English-Video.net comment policy

The comment field is common to all languages

Let's write in your language and use "Google Translate" together

Please refer to informative community guidelines on TED.com

TEDGlobal 2011

Ian Ritchie: The day I turned down Tim Berners-Lee

İan Ritchie: Tim Berners-Lee'yi geri cevirdigim gun

Filmed
Views 579,965

Bir düşünün. 1990 yılının sonları ve Tim Berners-Lee adında kibar genç bir adamla tanışıyorsunuz. Size WWW (World Wide Web) adını verdiği bir sistemden bahsediyor. Ian Ritchie orada idi ve... Onu satın almadı. Bilgi, bağlantılar ve hatalarda öğrenme ile ilgili kısa bir hikaye.

- Software entrepreneur
Ian Ritchie Full bio

Well we all know the WorldDünya WideGeniş WebWeb
Hepimiz de biliyoruz ki,
00:15
has absolutelykesinlikle transformeddönüştürülmüş publishingyayıncılık, broadcastingYayın,
WWW (World Wide Web) artik basın, yayıncılık,
00:17
commerceticaret and socialsosyal connectivitybağlantı,
reklam ve sosyal bağlantı ortamına dönüştü.
00:21
but where did it all come from?
Fakat tüm bunlar nereden geldi?
00:23
And I'll quotealıntı threeüç people:
Size üç kişiden bahsedeceğim :
00:25
VannevarVannevar BushBush, DougDoug EngelbartEngelbart and TimTim Berners-LeeBerners-Lee.
Vannevar Bush, Doug Engelbart ve Tim Berners-Lee.
00:27
So let's just runkoş throughvasitasiyla these guys.
Şimdi bu üç adama şöyle bir bakalım.
00:30
This is VannevarVannevar BushBush.
İşte bu Vannevar Bush.
00:32
VannevarVannevar BushBush was the U.S. government'shükümetin chiefşef scientificilmi adviserDanışmanı duringsırasında the warsavaş.
Vannevar Bush savaş sırasında Birleşik Devletler Hükümeti’nin baş bilimsel danışmanı idi.
00:34
And in 1945,
Ve 1945 yılında,
00:37
he publishedyayınlanan an articlemakale in a magazinedergi calleddenilen AtlanticAtlantik MonthlyAylık.
“Atlantik Monthly” dergisinde bir makale yayınladı.
00:39
And the articlemakale was calleddenilen "As We MayMayıs Think."
Makalenin adı “As We May Think” idi.
00:42
And what VannevarVannevar BushBush was sayingsöz
Ve Vannevar Bush’un demeye çalıştığı şey şudur.
00:45
was the way we use informationbilgi is brokenkırık.
"Bilgiyi kullanma şeklimiz bozuktur."
00:47
We don't work in termsşartlar of librarieskütüphaneler
Bizler kütüphaneler,
00:50
and catalogkatalog systemssistemler and so forthileri.
ve kataloglama sistemleri gibi çalışmıyoruz.
00:53
The brainbeyin worksEserleri by associationbirleşme.
Beyin çağrışım, ilişkisel bir şekilde çalışır.
00:55
With one itemmadde in its thought, it snapsenstantane instantlyanında to the nextSonraki itemmadde.
Bir madde düşüncesi anında bir sonraki maddeyi akla getirir.
00:57
And the way informationbilgi is structuredyapılandırılmış
Ve bilginin düzenlenme şekli
01:00
is totallybütünüyle incapableaciz of keepingkoruma up with this processsüreç.
bilgiyi saklamaktan yoksundur.
01:02
And so he suggestedönerdi a machinemakine,
Bu şekilde bir makine önerdi
01:05
and he calleddenilen it the memexmemex.
ve buna “memex” adını verdi.
01:07
And the memexmemex would linkbağlantı informationbilgi,
Ve memex bilgiyi bağlıyordu.
01:09
one pieceparça of informationbilgi to a relatedilgili pieceparça of informationbilgi and so forthileri.
Bir parça bilgiyi alakalı başka bilgi parçasına ve bu şekilde devam ediyor…
01:11
Now this was in 1945.
Bu 1945 yılındaydıydı.
01:14
A computerbilgisayar in those daysgünler
Bu günlerde bilgisayar
01:16
was something the secretgizli servicesHizmetler used to use for codekod breakingkırma.
gizli servisin şifre kırmada kullandığı bir şeydi.
01:18
And nobodykimse knewbiliyordum anything about it.
Ve kimse ne olduğunu bilmiyordu.
01:21
So this was before the computerbilgisayar was inventedicat edildi.
Ve bu bilgisayarın icadından önceydi.
01:23
And he proposedönerilen this machinemakine calleddenilen the memexmemex.
Ve memex adını verdiği bu makineyi önerdi.
01:25
