English-Video.net comment policy

The comment field is common to all languages

Let's write in your language and use "Google Translate" together

Please refer to informative community guidelines on TED.com

TED2018

Jason B. Rosenthal: The journey through loss and grief

Jason B. Rosenthal: Kayıp ve kedere yolculuk

Filmed:
1,024,331 views

Yazar ve yönetmen Amy Krouse Rosenthal, ölüm üzerine geniş çapta okunan acımasızca dürüst, ironik bir biçimde komik "Kocamla Evlenmek İsteyebilirsiniz" isimli yazısında, kocası Jason'ın hayatına devam etmesine ve mutluluğu bulmasına halka açık şekilde izin verdi. Ölümünden bir yıl sonra, Jason, keder içinde olan herkesin yararına, kaybolanla birlikte ilerlemenin ızdıraplı sürecine dair samimi iç görüler sunuyor.

- Advocate, artist
When Jason B. Rosenthal's wife died, he says: "as clichéd as it sounds, I started working on living each day as it comes, to get through the complexities of life." Full bio

Burada olma sebebimi açıklayan
üç kelime var.
00:13
There are threeüç wordskelimeler
that explainaçıklamak why I am here.
Bunlar "Amy Krouse Rosenthal."
00:17
They are "AmyAmy KrouseKrouse RosenthalRosenthal."
Morfin ile ayakta duran ve
evde bakım tedavisi
00:23
At the endson of Amy'sAmy'nin life,
00:24
hypedsinirli up on morphinemorfin and home in hospiceDarülaceze,
gören Amy'nin hayatının bitiminde,
"New York Times", 3 Mart 2017'de
00:28
the "NewYeni YorkYork TimesKez"
publishedyayınlanan an articlemakale she wroteyazdı
"Modern Love" için yazdığı
bir makaleyi yayınladı.
00:30
for the "ModernModern Love" columnkolon
on MarchMart 3, 2017.
Dünya çapında beş milyondan fazla
insan tarafından okundu.
00:35
It was readokumak worldwideDünya çapında
by over fivebeş millionmilyon people.
Makale dayanılmaz bir şekilde üzücü,
00:39
The pieceparça was unbearablydayanılmaz sadüzgün,
ironik bir biçimde komik
00:42
ironicallyironik funnykomik
ve acımasızca dürüsttü.
00:44
and brutallyvahşice honestdürüst.
Konusu beraber geçirdiğimiz
hayatımız olsa da,
00:47
While it was certainlykesinlikle
about our life togetherbirlikte,
parçanın odağı bendim.
00:49
the focusodak of the pieceparça was me.
Adı ise,
"Kocamla Evlenmek İsteyebilirsiniz."
00:53
It was calleddenilen, "You MayMayıs
Want to MarryEvlenmek My HusbandKoca."
Şahsıma adanmış bir reklamda
yaratıcı bir hareketti.
00:56
It was a creativeyaratıcı playoyun
on a personalkişisel adilan for me.
Amy başka bir aşk hikayesiyle
doldurmam için
01:00
AmyAmy quiteoldukça literallyharfi harfine left
an emptyboş spaceuzay for me to filldoldurmak
bana tam anlamıyla boş bir alan bıraktı.
01:04
with anotherbir diğeri love storyÖykü.
Amy hayatımın yarısı boyunca karımdı.
01:07
AmyAmy was my wifekadın eş for halfyarım my life.
Şimdi büyümüş olan üç harika çocuğu
yetiştirmekte hayat ortağımdı
01:10
She was my partnerortak in raisingyükselen
threeüç wonderfulolağanüstü, now grownyetişkin childrençocuklar,
ve gerçekten benim kadınımdı,
biliyor musunuz?
01:15
and really, she was my girlkız, you know?
01:17
We had so much in commonortak.
Çok ortak noktamız vardı.
Aynı sanatı,
01:20
We lovedsevilen the sameaynı artSanat,
aynı belgeselleri, aynı müziği çok sevdik.
01:21
the sameaynı documentariesbelgeseller, the sameaynı musicmüzik.
01:24
MusicMüzik was a hugeKocaman partBölüm
of our life togetherbirlikte.
Müzik hayatımızın büyük bir parçasıydı.
Ve aynı değerleri paylaştık.
01:27
And we sharedpaylaşılan the sameaynı valuesdeğerler.
Birbirimize aşıktık
01:30
We were in love,
ve aşkımız son güne kadar
daha da güçlendi.
01:31
and our love grewbüyüdü strongergüçlü
up untila kadar her last day.
Amy üretken bir yazardı.
01:37
AmyAmy was a prolificüretken authoryazar.
Çığır açan iki anısı dışında,
01:39
In additionilave to two groundbreakingçığır açan memoirsanılarında,
30'un üzerinde çocuk kitabı yayınladı.
01:41
she publishedyayınlanan over 30 children'sçocuk bookskitaplar.
Ölümünden sonra,
kızımız Paris ile yazdığı
01:45
PosthumouslyÖlümünden sonra, the bookkitap she wroteyazdı
