English-Video.net comment policy

The comment field is common to all languages

Let's write in your language and use "Google Translate" together

Please refer to informative community guidelines on TED.com

TED2014

Andrew Solomon: How the worst moments in our lives make us who we are

Andrew Solomon: Hayatımızın en kötü anları nasıl kim olacağımızı belirler

Filmed
Views 5,043,085

Yazar Andrew Solomon, kariyerini başkalarının yaşadığı zorlukların öykülerini anlatarak geçirdi. Şimdi kendine dönerek, çocukluk mücadelelerini anlatırken aynı zamanda bu yıllar boyunca tanıştığı cesur insanların da hikayelerini aktarıyor. Akıcı, içten ve zaman zaman da dobra bir mizahla, Solomon en büyük mücadelelerimizden anlam yaratmak için güçlü bir çağrıda bulunuyor.

- Writer
Andrew Solomon writes about politics, culture and psychology. Full bio

As a studentÖğrenci of adversitysıkıntı,
Zor durumların öğrencisi olarak
00:12
I've been struckvurdu over the yearsyıl
yıllar boyunca,
00:16
by how some people
bazı insanların
00:17
with majormajör challengeszorluklar
büyük zorluklardan
00:19
seemgörünmek to drawçekmek strengthkuvvet from them,
güçlü çıkmalarına hayran kaldım ve
00:21
and I've heardduymuş the popularpopüler wisdombilgelik
bunun hayatın anlamını bulmakla
00:24
that that has to do with findingbulgu meaninganlam.
bir ilgisi olduğunu duydum.
00:26
And for a long time,
Uzun zaman boyunca,
00:28
I thought the meaninganlam was out there,
anlamın oralarda bir yerlerde olduğunu
00:30
some great truthhakikat waitingbekleme to be foundbulunan.
muhteşem bir gerçeğin bulunmayı
beklediğini sandım.
00:32
But over time, I've come to feel
Ancak zamanla gerçekle
alakasının olmadığını
00:35
that the truthhakikat is irrelevantilgisiz.
düşünmeye başladım.
00:38
We call it findingbulgu meaninganlam,
Anlamı bulmak da diyebiliriz,
00:40
but we mightbelki better call it forgingSıcak dövme meaninganlam.
ama anlamı yaratmak demek daha doğru olur.
00:42
My last bookkitap was about how familiesaileleri
Son kitabım zor durumlarla ya da
00:47
manageyönetmek to dealanlaştık mı with variousçeşitli kindsçeşit of challengingmeydan okuma
normal dışı doğumlarla mücadele
00:49
or unusualolağandışı offspringyavrular,
eden ailelerle ilgiliydi.
00:52
and one of the mothersanneler I interviewedgörüşülen,
Görüştüğüm kişilerden
00:54
who had two childrençocuklar with
multipleçoklu severeşiddetli disabilitiesEngelli,
ağır engelli iki çocuk annesi
00:56
said to me, "People always give us
''İnsanlar bize sürekli olarak
00:59
these little sayingssözler like,
'Tanrı kaldırabileceğinizden
01:02
'God doesn't give you any
more than you can handlesap,'
daha ağır bir yük vermez'
gibi sözler söylerler,
01:03
but childrençocuklar like oursbizim
ama bizimkiler gibi çocuklar
01:07
are not preordainedsloganlara as a gifthediye.
kader sonucu hediye edilmediler.
01:09
They're a gifthediye because that's what we have chosenseçilmiş."
Onlar hediyeler, çünkü biz bunu seçtik.
01:13
We make those choicesseçimler all our liveshayatları.
Bu seçimleri yaşantımız boyunca yaparız.
01:18
When I was in secondikinci gradesınıf,
İkinci sınıftayken
01:22
BobbyBobby FinkelFinkel had a birthdaydoğum günü partyParti
Bobby Finkel doğumgünü partisine
01:25
and inviteddavet everyoneherkes in our classsınıf but me.
ben hariç herkesi çağırmıştı.
01:27
My motheranne assumedkabul there
had been some sortçeşit of errorhata,
Annem ortada bir yanlış
olduğunu düşündü ve
01:32
and she calleddenilen MrsBayan. FinkelFinkel,
Bobby'nin annesini aradı.
01:34
who said that BobbyBobby didn't like me
O da Bobby'nin beni sevmediğini
01:36
and didn't want me at his partyParti.
ve partisinde istemediğini söyledi.
01:38
And that day, my momanne tookaldı me to the zooHayvanat Bahçesi
O gün annem beni
hayvanat bahçesine götürdü ve
01:42
and out for a hotSıcak fudgegeçiştirmek sundaedondurma.
dondurma aldı.
01:45
When I was in seventhyedinci gradesınıf,
Yedinci sınıftayken
01:48
one of the kidsçocuklar on my schoolokul busotobüs
okul servisindeki çocuklardan biri
01:49
nicknamedtakma me "PercyPercy"
tavırlarımın bir özeti olarak
01:52
as a shorthandsteno for my demeanortavır,
beni ''Penis'' diye lakap taktı.