And he had a platformplatform where you linkedbağlantılı informationbilgi to other informationbilgi,
Ve bilgiyi başka bir bilgiye bağlanabileceğiniz,
01:27
and then you could call it up at will.
ve sonra da istediğiniz gibi geri çağırabileceğiniz bir platforma sahipti.
01:30
So spinningdöndürme forwardileri,
Biraz daha ileri gidelim.
01:32
one of the guys who readokumak this articlemakale was a guy calleddenilen DougDoug EngelbartEngelbart,
Bu makaleyi okuyanlardan adamlardan biri Doug Engelbart’tı.
01:34
and he was a U.S. AirHava ForceKuvvet officersubay.
Ve kendisi Birleşik Devlerler Hava Kuvvetleri memuruydu.
01:36
And he was readingokuma it in theironların librarykütüphane in the FarÇok EastDoğu.
Makaleyi Uzak Doğu’daki kütüphaneleriden birinde okuyordu.
01:38
And he was so inspiredyaratıcı by this articlemakale,
Bu makaleden çok ilham almıştı
01:41
it kindtür of directedyönlendirilmiş the restdinlenme of his life.
makale hayatının geri kalanını yönetir olmuştu.
01:43
And by the mid-orta60s, he was ableyapabilmek to put this into actionaksiyon
Ve 60 ların ortasında California’daki Stanford Araştırma Laboratuvarında çalışırken
01:45
when he workedişlenmiş at the StanfordStanford ResearchAraştırma LabLaboratuvar in CaliforniaCalifornia.
bu fikri gerçekleştirme fırsatına sahip oldu.
01:48
He builtinşa edilmiş a systemsistem.
Bir sistem geliştirdi.
01:52
The systemsistem was designedtasarlanmış to augmentçoğaltmak humaninsan intelligencezeka, it was calleddenilen.
Sistem insan zekasını taklit ediyordu.
01:54
And in a premonitionönsezi of today'sbugünkü worldDünya
Günümüzün Bulut Bilgisayar (Cloud computing)
01:57
of cloudbulut computingbilgi işlem and softwaresbilgisayar yazılımı of servicehizmet,
ve Servis Yazılımlarını sezmişçesine
02:00
his systemsistem was calleddenilen NLSNLS
sisteme oN-Line System den esinlenerek
02:02
for oN-LineoN-Line SystemSistem.
NLS ismi verildi.
02:04
And this is DougDoug EngelbartEngelbart.
İşte Doug Engelbart.
02:06
He was givingvererek a presentationsunum at the FallSonbahar JointOrtak ComputerBilgisayar ConferenceKonferans
1969 deki Fall Joint Computer Conference’da
02:08
in 1968.
sunum yapıyor.
02:11
What he showedgösterdi --
Gösterdiği şey –
02:14
he satoturdu on a stageevre like this, and he demonstratedgösterdi this systemsistem.
sahnede bu şekilde oturdu ve bu Sistemi gösterdi.
02:16
He had his headkafa micmikrofon like I've got.
Tıpkı benimki gibi bir mikrofonu vardı.
02:19
And he worksEserleri this systemsistem.
Sistemi işletiyor.
02:21
And you can see, he's workingçalışma betweenarasında documentsevraklar
Ve görebilirsiniz, dokümanlar,
02:23
and graphicsgrafik and so forthileri.
grafikler ve bunun gibi şeyler ile çalışıyor.
02:25
And he's drivingsürme it all
Ve her şeyi
02:27
with this platformplatform here,
bu platform ile yönetiyor.
02:29
with a five-fingeroynanmaz keyboardtuş takımı
beş parmaklı bir klavye ile
02:31
and the world'sDünyanın en first computerbilgisayar mousefare,
ve dünyanın ilk bilgisayar faresi,
02:33
whichhangi he speciallyözel olarak designedtasarlanmış in ordersipariş to do this systemsistem.
ki özellikle bu Sistemi yönetmek için tasarlanmıştı.
02:35
So this is where the mousefare camegeldi from as well.
Bu aslında farenin geldiği yerdir.
02:37
So this is DougDoug EngelbartEngelbart.
İşte bu Doug Engelbart.
02:39
The troublesorun with DougDoug Engelbart'sEngelbart's systemsistem
Doug Engelbart’ın Sistemi ile iglili sorun şu idi ki,
02:41
was that the computersbilgisayarlar in those daysgünler costmaliyet severalbirkaç millionmilyon poundspound.
o zamanlar bilgisayar birkaç milyon pound a maloluyordu.
02:43
So for a personalkişisel computerbilgisayar,
Yani bir kişisel bilgisayar için
02:46
a fewaz millionmilyon poundspound was like havingsahip olan a personalkişisel jetjet planeuçak;
birkaç milyon pound özel jet almak ile aynı hesaba geliyordu.
