu köyde yaklaşık bir yıl önce
11:18
it had no toiletstuvaletler whatsoeverher ne.
herhangi bir tuvalet yoktu.
11:22
KidsÇocuklar were dyingölen of diarrheaishal and cholerakolera.
Çocuklar ishal ve koleradan ölüyordu.
11:24
Some visitorsZiyaretçi camegeldi, usingkullanma variousçeşitli behavioraldavranışsal changedeğişiklik trickspüf nokta
Dışarıdan gelen birtakım uzmanlar, davranış değiştirme metodları uygulamaya çalıştılar:
11:26
like puttingkoyarak out a plateplaka of foodGıda and a plateplaka of shitbok
masaya bir tabak yemek ve bir tabak kaka koyup
11:30
and watchingseyretme the fliessinekler go one to the other.
sineklerin ikisi arsında mekik dokumalarını seyretmek gibi.
11:33
SomehowBir şekilde, people who'dkim olur been thinkingdüşünme
Yaptıkları şeyi kesinlikle iğrenç bulmayan kişiler,
11:35
that what they were doing was not disgustingiğrenç at all
nasıl olduysa birdenbire
11:38
suddenlyaniden thought, "OopsOops."
"Aaaa" dediler.
11:39
Not only that, but they were ingestingsindirerek theironların neighbors'komşularının shitbok.
Yalnızca kendilerinin değil komşularının kakalarını da vücutlarına alıyorlardı.
11:41
That's what really madeyapılmış them changedeğişiklik theironların behaviordavranış.
Davranışlarını değiştirmelerinin asıl nedeni buydu.
11:44
So this womankadın, this boy'sçocuğun motheranne
Böylece, çocuğun annesi olan bu kadın
11:47
installedKurulmuş this latrinelatrine in a fewaz hourssaatler.
tuvaletini birkaç saat içerisinde kurdu.
11:49
Her entiretüm life, she'do ediyorum been usingkullanma the bananamuz fieldalan behindarkasında,
O güne kadar, arka taraftaki muz tarlasını kullanmıştı
11:52
but she installedKurulmuş the latrinelatrine in a fewaz hourssaatler.
ama tuvaletini kurması yalnızca birkaç saatini adlı.
11:54
It costmaliyet nothing. It's going to savekayıt etmek that boy'sçocuğun life.
Masrafı sıfır. Kazancı, çocuğun yaşamı.
11:56
So when I get despondentumutsuz about the statebelirtmek, bildirmek of sanitationsanitasyon,
Ne zaman sağlık koruma hizmetleri konusunda ümitsizliğe kapılsam
11:59
even thoughgerçi these are prettygüzel excitingheyecan verici timeszamanlar
bütün bunlar çok heyecan veriyor;
12:03
because we'vebiz ettik got the BillBill and MelindaMelinda GatesGates FoundationVakfı
çünkü Bill ve Melinda Gates Vakfı var,
12:05
reinventingyeniden icat the toilettuvalet, whichhangi is great,
tuvaleti yeniden icat etmek harika,
12:07
we'vebiz ettik got MattMatt DamonDamon going on bathroombanyo strikegrev,
Matt Damon'ın tuvalet grevine girmesi
12:09
whichhangi is great for humanityinsanlık, very badkötü for his coloniki nokta üst üste.
insanlık için büyük, kalın bağırsağı için zararlı bir adım.
12:12
But there are things to worryendişelenmek about.
Kaygı durulması gereken meseleler var.
12:16
It's the mostçoğu off-trackoff-Track MillenniumMillennium DevelopmentGeliştirme GoalHedef.
En çok ihmal edilen Milenyum Kalkınma Hedefi.
12:17
It's about 50 or so yearsyıl off trackiz.
Yaklaşık 50 yıllık bir ihmal.
12:20
We're not going to meetkarşılamak targetshedefler,
İnsanlara sağlık koruma hizmetleri bu oranda
12:23
providingsağlama people with sanitationsanitasyon at this rateoran.
ulaştırıldığı sürece, hedeflere ulaşamayız.
12:24
So when I get sadüzgün about sanitationsanitasyon,
Bu konuda ümitsizliğe kapıldığımda
12:27
I think of JapanJaponya, because JapanJaponya 70 yearsyıl agoönce
Japonya'yı düşünürüm. 70 yıl önce
12:31
was a nationulus of people who used pitçukur latrinestuvaletler
çukur tuvaletler kullanan ve tuvalet kağıdı olarak
12:34
and wipedyok with stickssopa,
çubuk kullanan bir milletti.
12:37
and now it's a nationulus of what are calleddenilen WoshurettosWoshurettos,
Bugünse Woshurettos, yani
12:39
washletWashlet toiletstuvaletler.
washlet tuvaletlerle anılan bir millet.
12:42
They have in-builtdahili bidetBide nozzlespüskürtme uçlarını for a lovelygüzel,
Bu tuvaletler, elle dokunmaya gerek kalmadan güzel bir temizlik hissi sunan
12:43
hands-freeeller serbest cleaningtemizlik experiencedeneyim,
kendi içinde taharet musluğu başlığı bulunan tuvaletler.
12:46
and they have variousçeşitli other featuresÖzellikler
Daha pek çok özelliği bulunuyor:
12:49
like a heatedısıtmalı seatoturma yeri and an automaticOtomatik lid-raisingkapak yetiştirme devicecihaz
ısıtmalı oturak ya da otomatik kapak kaldırma aparatı da var.
12:51
whichhangi is knownbilinen as the "marriage-saverevlilik-koruyucu."
bu aparata "evlilik kurtaran" da deniyor.
12:54
(LaughterKahkaha)
(Gülüşmeler)
12:56
But mostçoğu importantlyönemlisi, what they have donetamam in JapanJaponya,
En önemlisi, Japonya'daki rolleri
12:58
whichhangi I find so inspirationalilham verici,
ki bence çok ilham verici,
13:00
is they'veonlar ettik broughtgetirdi the toilettuvalet out from behindarkasında the lockedkilitli doorkapı.
tuvaleti, kilitli kapıların ardından çıkarmış olmaları
13:01
They'veOnlar ettik madeyapılmış it conversationalkonuşma.
ve konuşulabilir hale getirmeleri.
13:04
People go out and upgradeyükseltmek theironların toilettuvalet.
İnsanlar gidip tuvaletlerini yeniliyorlar.
13:05
They talk about it. They'veOnlar ettik sanitizedayıklanmış it.
Bu konuda konuşuyorlar. Sterilize ediyorlar.
13:09
I hopeumut that we can do that. It's not a difficultzor thing to do.
Umarım bunları biz de yapabiliriz. Yapması zor değil.
13:13
All we really need to do
tek yapmamız gereken
13:18
is look at this issuekonu
bu konuyu acil ve
13:20
as the urgentacil, shamefulutanç verici issuekonu that it is.
utanç durulması gereken bir konu olarak görmek.
13:22
And don't think that it's just in the poorfakir worldDünya that things are wrongyanlış.
Yanlışlıkların dünyanın yoksul yerlerine özgü olduğunu sanmayın.
13:26
Our sewersKanalizasyon are crumblingdağılan.
Bizdeki kanalizasyon sistemleri çatırdıyor.
13:29
Things are going wrongyanlış here too.
Bizde de yolunda gitmeyen şeyler var.
13:31
The solutionçözüm to all of this is prettygüzel easykolay.
Bütün bunların çözümü çok kolay.
13:33
I'm going to make your liveshayatları easykolay this afternoonöğleden sonra
Bugün yaşamınızı kolaylaştıracağım.
13:36
and just asksormak you to do one thing,
Sizden tek birşey rica ediyorum:
13:38
and that's to go out, protestprotesto,
Dışarı çıkın, protesto edin,
13:40
speakkonuşmak about the unspeakableAğza alınmayacak,
konuşulmayanı konuşun,
13:43
and talk shitbok.
pis konuşun.
13:46
Thank you.
Teşekkürler.
13:47
(ApplauseAlkış)
(Alkış)
13:49
Translated by Gülay Eroğlu
Reviewed by Kerem Yorukoglu