01:54
and sometimesara sıra, he and his cohortkohort
Bazen o ve arkadaş grubu
01:56
would chantilahi that provocationprovokasyon
tüm okul servisi yolculuğu boyunca
01:59
the entiretüm schoolokul busotobüs ridebinmek,
koro halinde söylüyorlardı
02:02
45 minutesdakika up, 45 minutesdakika back,
gidişte 45, dönüşte 45 dakika boyunca
02:03
"PercyPercy! PercyPercy! PercyPercy! PercyPercy!"
''Penis! Penis! Penis! Penis!''
02:07
When I was in eighthsekizinci gradesınıf,
Sekizinci sınıftayken
02:12
our scienceBilim teacheröğretmen told us
fen öğretmenimiz
02:14
that all maleerkek homosexualseşcinseller
bütün erkek eşcinsellerin
02:16
developgeliştirmek fecaldışkıya ait incontinenceidrar kaçırma
anüs kaslarının travması sonucu
02:18
because of the traumaTravma to theironların analAnal sphinctersfinkter.
dışkılarını tutamadıklarını söyledi.
02:20
And I graduatedmezun highyüksek schoolokul
Neredeyse hiç kafeteryaya gidemeden
02:25
withoutolmadan ever going to the cafeteriakafeterya,
okuldan mezun oldum;
02:26
where I would have satoturdu with the girlskızlar
kızlarla oturduğumda güldüler,
02:29
and been laughedgüldü at for doing so,
erkeklerle oturduğumda da
02:31
or satoturdu with the boysçocuklar
kızlarla oturması
02:33
and been laughedgüldü at for beingolmak a boyoğlan
gereken bir erkek çocuk
02:35
who should be sittingoturma with the girlskızlar.
olduğumu söyleyerek güldüler.
02:37
I survivedhayatta that childhoodçocukluk throughvasitasiyla a mixkarıştırmak
Çocukluğumu kaçış ve tahammülün
02:39
of avoidancekaçınma and endurancedayanıklılık.
bir karışımı olarak geçirdim.
02:42
What I didn't know then,
O zaman bilmeyip de
02:45
and do know now,
şimdi bildiğim şey
02:47
is that avoidancekaçınma and endurancedayanıklılık
kaçış ve tahammülün anlam yaratmak için
02:49
can be the entrywaygiriş yoluna to forgingSıcak dövme meaninganlam.
fırsat olduğuydu.
02:51
After you've forgeddövme meaninganlam,
Anlamı yarattıktan sonra
02:56
you need to incorporatedahil that meaninganlam
bu anlamı yeni bir kimlikle
02:58
into a newyeni identityKimlik.
birleştirmeniz gerekir.
03:00
You need to take the traumastravmalar and make them partBölüm
Yaşadığınız sarsıntıları olmak istediğiniz
kişiliğin
03:02
of who you've come to be,
bir parçası yapmalı ve
03:06
and you need to foldkat the worsten kötü eventsolaylar of your life
hayatınızın en kötü olaylarını
03:08
into a narrativeöykü of triumphzafer,
bir zafer hikayesine dönüştürmeli,
03:11
evincingevincing a better selföz
acı veren olaylara karşı
03:13
in responsetepki to things that hurtcanını yakmak.
daha iyi olduğunuzu ispat etmelisiniz.
03:15
One of the other mothersanneler I interviewedgörüşülen
Kitabım üzerinde çalışırken
03:18
when I was workingçalışma on my bookkitap
görüştüğüm annelerden biri
03:20
had been rapedtecavüz as an adolescentergen,
yetişkinken tecavüze uğramış
03:22
and had a childçocuk followingtakip etme that rapekolza,
ve bunun sonucunda
bir çocuk sahibi olmuştu.
03:25
whichhangi had thrownatılmış away her careerkariyer plansplanları
Bu yüzden kariyer planları suya düşmüş
03:28
and damagedhasarlı all of her emotionalduygusal relationshipsilişkiler.
ve bütün duygusal ilişkileri zedelenmişti.
03:31
But when I metmet her, she was 50,
Onunla tanıştığımda 50 yaşındaydı.
03:35
and I said to her,
Ona dedim ki
03:38
"Do you oftensık sık think about the man who rapedtecavüz you?"
''Sana tecavüz eden adamı
sık düşünür müsün?
03:39
And she said, "I used to think about him with angeröfke,
Dedi ki '' Eskiden düşündüğümde
03:42
but now only with pityyazık."
öfkelenirdim ama
şimdi sadece acıyorum.''
03:46
And I thought she meantdemek pityyazık because he was
Bu kadar korkunç şeyi yapabilecek kadar
03:48
so unevolvedzencilerin as to have donetamam this terriblekorkunç thing.
ilkel biri olduğu için acımak dediğini
düşünmüştüm.
03:51
And I said, "PityYazık?"
''Acımak?'' dedim.