02:48
it wasn'tdeğildi really very practicalpratik.
Çok da pratik sayılmazdı.
02:50
But spinçevirmek on to the 80s
Fakat kişisel bilgisayarların hayata girdiği
02:52
when personalkişisel computersbilgisayarlar did arrivevarmak,
80 lere atlarsak,
02:54
then there was roomoda for this kindtür of systemsistem on personalkişisel computersbilgisayarlar.
o zamanlar kişisel bilgisayarlarda bu şekilde sistemlere yer vardı.
02:56
And my companyşirket, OWLBAYKUŞ
Ve şirketim, OWL,
02:58
builtinşa edilmiş a systemsistem calleddenilen GuideKılavuzu for the AppleElma MacintoshMacintosh.
Apple'nin Macintosh sistemi için Guide (Rehber) adında bir sistem geliştirdi.
03:00
And we deliveredteslim the world'sDünyanın en first hypertextKöprü metni systemsistem.
Ve böylece dünyanın ilk hypertext sistemini piyasaya ortaya çıkardık.
03:03
And this beganbaşladı to get a headkafa of steambuhar.
Ve bu işin öncüsü olmaya başladı.
03:07
AppleElma introducedtanıtılan a thing calleddenilen HyperCardHyperCard,
Apple, HyperCard adında bir şey tanıttı.
03:09
and they madeyapılmış a bitbit of a fussyaygara about it.
Bu konuda biraz titiz davrandılar.
03:11
They had a 12-page-sayfa supplementek in the WallDuvar StreetSokak JournalGünlük the day it launchedbaşlattı.
Piyasaya sürüldüğü gün bu konuda Wall Street Journal de 12 sayfalık bir ilave yayınladılar.
03:13
The magazinesdergiler startedbaşladı to coverkapak it.
Dergiler bu Sistemi kapak yapmaya başladı.
03:16
ByteBayt magazinedergi and Communicationsİletişim at the ACMACM
Byte ve ACM at Communications dergileri
03:18
had specialözel issuessorunlar coveringkapsayan hypertextKöprü metni.
hypertext konulu özel kapaklar yayınladılar.
03:20
We developedgelişmiş a PCPC versionversiyon of this productürün
Bu sistemin ayrıca PC versiyonunu da geliştirdik.
03:22
as well as the MacintoshMacintosh versionversiyon.
tıpkı Machintosh'daki versiyonu gibi idi.
03:24
And our PCPC versionversiyon becameoldu quiteoldukça matureOlgun.
Ve PM versiyonumuz oldukça olgunlaşmıştı.
03:26
These are some examplesörnekler of this systemsistem in actionaksiyon in the lategeç 80s.
İşte bunlar 80 lerin sonundaki aktif sistemlerden bazı örnekler.
03:29
You were ableyapabilmek to deliverteslim etmek documentsevraklar, were ableyapabilmek to do it over networksağlar.
Doküman alışverişi ve bir gecelik işler yapabiliyordunuz.
03:33
We developedgelişmiş a systemsistem suchböyle
Html’e dayanan markup dili gibi
03:36
that it had a markupbiçimlendirme languagedil basedmerkezli on htmlHTML.
bir şeye sahip bir system geliştirdik.
03:38
We calleddenilen it hmlHML: hypertextKöprü metni markupbiçimlendirme languagedil.
Html ismini verdik. (hypertext markup language).♫
03:40
And the systemsistem was capableyetenekli of doing
Sistem bilgisayar ağı üzerinden çok çok büyük dokümanları
03:43
very, very largegeniş documentationbelgeleme systemssistemler over computerbilgisayar networksağlar.
işleyebilme yeteneğine sahip idi.
03:45
So I tookaldı this systemsistem to a tradeTicaret showgöstermek in VersaillesVersailles nearyakın ParisParis
Böylece bu sistemi Kasım 1990 da Paris yakınlarındaki Versailles de düzenlenen
03:49
in lategeç NovemberKasım 1990.
bir ticaret fuarına götürdüm.
03:52
And I was approachedyaklaştı by a niceGüzel younggenç man calleddenilen TimTim Berners-LeeBerners-Lee
Orada Tim Berners-Lee adında iyi bir genç adam bana yaklaştı
03:55
who said, "Are you IanIan RitchieRitchie?" and I said, "Yeah."
ve dedi ki, “Sen Ian Ritchie misin?” ve ben “Evet” dedim.
03:57
And he said, "I need to talk to you."
Ve “senle konuşmam lazım” dedi.
03:59
And he told me about his proposedönerilen systemsistem calleddenilen the WorldDünya WideGeniş WebWeb.
Bana World Wide Web adını verdiği önerisinden bahsetti.
04:01
And I thought, well, that's got a pretentiousiddialı nameisim,
Ben de özellikle tümüyle kendi ofisindeki bir bilgisayarda koşan bir sistem için