with our daughterkız evlat ParisParis,
"Sevgili Kız" adlı kitap,
01:47
calleddenilen "DearSevgili GirlKız,"
"New York Times" çok satanlar listesinde
bir numaralı sıraya yükseldi.
01:49
reachedulaştı the numbernumara one positionpozisyon
on the "NewYeni YorkYork TimesKez" bestsellerEn çok satanlar listliste.
Kendi deyimiyle
minik bir film yapımcısıydı.
01:54
She was a self-describedKendini tarif tinyminik filmmakerfilm yapımcısı.
1.54 boyundaydı ve
filmleri o kadar uzun değildi.
01:57
She was 5'1" and her filmsfilmler
were not that long.
(Kahkahalar)
02:00
(LaughterKahkaha)
02:01
Her filmsfilmler exemplifiedörneği her naturaldoğal abilitykabiliyet
to gathertoplamak people togetherbirlikte.
Filmleri insanları bir araya getirme
yetisinin bir emsali oldu.
Aynı zamanda dünyanın her yerindeki,
02:07
She was alsoAyrıca a terrificMüthiş publichalka açık speakerkonuşmacı,
her yaştan çocuk ve yetişkinle konuşabilen
02:09
talkingkonuşma with childrençocuklar
and adultsyetişkinler of all agesyaşlar
müthiş bir konuşmacıydı.
02:12
all over the worldDünya.
Keder hikayem yalnızca
halka açık olma anlamında eşsiz.
02:15
Now, my storyÖykü of griefkeder is only uniquebenzersiz
in the senseduyu of it beingolmak ratherdaha doğrusu publichalka açık.
Fakat, yas süreci yalnız
bana mahsus bir hikaye değildi.
02:19
HoweverAncak, the grievingacı çekiyor processsüreç itselfkendisi
was not my storyÖykü aloneyalnız.
Amy hayatta ilerlememe izin verdi
ve bunun için çok minnettarım.
02:25
AmyAmy gaveverdi me permissionizin to movehareket forwardileri,
and I'm so gratefulminnettar for that.
Bir yıldan biraz uzun süren
yeni hayatımda
02:30
Now, just a little over a yearyıl
into my newyeni life,
birkaç şey öğrendim.
02:33
I've learnedbilgili a fewaz things.
Sizlere kederle birlikte
ilerleme sürecinin
02:35
I'm here to sharepay with you
partBölüm of the processsüreç of movinghareketli forwardileri
bir kısmını paylaşmaya geldim.
02:38
throughvasitasiyla and with griefkeder.
Fakat bunu yapmadan önce,
02:42
But before I do that,
I think it would be importantönemli
biraz hayatın sonundan söz etmenin
önemli olacağını düşünüyorum,
02:44
to talk a little bitbit
about the endson of life,
zira bu o zamandan beri
duygusal dünyamı şekillendiriyor.
02:46
because it formsformlar how I have been
emotionallyduygusal yönden sincedan beri then.
Ölüm konuşulması zor bir konu, değil mi?
02:50
DeathÖlüm is suchböyle a tabootabu subjectkonu, right?
Amy son yemeğini 9 Ocak 2017'de yedi.
02:54
AmyAmy ateyemek yedi her last mealyemek on JanuaryOcak 9, 2017.
Bir şekilde iki ay boyunca
02:58
She somehowbir şekilde livedyaşamış an additionalek two monthsay
katı yiyecekler olmadan yaşadı.
03:01
withoutolmadan solidkatı foodGıda.
Doktorları evde bakım ünitesi
sağlayabileceğimizi
03:03
Her doctorsdoktorlar told us
we could do hospiceDarülaceze at home
ya da onu hastaneye
yatırabileceğimizi söyledi.
03:07
or in the hospitalhastane.
Bizlere Amy'nin vücut ağırlığının
yarısına düşeceğini,
03:09
They did not tell us that AmyAmy
would shrinkküçültmek to halfyarım her bodyvücut weightağırlık,
kocasıyla bir daha asla yatmayacağını
ve yatak odamıza çıkmanın
03:13
that she would never layyatırmak
with her husbandkoca again,
03:16
and that walkingyürüme upstairsüst katta to our bedroomyatak odası
would soonyakında feel like runningkoşu a marathonmaraton.
bir maraton koşturmak gibi
hissettireceğini söylemediler.
Evde bakım, ölmek için
güzel bir ortam sunuyor.
03:22
Home hospiceDarülaceze does have an auraatmosfer of beingolmak
a beautifulgüzel environmentçevre to dieölmek in.
Sürekli kesintiye uğrayan makinelere
03:27
How great that you don't have
the soundssesleri of machinesmakineler beepingbip sesi
ve bip seslerine maruz kalmamanız,
03:30
and going on and off all the time,
zorunlu ilaç uygulamasında
kesinti yaşanmaması,
03:33
no disruptionskesintileri for mandatoryzorunlu
drugilaç administrationyönetim,
ailenizin olduğu evde
ölecek olmanız harika.
03:37
home with your familyaile to dieölmek.