▲Back to top

About the speaker:

Rose George - Curious journalist
Rose George looks deeply into topics that are unseen but fundamental, whether that's sewers or latrines or massive container ships or pirate hostages or menstrual hygiene.

Why you should listen

Rose George thinks, researches, writes and talks about the hidden, the undiscussed. Among the everyone-does-it-no-one-talks-about-it issues she's explored in books and articles: sanitation (and poop in general). Diarrhea is a weapon of mass destruction, says the UK-based journalist and author, and a lack of access to toilets is at the root of our biggest public health crisis. In 2012, two out of five of the world’s population had nowhere sanitary to go.

The key to turning around this problem, says George: Let’s drop the pretense of “water-related diseases” and call out the cause of myriad afflictions around the world as what they are -- “poop-related diseases” that are preventable with a basic toilet. George explores the problem in her book The Big Necessity: The Unmentionable World of Human Waste and Why It Matters and in a fabulous special issue of Colors magazine called "Shit: A Survival Guide." Read a sample chapter of The Big Necessity >>

Her latest book, on an equally hidden world that touches almost everything we do, is Ninety Percent of Everything: Inside Shipping, the Invisible Industry That Puts Clothes on Your Back, Gas in Your Car, Food on Your Plate. Read a review >> 

 In the UK and elsewhere, you'll find the book titled Deep Sea and Foreign Going: Inside Shipping, the Invisible Industry the Brings You 90% of Everything.

More profile about the speaker
Rose George | Speaker | TED.com