03:54
And she said, "Yes,
Evet dedi.
03:56
because he has a beautifulgüzel daughterkız evlat
Çünkü güzel bir kızı ve
03:57
and two beautifulgüzel grandchildrentorunlar
iki güzel torunu var
04:00
and he doesn't know that, and I do.
ve bunu bilmiyor ama ben biliyorum.
04:02
So as it turnsdönüşler out, I'm the luckyşanslı one."
Yani şanslı olan benim.
04:06
Some of our strugglesmücadeleler are things we're borndoğmuş to:
Bazı mücadelelerimiz doğuştan gelen
özelliklerimizledir:
04:12
our genderCinsiyet, our sexualitycinsellik, our raceyarış, our disabilitysakatlık.
cinsiyetimiz, ırkımız, cinsel tercihimiz,
engellerimiz gibi.
04:15
And some are things that happenolmak to us:
Bazı şeyler de başımıza gelenlerdir:
04:21
beingolmak a politicalsiyasi prisonermahkum, beingolmak a rapekolza victimkurban,
Siyasi mahkum olmak, tecavüze uğramak,
04:23
beingolmak a KatrinaKatrina survivorSurvivor.
Katrina (fırtına felaketi) yaşamak.
04:27
IdentityKimlik involvesgerektirir enteringgirme a communitytoplum
Kimlik, bir topluma girip
04:29
to drawçekmek strengthkuvvet from that communitytoplum,
o toplumdan güç alma ve
04:32
and to give strengthkuvvet there too.
topluma güç vermeyi kapsar.
04:35
It involvesgerektirir substitutingikame "and" for "but" --
''Ama'' yerine ''ve'' koymayı kapsar.
04:37
not "I am here but I have cancerkanser,"
''Burdayım ama kanserim'' yerine,
04:42
but ratherdaha doğrusu, "I have cancerkanser and I am here."
''Kanserim ve burdayım.''
04:46
When we're ashamedutanmış,
Utandığımız zaman
04:51
we can't tell our storieshikayeleri,
hikayelerimizi anlatamayız
04:53
and storieshikayeleri are the foundationvakıf of identityKimlik.
ama hikayelerimiz kimliğimizin temelidir.
04:55
ForgeForge meaninganlam, buildinşa etmek identityKimlik,
Anlamı yarat, kimliğini inşa et,
05:00
forgeForge meaninganlam and buildinşa etmek identityKimlik.
anlamı yarat ve kimliğini inşa et.
05:04
That becameoldu my mantramantra.
Bu benim mantram oldu.
05:07
ForgingSıcak dövme meaninganlam is about changingdeğiştirme yourselfkendin.
Anlamı yaratmak kendinizi değiştirmektir.
05:10
BuildingBina identityKimlik is about changingdeğiştirme the worldDünya.
Kimliğinizi inşa etmek dünyayı
değiştirmektir.
05:13
All of us with stigmatizeddamgalanmış identitieskimlikler
Hepimiz damgalanmış kimliklerimizle
05:17
faceyüz this questionsoru dailygünlük:
her gün şu soruyla karşılaşırız:
05:19
how much to accommodateKarşılamak societytoplum
kendimizi kısıtlayarak
05:21
by constrainingsınırlama ourselveskendimizi,
topluma uymak neye mal olur,
05:24
and how much to breakkırılma the limitssınırları
sınırları yıkarak
05:26
of what constitutesteşkil a validgeçerli life?
anlamlı bir hayat kurmak neye mal olur?
05:29
ForgingSıcak dövme meaninganlam and buildingbina identityKimlik
Anlamı yaratmak ve kimliği inşa etmek
05:32
does not make what was wrongyanlış right.
yanlışı doğru yapmıyor.
05:35
It only makesmarkaları what was wrongyanlış preciousdeğerli.
Sadece yanlış olanı kıymetli yapıyor.
05:38
In JanuaryOcak of this yearyıl,
Bu yıl Ocak ayında,
05:43
I wentgitti to MyanmarMyanmar to interviewröportaj politicalsiyasi prisonersmahkumlar,
Myanmar'a siyasi suçlularla
görüşmeye gittim
05:45
and I was surprisedşaşırmış to find them lessaz bitteracı
ve onları beklediğimden daha az sert
05:49
than I'd anticipatedbeklenen.
bulduğumda şaşırdım.
05:52
MostÇoğu of them had knowinglybilerek committedtaahhüt
Birçoğu onları hapse götüren
05:53
the offensessuçlar that landedindi them in prisonhapis,
suçlamalara kendilerini adadıklarından
05:55
and they had walkedyürüdü in with theironların headskafalar heldbekletilen highyüksek,
başları dik içeri girip
05:58
and they walkedyürüdü out with theironların headskafalar
yıllar sonra yine
06:01
still heldbekletilen highyüksek, manyçok yearsyıl latersonra.
başları dik dışarı çıktılar.