O haftaları anlamlı kılmak için
elimizden geleni yaptık.
03:42
We did our besten iyi to make those weekshaftalar
as meaningfulanlamlı as we could.
Sıklıkla ölüm hakkında konuştuk.
03:46
We talkedkonuştuk oftensık sık about deathölüm.
Herkes muhakkak başına geleceğini biliyor
03:48
EverybodyHerkes knowsbilir it's going
to happenolmak to them, like, for sure,
ama açıkça konuşabiliyor olmak
iyi hissettiriyordu.
03:52
but beingolmak ableyapabilmek to talk openlyaçıkça
about it was liberatingkurtarıcı.
Ebeveynlik gibi konularda konuştuk.
03:57
We talkedkonuştuk about subjectskonular like parentingEbeveynlik.
Onun yokluğunda çocuklarımıza
nasıl mümkün olan
04:00
I askeddiye sordu AmyAmy how I could be the besten iyi parentebeveyn
possiblemümkün to our childrençocuklar in her absenceyokluk.
en iyi ebeveyn olabileceğimi sordum.
Bu konuşmalarda, her biriyle
ne kadar sağlam bir ilişkim olduğunu
04:06
In those conversationskonuşmaları,
she gaveverdi me confidencegüven
04:08
by stressingvurgulayarak what a great relationshipilişki
I had with eachher one of them,
ve bunu yapabileceğimi vurgulayarak
04:12
and that I can do it.
bana güven verdi.
Onunla birlikte karar verebilmeyi umacağım
04:15
I know there will be manyçok timeszamanlar
04:17
where I wishdilek she and I
can make decisionskararlar togetherbirlikte.
birçok sefer olacağını biliyorum.
Her zaman son derece uyumluyduk.
04:20
We were always so in syncsenkronize etmek.
Şunu büyük bir özveriyle söylemeliyim ki
04:24
MayMayıs I be so audaciouscesur as to suggestönermek
şu anda sağlığınız yerindeyken,
04:26
that you have these conversationskonuşmaları now,
bu konuşmaları yapın.
04:30
when healthysağlıklı.
Lütfen beklemeyin.
04:32
Please don't wait.
Evde bakım sürecimizin bir parçası olarak
ziyaretçi grupları düzenledik.
04:36
As partBölüm of our hospiceDarülaceze experiencedeneyim,
we organizedörgütlü groupsgruplar of visitorsZiyaretçi.
Fiziksel gerilemeye başladığında bile,
Amy onları ağırlayacak kadar cesurdu.
04:40
How bravecesur of AmyAmy to receiveteslim almak them,
even as she beganbaşladı her physicalfiziksel declinedüşüş.
Anne babası ve üç kardeşi ile birlikte,
04:45
We had a KrouseKrouse night,
04:47
her parentsebeveyn and threeüç siblingsKardeşler.
Krouse adına bir gece düzenledik.
Sonra ise arkadaşları ve ailesi dahil.
04:49
FriendsArkadaşlar and familyaile were nextSonraki.
Her biri Amy ve bize dair
güzel hikayeler anlattı.
04:51
EachHer told beautifulgüzel storieshikayeleri
of AmyAmy and of us.
Amy dostları üzerinde
büyük bir etki bıraktı.
04:55
AmyAmy madeyapılmış an immenseengin impactdarbe
on her loyalsadık friendsarkadaşlar.
Fakat evde bakım geride kalan
aile üyeleri için pek güzel değil.
05:00
But home hospiceDarülaceze is not so beautifulgüzel
for the survivinghayatta kalan familyaile membersüyeler.
Burada biraz özele girmek
ve şimdiye kadar,
05:05
I want to get a little personalkişisel here
and tell you that to this datetarih,
bu son haftaların hatıralarını aklımdan
çıkaramadığımı söylemek istiyorum.
05:09
I have memorieshatıralar of those
finalnihai weekshaftalar that hauntmusallat me.
Her adımda Amy'e yardım ederek,
05:14
I rememberhatırlamak walkingyürüme backwardsgeriye doğru
to the bathroombanyo,
tuvalete doğru geri geri yürümeyi
hatırlıyorum.
05:18
assistingYardım AmyAmy with eachher stepadım.
Çok güçlü hissettim.
05:21
I feltkeçe so stronggüçlü.
Ben pek cüsseli bir adam değilim
05:23
I'm not suchböyle a bigbüyük guy,
05:25
but my armssilâh lookedbaktı and feltkeçe so healthysağlıklı
comparedkarşılaştırıldığında to Amy'sAmy'nin frailçelimsiz bodyvücut.
ama kollarım Amy'nin zayıf gövdesine
kıyasla çok sağlıklı görünüyordu.
Ve bu vücut bizim evimizde güçsüz düştü.
05:31
And that bodyvücut failedbaşarısız oldu in our houseev.
Geçen sene 13 Mart'ta,
05:36
On MarchMart 13 of last yearyıl,
karım yatağımızda
yumurtalık kanserinden öldü.
05:40
my wifekadın eş diedvefat etti of ovarianYumurtalık cancerkanser in our bedyatak.
Onun cansız bedenini
05:46
I carriedtaşınan her lifelesscansız bodyvücut