04:04
especiallyözellikle sincedan beri the wholebütün systemsistem ranran on his computerbilgisayar in his officeofis.
çok havalı bir isim olduğunu düşünmüştüm.
04:07
But he was completelytamamen convincedikna olmuş that his WorldDünya WideGeniş WebWeb
Kendisi World Wide Web dediği şeyin tüm dünyayı saracağına
04:10
would take over the worldDünya one day.
tamamen inanmıştı.
04:13
And he trieddenenmiş to persuadeikna etmek me to writeyazmak the browserTarayıcı for it,
Beni WWW için bir Browser yazmam için ikna etmeyi denedi.
04:15
because his systemsistem didn't have any graphicsgrafik or fontsyazı tipleri or layoutDüzen or anything;
Çünkü henüz bahsettiği system grafik, font veya mizanpaj gibi hiçbir unsur içermiyordu.
04:17
it was just plainsade textMetin.
Sadece düz text idi.
04:20
I thought, well, you know, interestingilginç,
Düşündüm ki, şey, bilirsin, ilginç
04:22
but a guy from CERNCERN, he's not going to do this.
ama CERN deki adamlar bu şekilde bir şey yapmazlar.
04:25
So we didn't do it.
Ve yapmadık ta.
04:27
In the nextSonraki coupleçift of yearsyıl,
Sonraki birkaç yıl içinde
04:29
the hypertextKöprü metni communitytoplum didn't recognizetanımak him eitherya.
hypertext camiası da onu farketmedi.
04:31
In 1992, his paperkâğıt was rejectedreddedilen for the HypertextKöprü metni ConferenceKonferans.
1992 yılında Hypertext Conference’a gönderdiği başvuru reddedildi.
04:33
In 1993,
1993 yılında
04:36
there was a tabletablo at the conferencekonferans in SeattleSeattle,
Seattle’daki konferansta bir masa vardı
04:39
and a guy calleddenilen MarcMarc AndreessenAndreessen
ve Marc Andreessen adındaki bir adam
04:41
was demonstratingtasviridir his little browserTarayıcı for the WorldDünya WideGeniş WebWeb.
WWW için yazdığı küçük browserini tanıtıyordu.
04:43
And I saw it, and I thought, yepEvet, that's it.
Ve gördüm onu, dedim ki, Evet, işte bu!
04:46
And the very nextSonraki yearyıl, in 1994, we had the conferencekonferans here in EdinburghEdinburgh,
Ve daha sonraki sene, 1994 de, Tim Berners-Lee ‘in
04:48
and I had no oppositionmuhalefet in havingsahip olan TimTim Berners-LeeBerners-Lee as the keynotetemel düşünce speakerkonuşmacı.
Edinburgh’daki konferansın açılış konuşmasını yapmasına hiçbir itirazım yoktu.
04:51
So that putskoyar me in prettygüzel illustriousşanlı companyşirket.
Bu şekilde oldukça seçkin bir topluluk içinde buldum kendimi.
04:55
There was a guy calleddenilen DickDick RoweRowe
Dick Rowe adında
04:57
who was at DeccaDecca RecordsKayıtları and turneddönük down The BeatlesBeatles.
The Beatles I geri çevirmiş bir adam vardı.
04:59
There was a guy calleddenilen GaryGary KildallKildall
Gary Kildal adında
05:01
who wentgitti flyinguçan his planeuçak
IBM PC şirketi kendi bilgisayarlarına
05:03
when IBMIBM camegeldi looking for an operatingişletme systemsistem
bir işletim sistemi aramaya geldiklerinde
05:05
for the IBMIBM PCPC,
uçmaya gitmeyi tercih eden bir adam vardı.
05:07
and he wasn'tdeğildi there, so they wentgitti back to see BillBill GatesGates.
Onu bulamadıkları için Bill Gates’e döndüler.
05:09
And the 12 publishersyayıncılar
Ve J.K. Rowling in Harry Potter’ini geri çeviren
05:11
who turneddönük down J.K. Rowling'sRowling HarryHarry PotterPotter, I guesstahmin.
sanırım 12 yayıncı.
05:13
On the other handel, there's MarcMarc AndreessenAndreessen
Diğer yanda ise dünyanın ilk web gezginini yazan
05:16
who wroteyazdı the world'sDünyanın en first browserTarayıcı for the WorldDünya WideGeniş WebWeb.
Marc Andereesen var.
05:18
And accordinggöre to FortuneServet magazinedergi,
Fortune dersigine gore
05:20
he's worthdeğer 700 millionmilyon dollarsdolar.
kendisi 700 milyon dolar değerinde.
05:22
But is he happymutlu?
Peki mutlu mu?
05:24
(LaughterKahkaha)
(Gülüşmeler)
05:26
(ApplauseAlkış)
(Alkışlar)
05:28
Translated by Yildiray ELMACI
Reviewed by osman oguz ahsen