06:03
DrDr. MaMa ThidaThida, a leadingönemli humaninsan rightshaklar activisteylemci
İnsan hakları hareketinin liderlerinden
06:07
who had nearlyneredeyse diedvefat etti in prisonhapis
uzun yılları hücrede olmak üzere
06:10
and had spentharcanmış manyçok yearsyıl in solitarysoliter confinementdoğumdan,
neredeyse hapiste ölen Dr.Ma Thida
06:12
told me she was gratefulminnettar to her jailersjailers
onu hapse atanlara,
06:15
for the time she had had to think,
düşünmek için zaman verdikleri,
06:19
for the wisdombilgelik she had gainedkazanmış,
dirayet kazandırdıkları ve
06:21
for the chanceşans to honebilemek her meditationmeditasyon skillsbecerileri.
meditasyon yeteneklerini geliştirdikleri
için minettar olduğunu söyledi.
06:23
She had soughtaranan meaninganlam
Anlamı aramıştı ve
06:27
and madeyapılmış her travailtravail into a crucialçok önemli identityKimlik.
önemli bir kimliğin
doğum sancılarını çekmişti.
06:29
But if the people I metmet
Ancak tanıştıklarım
06:33
were lessaz bitteracı than I'd anticipatedbeklenen
hapiste oldukları için daha az sertlerdi
06:35
about beingolmak in prisonhapis,
aynı zamanda ülkelerinde gelişen
06:37
they were alsoAyrıca lessaz thrilledheyecan than I'd expectedbeklenen
reform süreci hakkında da
06:38
about the reformreform processsüreç going on
beklediğimden
06:41
in theironların countryülke.
daha az heyecan duyuyorlardı.
06:43
MaMa ThidaThida said,
Ma Thida: Biz Burmalı'lar
06:45
"We BurmeseBirmanya are notedkaydetti
baskı altındaki muhteşem
06:47
for our tremendousmuazzam graceGrace underaltında pressurebasınç,
zerafetimizle ünlüyüzdür,
06:48
but we alsoAyrıca have grievanceşikayet underaltında glamourGlamour,"
ama aynı zamanda iyiden de şikayet ederiz.
06:52
she said, "and the factgerçek that there have been
Bu değişimlerin olması toplumumuzda
06:56
these shiftskaymalar and changesdeğişiklikler
devam eden
06:58
doesn't erasesilmek the continuingdevam ediyor problemssorunlar
sorunları çözmeyececeği
07:00
in our societytoplum
gerçeğini hapishanede
07:02
that we learnedbilgili to see so well
çok iyi görmeyi
07:04
while we were in prisonhapis."
öğrendik'' dedi.
07:06
And I understoodanladım her to be sayingsöz
Tüm insanlığın hakkettiği
07:08
that concessionstaviz confervermek only a little humanityinsanlık,
imtiyazların küçük bir azınlığa
07:10
where fulltam humanityinsanlık is duenedeniyle,
verildiği, kırıntıların,
07:14
that crumbskırıntıları are not the sameaynı
masada bir yerle aynı olmadığı
07:16
as a placeyer at the tabletablo,
kastettiğini anladım. Bu da,
07:18
whichhangi is to say you can forgeForge meaninganlam
anlamı işleyebileceğiniz
ve kimlik inşa edebileceğiniz
07:20
and buildinşa etmek identityKimlik and still be maddeli as hellcehennem.
ama hala çılgın olabileceğiniz demektir.
07:23
I've never been rapedtecavüz,
Hiç tecavüze uğramadım ve
07:29
and I've never been in anything
remotelyUzaktan approachingyaklaşıyor
bir Burma hapisanesinde olabilme
07:31
a BurmeseBirmanya prisonhapis,
ihtimaline yaklaşmadım bile
07:34
but as a gayeşcinsel AmericanAmerikan,
ancak gey bir Amerikalı olarak
07:36
I've experienceddeneyimli prejudiceönyargı and even hatredkin,
önyargı ve nefrete maruz kaldım ve
07:37
and I've forgeddövme meaninganlam and I've builtinşa edilmiş identityKimlik,
anlamı yarattım ve kimlik inşa ettim,
07:42
whichhangi is a movehareket I learnedbilgili from people
bunu da benimkinden
07:46
who had experienceddeneyimli faruzak worsedaha da kötüsü privationyokluk
çok daha kötü sıkıntılar
07:48
than I've ever knownbilinen.
yaşayanlardan öğrendim.
07:51
In my ownkendi adolescenceErgenlik,
Ergenliğimde heteroseksüel
07:53
I wentgitti to extremeaşırı lengthsuzunlukları to try to be straightDüz.
olmak için aşırı uçlara gittim.
07:55
I enrolledkayıtlı myselfkendim in something calleddenilen
Kendimi ''cinsel vekillik''
07:59
sexualcinsel surrogacySurrogacy therapyterapi,
olarak adlandırılan bir şeye kaydettirdim.