merdivenlerimizden aşağı,
05:50
down our stairsmerdiven,
yemek salonumuzdan
05:53
throughvasitasiyla our diningyemek roomoda
ve oturma odamızdan geçerek
05:56
and our livingyaşam roomoda
vücudunu yakmak üzere bekleyen
05:58
to a waitingbekleme gurneysedye
bir sedyeye taşıdım.
06:01
to have her bodyvücut crematedyakılmak.
O görüntüyü asla aklımdan çıkaramayacağım.
06:04
I will never get that imagegörüntü
out of my headkafa.
Evde bakım sürecinden
geçmiş birini tanıyorsanız,
06:07
If you know someonebirisi who has been
throughvasitasiyla the hospiceDarülaceze experiencedeneyim,
bu gerçeği kabul edin.
06:10
acknowledgekabul that.
Sadece Jason adında birinin
o anılara
06:11
Just say you heardduymuş this guy JasonJason
06:13
talk about how toughsert it mustşart be
to have those memorieshatıralar
sahip olmanın ne kadar
zor olduğundan söz ettiğini
ve konuşmak isterlerse
yanlarında olacağınızı söyleyin.
06:15
and that you're there
if they ever want to talk about it.
Konuşmak istemeyebilirler,
06:18
They mayMayıs ayı not want to talk,
ancak her gününü o kalıcı anılarla
geçiren biriyle bağ kurmak güzel.
06:20
but it's niceGüzel to connectbağlamak with someonebirisi
livingyaşam eachher day with those lastingkalıcı imagesGörüntüler.
İnanılmaz olduğunu biliyorum
ama bu soru bana hiç sorulmadı.
06:27
I know this soundssesleri unbelievableInanılmaz,
but I've never been askeddiye sordu that questionsoru.
Amy'nin makalesi, beni kederi
halka açık bir şekilde yaşamaya itti.
06:32
Amy'sAmy'nin essaykompozisyon causedneden oldu me
to experiencedeneyim griefkeder in a publichalka açık way.
Bana ulaşan okuyucuların çoğu
güzel sözler yazdı.
06:37
ManyBirçok of the readersokuyucular who reachedulaştı out to me
wroteyazdı beautifulgüzel wordskelimeler of reflectionyansıma.
Amy'nin etki alanı
06:41
The scopekapsam of Amy'sAmy'nin impactdarbe
was deeperDaha derine and richerzengin
biz ve ailesinin bildiğinden
daha derin ve zengindi.
06:44
than even us and her familyaile knewbiliyordum.
Aldığım yanıtlardan bazıları
mizahlarından dolayı
06:48
Some of the responsesyanıt-e doğru I receivedAlınan helpedyardım etti me
with the intenseyoğun grievingacı çekiyor processsüreç
yoğun bir yas sürecine
yardımcı oldu,
06:52
because of theironların humormizah,
makaleyi okuyan bir kadın okuyucudan
06:54
like this emailE-posta I receivedAlınan
from a womankadın readerokuyucu
aldığım bu e-posta gibi,
06:56
who readokumak the articlemakale, declaringilan,
“Hazır olduğunuzda sizinle evleneceğim --
07:00
"I will marryevlenmek you when you are readyhazır --
07:02
(LaughterKahkaha)
(Kahkahalar)
"size temelli olarak içmeyi
bıraktıracağım.
07:03
"providedsağlanan you permanentlykalıcı olarak stop drinkingiçme.
Başka şart yok.
07:07
No other conditionskoşullar.
Sizden daha uzun yaşayacağıma
söz veriyorum.
07:09
I promisesöz vermek to outlivedaha uzun yaşamak you.
Çok teşekkür ederim."
07:11
Thank you very much."
İyi bir tekila severim ama
cidden bağımlılığım yok.
07:14
Now, I do like a good tequilatekila,
but that really is not my issuekonu.
Yine de bu teklife
nasıl hayır diyebilirim?
07:19
YetHenüz how could I say no to that proposalöneri?
(Kahkahalar)
07:21
(LaughterKahkaha)
Bir aile dostundan gelen notu okuduğumda
gözyaşlarıyla gülüyordum:
07:23
I laughedgüldü throughvasitasiyla the tearsgözyaşı when I readokumak
this noteNot from a familyaile friendarkadaş:
"Evinizde Şabat akşamı
düzenlenen yemekleri
07:28
"I rememberhatırlamak ShabbatŞabat dinnersakşam yemekleri at your home
ve Amy'nin bana mısır ekmeği krutonları
yapmayı öğrettiğini anımsıyorum.
07:30
and AmyAmy teachingöğretim me
how to make cornbreadMısır ekmeği croutonskruton.
Sadece Amy krutonlarda
marifetli olabilirdi."
07:34
Only AmyAmy could find
creativityyaratıcılık in croutonskruton."
(Kahkahalar)
07:38
(LaughterKahkaha)
27 Temmuz'da, Amy'nin
ölümünden birkaç ay sonra,
07:42
On JulyTemmuz 27, just a fewaz monthsay
after Amy'sAmy'nin deathölüm,
babam yıllardır mücadele ettiği
07:46