▲Back to top

About the speaker:

Ian Ritchie - Software entrepreneur
Ian Ritchie

Why you should listen

Ian Ritchie is chair of iomart plc. and several other computer and learning businesses, including Computer Application Services Ltd., the Interactive Design Institute and Caspian Learning Ltd. He is co-chair of the Scottish Science Advisory Council, a board member of the Edinburgh International Science Festival and the chair of Our Dynamic Earth, the Edinburgh Science Centre.

Ritchie founded and managed Office Workstations Limited (OWL) in Edinburgh in 1984 and its subsidiary OWL International Inc. in Seattle from 1985. OWL became the first and largest supplier of Hypertext/Hypermedia authoring tools (a forerunner to the World Wide Web) for personal computers based on its Guide product. OWL's customers used its systems to implement large interactive multimedia documentation systems in industry sectors such as automobile, defence, publishing, finance, and education. OWL was sold to Matsushita Electrical Industrial (Panasonic) of Japan in December 1989. He is the author of New Media Publishing: Opportunities from the digital revolution (1996).

He was awarded a CBE in the 2003 New Years Honours list for services to enterprise and education; he is a Fellow of the Royal Academy of Engineering; a Fellow of the Royal Society of Edinburgh; and a Fellow and a past-President of the British Computer Society (1998-99). 

More profile about the speaker
Ian Ritchie | Speaker | TED.com