08:01
in whichhangi people I was encouragedteşvik to call doctorsdoktorlar
Doktor demeye teşvik edildiğim
kişilerin reçete ettiği,
08:03
prescribedreçete what I was encouragedteşvik to call exercisesegzersizleri
vekil demeye teşvik edildiğim
aslında fahişe olmayan,
08:07
with womenkadınlar I was encouragedteşvik to call surrogatesvekilleri,
ama aslında hiçbir şey olmayan,
08:10
who were not exactlykesinlikle prostitutesfahişeler
kadınlarla, egzersiz demeye
teşvik edildiğim
08:14
but who were alsoAyrıca not exactlykesinlikle anything elsebaşka.
birşeydi.
08:17
(LaughterKahkaha)
(Gülüşmeler)
08:20
My particularbelirli favoritesevdiğim
En favori olanım
08:24
was a blondesarışın womankadın from the DeepDerin SouthGüney
morgda başı belaya girdikten sonra
08:26
who eventuallysonunda admittedkabul edilmiş to me
bu işe girdiğini ve
08:28
that she was really a necrophiliacölülerle
bir nekrofil (ölüsevici) olduğunu
08:30
and had takenalınmış this job after she got in troublesorun
sonunda itiraf eden
08:32
down at the morgueMorg.
Deep South'dan bir sarışındı.
08:35
(LaughterKahkaha)
(Gülüşmeler)
08:37
These experiencesdeneyimler eventuallysonunda allowedizin me to have
Minnettar olduğum bu deneyimler sayesinde
08:43
some happymutlu physicalfiziksel relationshipsilişkiler with womenkadınlar,
kadınlarla bazı mutlu
08:46
for whichhangi I'm gratefulminnettar,
fiziksel ilişkilerim oldu ancak
08:49
but I was at warsavaş with myselfkendim,
kendimle savaş halindeydim ve
08:50
and I dugkazdık terriblekorkunç woundsyaralar into my ownkendi psycheruh.
ruhumda derin yaralar açtım.
08:53
We don't seekaramak the painfulacı verici experiencesdeneyimler
Kimliklerimizi yontan sancılı
08:58
that hewyontmak our identitieskimlikler,
deneyimleri değil,
09:01
but we seekaramak our identitieskimlikler
sancılı deneyimler sonucu uyananan
09:04
in the wakeuyanmak of painfulacı verici experiencesdeneyimler.
kimliklerimizi ararız.
09:06
We cannotyapamam bearayı a pointlessanlamsız tormentKabir azabı,
Amacı olmayan eziyetlere dayanamayız
09:09
but we can enduretahammül great painAğrı
ama bir nedeni olduğuna inandığımız
09:12
if we believe that it's purposefulamaca hizmet edecek.
büyük acılara göğüs gerebiliriz.
09:14
EaseHareket hızı makesmarkaları lessaz of an impressionizlenim on us
Kolaylık, üzerimizde mücadeleden
09:18
than strugglemücadele.
daha az iz bırakır.
09:20
We could have been ourselveskendimizi withoutolmadan our delightslezzetleri,
Hazlarımız olmadan da kendimiz
olabilirdik ama
09:21
but not withoutolmadan the misfortunestalihsizlikler
anlamı aramamızı teşvik eden
09:24
that drivesürücü our searcharama for meaninganlam.
talihsizliklerimiz olmadan değil.
09:26
"ThereforeBu nedenle, I take pleasureZevk in infirmitiesinfirmities,"
St.Paul'un İkinci Corinthian'larda yazdığı
gibi
09:29
StSt. PaulPaul wroteyazdı in Secondİkinci CorinthiansCorinthians,
'' Bundan dolayıdır ki kusurlardan
09:33
"for when I am weakzayıf, then I am stronggüçlü."
güçsüzken daha çok zevk alıyorum.
09:35
In 1988, I wentgitti to MoscowMoskova
1988'de Sovyet metrolarının sanatçılarıyla
09:39
to interviewröportaj artistssanatçılar of the SovietSovyet undergroundyeraltı,
röportaja gittiğimde eserlerinin
09:42
and I expectedbeklenen theironların work to be
muhalif ve siyasi olmasını
09:46
dissidentmuhalif and politicalsiyasi.
bekliyordum.
09:47
But the radicalismradikalizm in theironların work actuallyaslında layyatırmak
İşlerindeki radikallik aslında
09:50
in reinsertingyeniden takma humanityinsanlık into a societytoplum
insanlığı kendi yokeden bir topluma,
09:53
that was annihilatingyok humanityinsanlık itselfkendisi,
insanlığı yeniden işlemekte yatıyordu;
09:56
as, in some sensesduyular, RussianRusça societytoplum
bir anlamda Rus toplumunun
09:58
is now doing again.
şimdi yeniden yaptığı gibi.
10:01
One of the artistssanatçılar I metmet said to me,
Tanıştığım sanatçılardan biri
10:03
"We were in trainingEğitim to be not artistssanatçılar but angelsMelekler."
''Sanatçı değil, melek olmak
için eğitiliyorduk.''