my dadbaba diedvefat etti of complicationskomplikasyonlar
Parkinson hastalığının
yan etkilerinden öldü.
07:47
relatedilgili to a decades-longon yıl süren battlesavaş
with Parkinson'sParkinson diseasehastalık.
Merak ediyordum, bir insan
yaşadıklarına ne kadar dayanabilirdi?
07:52
I had to wondermerak etmek: How much
can the humaninsan conditionşart handlesap?
Bu ağır kayıpla başa çıkabilmemizi
07:56
What makesmarkaları us capableyetenekli
of dealingmuamele with this intenseyoğun losskayıp
ve yine de devam etmemizi sağlayan nedir?
07:59
and yethenüz carrytaşımak on?
Bu bir sınav mıydı?
08:02
Was this a testÖlçek?
Neden ailem ve harika çocuklarım?
08:04
Why my familyaile and my amazingşaşırtıcı childrençocuklar?
Ne yazık ki cevapları aramak
ömür boyu süren bir görev,
08:08
Looking for answerscevaplar, I regretpişman to say,
is a lifelongömür boyu missionmisyon,
ancak sebat edebilmemin anahtarı
08:12
but the keyanahtar to my beingolmak ableyapabilmek to perseveresebat
Amy'nin hayatıma devam etmem gerektiğini
08:16
is Amy'sAmy'nin expressedifade and very publichalka açık edictferman
ifade ettiği halka açık yazısıdır.
08:20
that I mustşart go on.
Bütün sene boyunca böyle yaptım.
08:23
ThroughoutBoyunca this yearyıl,
I have donetamam just that.
Dışarıya çıkıp, bu hayatın
sunduğunu bildiğim
08:26
I have attemptedteşebbüs to stepadım out
and seekaramak the joysevinç and the beautygüzellik
neşe ve güzelliği aramaya giriştim.
08:30
that I know this life
is capableyetenekli of providingsağlama.
Fakat gerçek şu ki:
08:36
But here'sburada the realitygerçeklik:
Amy'yi onurlandıran
aile toplantılarına,
08:38
those familyaile gatheringstoplantılar,
08:40
attendingkatılıyor weddingsdüğün
and eventsolaylar honoringonurlandıran AmyAmy,
düğünlere ve etkinliklere katılmak,
08:42
as lovingseven as they are,
her ne kadar sevgi dolu olsalar da,
katlanması çok zordu.
08:44
have all been very difficultzor to enduretahammül.
İnsanlar harika olduğumu söylüyor.
08:48
People say I'm amazingşaşırtıcı.
08:49
"How do you handlesap yourselfkendin
that way duringsırasında those timeszamanlar?"
"Tüm bunların üstesinden
nasıl geliyorsunuz?"
"Bunu büyük bir incelikle
yapıyorsunuz," diyorlar.
08:52
They say, "You do it with suchböyle graceGrace."
Ama tahmin edebileceğiniz üzere,
08:56
Well, guesstahmin what?
çoğu zaman fazlasıyla üzgün ve
08:58
I really am sadüzgün a lot of the time.
darmadağın bir haldeymiş gibi hissediyorum
09:02
I oftensık sık feel like I'm kindtür of a messdağınıklık,
ve bu hislerin geride kalan eşler,
09:05
and I know these feelingsduygular
applyuygulamak to other survivinghayatta kalan spouses,
çocuklar, ebeveynler
09:09
childrençocuklar, parentsebeveyn
ve diğer aile üyeleri için de
öyle olduğunu biliyorum.
09:12
and other familyaile membersüyeler.
Japon Zen'inde,
"doğum-ölüm" anlamına gelen
09:16
In JapaneseJaponca ZenZen, there is a termterim "ShojiShoji,"
09:18
whichhangi translatesçevirir as "birthdoğum deathölüm."
"Shoji" terimi vardır.
Yaşam ve ölüm arasında,
09:21
There is no separationayırma
betweenarasında life and deathölüm
ikisini birbirine bağlayan ince bir çizgi
dışında hiçbir ayrım yoktur.
09:24
other than a thinince linehat
that connectsbağlandığı the two.
Doğum ya da yaşamın
neşe dolu, harika, can alıcı kısımları
09:28
BirthDoğum, or the joyousneşeli,
wonderfulolağanüstü, vitalhayati partsparçalar of life,
ve ölüm ya da kurtulmak istediğimiz
şeylerin
09:32
and deathölüm, those things
we want to get ridkurtulmuş of,
eşit olarak karşımıza çıktığı söylenir.
09:35
are said to be facedyüzlü equallyaynı derecede.
Kendimi içinde bulduğum bu
yeni yaşamda kederle ilerlerken,
09:38
In this newyeni life that I find myselfkendim in,
09:40
I am doing my besten iyi to embracekucaklamak this conceptkavram
as I movehareket forwardileri with grievingacı çekiyor.
elimden geldiğince
bu anlayışı benimsiyorum.
Yine de Amy'nin ölümünü
izleyen ilk aylarda,
09:47
In the earlyerken monthsay
followingtakip etme Amy'sAmy'nin deathölüm, thoughgerçi,
09:50
I was sure that the feelingduygu of despairumutsuzluk
would be ever-presentHep-mevcut,
umutsuzluk hissinin
her zaman var olacağından
ve beni tamamiyle tüketeceğinden emindim.
09:53
that it would be all-consumingTüm tüketen.
Çok geçmeden umut verici
bir tavsiye aldığım için şanslıydım.
09:56
SoonYakında I was fortunateşanslı
to receiveteslim almak some promisingumut verici advicetavsiye.
Eşini kaybedenler kulübünün
10:01
ManyBirçok membersüyeler of the losing-a-spouseeş bir kaybetme clubkulüp
birçok üyesi bana ulaştı.
10:03
reachedulaştı out to me.
Özellikle hayat arkadaşını
kaybeden biri tekrarlamaya devam etti,
10:05
One friendarkadaş in particularbelirli who had alsoAyrıca
lostkayıp her life partnerortak kepttuttu repeatingYinelenen,
"Jason, hayatta neşe kaynağını
bulacaksın."
10:10
"JasonJason, you will find joysevinç."
Ne hakkında konuştuğunu bile bilmiyordum.
10:14
I didn't even know
what she was talkingkonuşma about.
Bu nasıl mümkündü?
10:16
How was that possiblemümkün?
Ama Amy, bana bir de mutluluğu bulmam için
10:19
But because AmyAmy gaveverdi me
very publichalka açık permissionizin
halka açık bir şekilde izin verdiğinden,
10:22
to alsoAyrıca find happinessmutluluk,
zaman zaman hayatta neşeyi tatmış oldum.
10:25
I now have experienceddeneyimli joysevinç
from time to time.
Geceyi bir LCD Soundsystem konserinde
dans ederek geçirerek,
10:29
There it was, dancingdans the night away
at an LCDLCD SoundsystemSoundsystem concertkonser,
erkek kardeşim ve en iyi arkadaşımla
ya da bir üniversite arkadaşımla seyahat
10:35
travelingseyahat with my brothererkek kardeş and besten iyi friendarkadaş
or with a collegekolej buddyarkadaş on a boys'çocukların tripgezi
edip, daha önce hiç tanışmadığım
bir grup harika insanla tanışarak.
10:39
to meetkarşılamak a groupgrup of great guys
I never metmet before.
Güneşin soğuk bir günde güvertenin
üzerine vurmasını izleyerek,
10:42
From observinggözleme that my deckgüverte had sunGüneş
beatingdayak down on it on a coldsoğuk day,
içeriye adım atıp, oraya uzandığımda,
10:47
steppingAdım out in it, layingdöşeme there,
vücudumu saran sıcaklığı hissederek.
10:50
the warmthSıcaklık consumingtüketen my bodyvücut.
Neşe kaynağım üç harika
çocuğumdan geliyor.
10:54
The joysevinç comesgeliyor from my threeüç
stunningçarpıcı childrençocuklar.
Oğlum Justin,
11:00
There was my sonoğul JustinJustin,
güçlü, şişkin pazulu bir beyefendiyle
resmini çekip
11:02
textingmanifatura me a pictureresim of himselfkendisi
with an olderdaha eski gentlemanbeyefendi
11:05
with a massivemasif, stronggüçlü forearmkolun ön kısmı
and the captionresim yazısı, "I just metmet PopeyeTemel Reis,"
"Popeye ile tanıştım" başlıklı
bir mesaj yollamıştı,
yüzünde kocaman bir sırıtış vardı.
11:10
with a hugeKocaman grinsırıtma on his faceyüz.
11:11
(LaughterKahkaha)
(Kahkahalar)
Kardeşi Miles, mezuniyet sonrası
11:13
There was his brothererkek kardeş MilesMil,
walkingyürüme to the traintren
ilk iş günü yola çıkmak üzereyken,
11:15
for his first day of work
after graduatingmezun collegekolej,
durup bana baktı
11:19
who stoppeddurduruldu and lookedbaktı
back at me and askeddiye sordu,
ve "Neyi unutuyorum?" diye sordu.
11:21
"What am I forgettingunutma?"
Onu hemen teskin ettim,
"Hazırsın. Bu iş sende."
11:23
I assuredgüvence verdi him right away,
"You are 100 percentyüzde readyhazır. You got this."
Ve kızım Paris ile
11:28
And my daughterkız evlat ParisParis,
Londra'daki Battersea Parkı'nda,
11:29
walkingyürüme togetherbirlikte
throughvasitasiyla BatterseaBattersea ParkPark in LondonLondra,
sabahın erken saatlerinde
parıldayan güneşin
11:32
the leavesyapraklar piledKazıklı highyüksek,
11:34
the sunGüneş glisteningparlak in the earlyerken morningsabah
on our way to yogaYoga.
ve kaldırımda yığılmış yaprakların
arasından yürüyerek yogaya gidiyoruz.
Güzellik keşfedilmek için var
11:40
I would addeklemek that beautygüzellik
is alsoAyrıca there to discoverkeşfetmek,
ve bunu derken wabi-sabi türden
11:44
and I mean beautygüzellik of the wabi-sabiWabi-sabi varietyvaryete