10:05
In 1991, I wentgitti back to see the artistssanatçılar
1991 yılında yazdığım sanatçıları
10:10
I'd been writingyazı about,
görmek için tekrar gittim
10:13
and I was with them duringsırasında the putschdarbe
Sovyetler Birliği'ni yıkan ayaklanmada
10:14
that endedbitti the SovietSovyet UnionBirliği,
onlarla birlikteydim,
10:16
and they were amongarasında the chiefşef organizersorganizatörler
onlar ayaklanmaya karşı
10:18
of the resistancedirenç to that putschdarbe.
direnişin baş organizatörleriydiler.
10:21
And on the thirdüçüncü day of the putschdarbe,
Ayaklanmanın 3.gününde
10:24
one of them suggestedönerdi we walkyürümek up to SmolenskayaSmolenskaya.
içlerinden biri Smolenskaya'ya yürümeyi
önerdi.
10:27
And we wentgitti there,
Oraya gittik ve
10:30
and we arrangeddüzenlenmiş ourselveskendimizi in
frontön of one of the barricadesBarikatlar,
barikatlardan birinin önünde durduk
10:31
and a little while latersonra,
bir süre sonra
10:35
a columnkolon of tankstanklar rolledhaddelenmiş up,
Bir dizi tank sıralandı ve
10:36
and the soldierasker on the frontön tanktank said,
öndeki tanktan bir asker
10:39
"We have unconditionalkoşulsuz ordersemirler
''Bu barikatı yoketmek için
10:41
to destroyyıkmak this barricadebarikat.
mutlak emir aldık.
10:43
If you get out of the way,
Eğer çekilirseniz
10:44
we don't need to hurtcanını yakmak you,
size zarar vermeyiz
10:46
but if you won'talışkanlık movehareket, we'lliyi have no choiceseçim
aksi takdirde sizi indirmekten
10:48
but to runkoş you down."
başka seçeneğimiz kalmayacak.''
10:50
And the artistssanatçılar I was with said,
Yanımdaki sanatçılardan biri
10:51
"Give us just a minutedakika.
''Bize bir dakika verin.
10:53
Give us just a minutedakika to tell you why we're here."
Neden burada olduğumuzu anlatacağım.''
10:54
And the soldierasker foldedkatlanmış his armssilâh,
Asker kollarını kavuşturdu ve
10:59
and the artistsanatçı launchedbaşlattı into a
JeffersonianJefferson panegyricövgü to democracydemokrasi
sanatçı demokrasiye Jaffersonvari
bir methiye başlattı,
11:01
suchböyle as those of us who livecanlı
Jefferson demokrasinde
11:05
in a JeffersonianJefferson democracydemokrasi
yaşayan bizlerin dahi
11:07
would be hard-pressedzor to presentmevcut.
sunamayacağı bir şekilde.
11:09
And they wentgitti on and on,
Devam ettiler ve
11:13
and the soldierasker watchedizledi,
asker izledi ve
11:14
and then he satoturdu there for a fulltam minutedakika
bittikten sonra
11:16
after they were finishedbitmiş
bir dakika boyunca durdu ve
11:18
and lookedbaktı at us so bedraggledkirli in the rainyağmur,
yağmurdan perişan halde bize baktı.
11:20
and said, "What you have said is truedoğru,
''Söyledikleriniz doğru ve
11:22
and we mustşart bowyay to the will of the people.
insanların isteklerine boyun eğmeliyiz.''
11:26
If you'llEğer olacak clearaçık enoughyeterli spaceuzay for us to turndönüş around,
Eğer dönebilmemiz için yer açarsanız
11:30
we'lliyi go back the way we camegeldi."
geri döneceğiz.''
11:32
And that's what they did.
Yaptıkları buydu.
11:35
SometimesBazen, forgingSıcak dövme meaninganlam
Bazen anlamı yaratmak
11:37
can give you the vocabularykelime hazinesi you need
özgürlüğünüz için savaşmanız için
11:39
to fightkavga for your ultimatenihai freedomözgürlük.
gereken kelimeleri verir.
11:42
RussiaRusya awakeneduyanmış me to the lemonadelimonata notionkavram
Rusya bende limonata fikrini uyandırdı
11:45
that oppressionbaskı breedsırkları the powergüç to opposeoppose it,
yani baski ona direnmek için gereken gücü
besler ve
11:48
and I graduallykademeli olarak understoodanladım that as the cornerstonetemel taşı
ben bunun kimliğin mihenk taşı olduğunu
11:51
of identityKimlik.
zamanla anladım.
11:54
It tookaldı identityKimlik to rescuekurtarmak me from sadnessüzüntü.
Kimliği beni üzüntüden kurtarması için
kullandım.
11:55
The gayeşcinsel rightshaklar movementhareket positsmanzara arz ediyor a worldDünya
Eşcinsel hakları hareketi benim için
12:00
in whichhangi my aberrancesaberrances are a victoryzafer.
anormalliklerimin zafer olduğu
bir dünya verdi.