herhangi bir güzelliği
kastediyorum.
11:46
but beautygüzellik nonethelessyine de.
Bir yandan, bu türde bir şey gördüğümde,
11:49
On the one handel, when I see something
in this categorykategori, I want to say,
"Amy, bunu gördün mü? Bunu duydun mu?
11:52
"AmyAmy, did you see that? Did you hearduymak that?
Paylaşmanı gerektirecek kadar güzel."
demek istiyorum.
11:54
It's too beautifulgüzel
for you not to sharepay with me."
Diğer yandan,
12:00
On the other handel,
artık bu anları
12:02
I now experiencedeneyim these momentsanlar
tamamen yeni bir şekilde deneyimliyorum.
12:04
in an entirelyBaştan sona newyeni way.
Müzikte bulduğum güzellik vardı,
12:08
There was the beautygüzellik I foundbulunan in musicmüzik,
son çıkan Manchester Orchestra albümünde,
12:11
like the momentan in the newestEn yeni
ManchesterManchester OrchestraOrkestra albumalbüm,
"The Alien" şarkısının kusursuzca
12:14
when the songşarkı "The AlienUzaylı"
12:16
seamlesslysorunsuz transitionsgeçişler
into "The SunshineGüneş ışığı,"
"The Sunshine" adlı şarkıya geçişi gibi
ya da Luke Sital-Singh'in
unutulmaz parçası
12:19
or the hauntingperili ev beautygüzellik
of LukeLuke Sital-Singh'sSital-Singh "KillingÖldürme Me,"
"Killing Me" nin nakaratı gibi,
12:24
whosekimin choruskoro readsokur,
"Ve benimle burada olmaman öldürüyor beni.
12:26
"And it's killingöldürme me
that you're not here with me.
Mutlu bir şekilde yaşıyorum ama
suçlu hissediyorum kendimi."
12:30
I'm livingyaşam happilymutlu,
but I'm feelingduygu guiltysuçlu."
Hayatın basit anlarda sunduğu,
12:35
There is beautygüzellik in the simplebasit momentsanlar
that life has to offerteklif,
Amy'nin varoluşunun bir parçası olan
dünyayı görmenin bir güzelliği var,
12:40
a way of seeinggörme that worldDünya
that was so much a partBölüm of Amy'sAmy'nin DNADNA,
sabah işe gitmek gibi,
12:44
like on my morningsabah commuteGidip,
Michigan Gölü'nden yansıyan
güneş parıltılarına bakmak
12:46
looking at the sunGüneş
reflectingyansıtan off of LakeGöl MichiganMichigan,
ya da ışığın günün farklı saatlerinde
12:49
or stoppingDurduruluyor and trulygerçekten seeinggörme
how the lightışık shinesparlar
birlikte inşa ettiğimiz evin içinde
12:53
at differentfarklı timeszamanlar of the day
nasıl parladığını görmek;
12:55
in the houseev we builtinşa edilmiş togetherbirlikte;
Şikago'da bir fırtınadan sonra bile,
12:59
even after a ChicagoChicago stormfırtına,
noticingfark the freshtaze buildupbirikimini of snowkar
çevrede yeni birikmiş karları fark etmek;
13:03
throughoutboyunca the neighborhoodKomşuluk;
ya da kızım bas gitarını çalarken
13:05
or peekingbakmak into my daughter'skız çocukları roomoda
odasına göz atmak gibi.
13:08
as she's practicingalıştırma yapmak the bassbas guitargitar.
Bakın, ne kadar şanslı bir insan
olduğumu belirtmek istiyorum.
13:13
Listen, I want to make it clearaçık
that I'm a very fortunateşanslı personkişi.
Beni seven ve destekleyen
en muhteşem aileye sahibim.
13:18
I have the mostçoğu amazingşaşırtıcı familyaile
that lovessever and supportsdestekler me.
Keder sürecimde kendimi geliştirmemi
sağlayan olanaklara sahibim.
13:22
I have the resourceskaynaklar for personalkişisel growthbüyüme
duringsırasında my time of griefkeder.
Ama bu bir boşanma olsun,
13:27
But whetherolup olmadığını it's a divorceboşanma,
çok sıkı çalıştığınız bir işi kaybetmek
13:30
losingkaybetme a job you workedişlenmiş so hardzor at
ya da ailenizden birisinin aniden
13:33
or havingsahip olan a familyaile memberüye dieölmek suddenlyaniden
veya ağır ve acı verici bir şekilde
ölmesi olsun,
13:35
or of a slow-movingyavaş hareket eden and painfulacı verici deathölüm,
size bana sunulanı
13:38
I would like to offerteklif you
önermek istiyorum:
13:40
what I was givenverilmiş:
bir parça kâğıt.
13:43
a blankboş of sheettabaka of paperkâğıt.
Size adanmış boş alanınızla,
13:47
What will you do
with your intentionalkasıtlı emptyboş spaceuzay,
yeni başlangıcınızla ne yapacaksınız?
13:51
with your freshtaze startbaşlama?
Teşekkürler.
13:55
Thank you.