12:02
IdentityKimlik politicssiyaset always worksEserleri on two frontscepheler:
Kimlik politikaları her zaman
iki yönlüdür:
12:05
to give pridegurur to people who have a givenverilmiş conditionşart
Özel durumu ya da özelliği
12:09
or characteristickarakteristik,
olan kişilere gurur verir ve
12:12
and to causesebeb olmak the outsidedışında worldDünya
dış dünyanın bu kişilere daha
12:13
to treattedavi etmek suchböyle people more gentlyYavaşça and more kindlyLütfen.
hassas ve kibar davranmasını sağlar.
12:15
Those are two totallybütünüyle separateayrı enterprisesSirketler,
Bu ikisi tamamen ayrı teşebbüslerdir ancak
12:18
but progressilerleme in eachher sphereküre
bir taraftaki ilerleme
12:22
reverberatesyankılanır in the other.
diğer tarafa da akseder.
12:24
IdentityKimlik politicssiyaset can be narcissisticnarsisistik.
Kimlik politikaları narsist olabilir.
12:26
People extolövmek a differencefark only because it's theirsonların.
İnsanlar bir farklılığı sadece kendileri
ile ilgili diye övebilirler.
12:30
People narrowdar the worldDünya and functionfonksiyon
Dünyayı daraltabilir ve
12:33
in discreteayrık groupsgruplar withoutolmadan empathyempati for one anotherbir diğeri.
birbirini anlamayan ayrık gruplarda
yer alabilirler.
12:36
But properlyuygun şekilde understoodanladım
Ancak düzgün şekilde anlaşılıp
12:39
and wiselyakıllıca practiceduygulanan,
akıllıca uygulandğında
12:41
identityKimlik politicssiyaset should expandgenişletmek
kimlik politikaları bizim
12:43
our ideaFikir of what it is to be humaninsan.
insan olma fikrimizi genişletebilirler.
12:45
IdentityKimlik itselfkendisi
Kimlik başlıbaşına
12:48
should be not a smugkendini beğenmiş labeletiket
kendini beğenmiş bir marka
12:49
or a goldaltın medalmadalya
ya da altın madalya değil
12:52
but a revolutiondevrim.
bir devrim olmalıdır.
12:54
I would have had an easierDaha kolay life if I were straightDüz,
Eşcinsel olmasaydım yaşamım
daha kolay olurdu
12:56
but I would not be me,
ama ben olmazdım.
13:00
and I now like beingolmak myselfkendim better
Şu anda kendim olmayı
13:02
than the ideaFikir of beingolmak someonebirisi elsebaşka,
başkası olma fikrine tercih ederim
13:04
someonebirisi who, to be honestdürüst,
Dürüst omak gerekirse
13:07
I have neitherne the optionseçenek of beingolmak
olma ya da olabilme fikrini
13:08
norne de the abilitykabiliyet fullytamamen to imaginehayal etmek.
düşünemeyeceğim bile birine.
13:10
But if you banishihrac the dragonsejderha,
Ejderhaları yasaklarsanız
13:13
you banishihrac the heroeskahramanlar,
kahramanları yasaklarsınız ve
13:15
and we becomeolmak attachedekli
hayatlarımızdaki
13:17
to the heroickahraman strainGerginlik in our ownkendi liveshayatları.
kahraman anlama bağlanırız.
13:19
I've sometimesara sıra wonderedmerak
Bazen bu konuşmanın da
13:22
whetherolup olmadığını I could have ceasedkesildiği tarih
to hatenefret that partBölüm of myselfkendim
bir bildirimi olan eşcinsel onurun
13:23
withoutolmadan gayeşcinsel pride'sgurur 's technicolorTechnicolor fiestaFiesta,
renkli şöleni olmasa bu yanındam
13:26
of whichhangi this speechkonuşma is one manifestationtezahürü.
nefret etmemeyi başarabilir miydim
diye merak ediyorum.
13:29
I used to think I would know myselfkendim to be matureOlgun
Anlam yüklemeden eşcinsel olabilseydim
13:33
when I could simplybasitçe be gayeşcinsel withoutolmadan emphasisvurgu,
olgun olabileceğimi sanırdım
13:36
but the self-loathingkendinden nefret eden of that perioddönem left a voidgeçersiz,
ancak kendinden nefret etme süreci
13:39
and celebrationkutlama needsihtiyaçlar to filldoldurmak and overflowtaşma it,
kutlamanın doldurmak zorunda olduğu
bir boşluk yarattı ve
13:43
and even if I repaygeri ödeme my privateözel debtborç of melancholymelankoli,
ben kendi melankolimin borcunu ödesem de
13:47
there's still an outerdış worldDünya of homophobiaHomofobi
dışarıda hala bitmesi yıllar sürebilecek
13:50
that it will take decadeson yıllar to addressadres.
bir homofobi dünyası vardı.