(Alkışlar)
13:57
(ApplauseAlkış)
Translated by Nilüfer Baynal
Reviewed by Merve Kılıç

▲Back to top

About the speaker:

Jason B. Rosenthal - Advocate, artist
When Jason B. Rosenthal's wife died, he says: "as clichéd as it sounds, I started working on living each day as it comes, to get through the complexities of life."

Why you should listen

Jason B. Rosenthal writes: "I have practiced law and developed real estate in Chicago for half of my life. But that is only what I did 9 to 5. What made me better at my profession -- and as a human being getting through each day -- was realizing my thirst for learning and doing. I practiced yoga intensely; I traveled the world with my wife and my family; I learned to paint and made a home studio; and I developed a passion for cooking. I would not have called myself the most passionate student when I was in school, but in my adult life I have read with a thirst for knowledge -- everything from the most meaty fiction, fascinating nonfiction and magazines. My family is what makes me who I am today.

"I was married to the most amazing woman for half of my life. We raised three incredible children in Chicago, a culturally vibrant and livable city with people of good midwestern values. When my bride died of ovarian cancer after 26 years of marriage, I got in touch with real pain. I immediately reevaluated my life's work. I had talked for years about whether my chosen career path gave me real fulfillment. I am now the executive director of a nonprofit organization created in Amy's name, the Amy Krouse Rosenthal Foundation. I am fueled by its mission to provide programs that encourage child literacy and funding for early detection of ovarian cancer. My future is a blank space waiting to be filled."

More profile about the speaker
Jason B. Rosenthal | Speaker | TED.com