13:53
SomedayBir gün, beingolmak gayeşcinsel will be a simplebasit factgerçek,
Bir gün eşcinsel olmak
suçlamasız ve parti şapkasız
13:56
freeücretsiz of partyParti hatsşapka and blamesuçlama,
sıradan bir gerçek olacak ama
13:59
but not yethenüz.
daha değil.
14:02
A friendarkadaş of mineMayın who thought gayeşcinsel pridegurur
Eşcinsel onurunun amacından
14:04
was gettingalma very carriedtaşınan away with itselfkendisi,
uzaklaştığını düşünen bir arkadaşım
14:06
oncebir Zamanlar suggestedönerdi that we organizedüzenlemek
Eşcinsel Tevazu Haftası
14:08
Gaygay HumilityTevazu WeekHafta.
düzenlememizi önermişti.
14:10
(LaughterKahkaha) (ApplauseAlkış)
(Gülüşmeler) (Alkış)
14:12
It's a great ideaFikir,
Harika bir fikir ancak
14:18
but its time has not yethenüz come.
daha zaman var.
14:21
(LaughterKahkaha)
(Gülüşmeler)
14:23
And neutralitytarafsızlık, whichhangi seemsgörünüyor to lieYalan
Umutsuzluk ve kutlamanın
14:25
halfwayyarım betweenarasında despairumutsuzluk and celebrationkutlama,
ortasında duruyor gibi gözüken tarafsızlık
14:27
is actuallyaslında the endgameOyunun sonu.
aslında finaldir.
14:30
In 29 statesdevletler in the U.S.,
ABD'nin 29 eyaletinde
14:33
I could legallyyasal olarak be firedateş or deniedinkar housingKonut
eşcinsel olduğum için
14:36
for beingolmak gayeşcinsel.
işten atılabilir ya da ev bulamayabilirim.
14:39
In RussiaRusya, the anti-propagandaAnti-propaganda lawhukuk
Rusya'da gösteri yasağı
14:41
has led to people beingolmak beatendövülmüş in the streetssokaklar.
insanların sokakta dövülmelerine yolaçtı.
14:44
Twenty-sevenYirmi yedi AfricanAfrika countriesülkeler
27 Afrika ülkesi
14:47
have passedgeçti lawsyasalar againstkarşısında sodomyoğlancılık,
eşcinselliğe karşı kanunlar çıkardı ve
14:49
and in NigeriaNijerya, gayeşcinsel people can legallyyasal olarak
Nijerya'da eşcinseller
14:52
be stonedKafam iyi to deathölüm,
taşlanarak öldürebiliyor ve
14:54
and lynchingslinçlerine have becomeolmak commonortak.
sıkça linç ediliyorlar.
14:55
In SaudiSuudi ArabiaArabistan recentlyson günlerde, two menerkekler
Suudi Arabistan'da cinsel eylemden
14:58
who had been caughtyakalandı in carnalcinsel actseylemler,
yakalanan iki adamın
15:01
were sentencedmahkum to 7,000 lasheskirpikleri eachher,
herbiri 7000 kırbaç cezası aldı ve
bunun sonuncunda
15:03
and are now permanentlykalıcı olarak disabledengelli as a resultsonuç.
şu anda kalıcı olarak kötürümler.
15:08
So who can forgeForge meaninganlam
Kim anlamı yaratabilir ve
15:11
and buildinşa etmek identityKimlik?
kimlik inşa edebilir.
15:13
Gaygay rightshaklar are not primarilyÖncelikle marriageevlilik rightshaklar,
Eşcinsel hakları evlilik hakkından
ibaret değil ve
15:16
and for the millionsmilyonlarca who livecanlı in unacceptingunaccepting placesyerler
yoksunluk içerisinde çok kötü koşullarda
15:19
with no resourceskaynaklar,
yaşayan milyonlar için
15:22
dignityhaysiyet remainskalıntılar elusiveyakalanması zor.
haysiyet çok uzak.
15:24
I am luckyşanslı to have forgeddövme meaninganlam
Ben anlamı yarattığım ve
15:27
and builtinşa edilmiş identityKimlik,
kimliği inşa ettiğim için şanslıyım
15:30
but that's still a rarenadir privilegeayrıcalık,
ancak bu hala az bulunan bir imtiyaz ve
15:32
and gayeşcinsel people deservehak etmek more collectivelytopluca
eşcinseller daha yaygın olarak
15:34
than the crumbskırıntıları of justiceadalet.
adalet kırıntılarından fazlasını
hakediyorlar.
15:37
And yethenüz, everyher stepadım forwardileri
Hala her ileri adım
15:40
is so sweettatlı.
çok güzel.
15:43
In 2007, sixaltı yearsyıl after we metmet,
2007'de tanıştıktan 6 yıl sonra
15:45
my partnerortak and I decidedkarar
partnerim ve ben
15:49
to get marriedevli.
evlenmeye karar verdik.
15:51
MeetingToplantı JohnJohn had been the discoverykeşif
John ile tanışmak
15:53
of great happinessmutluluk
büyük mutluluğun keşfi ve
15:55
and alsoAyrıca the eliminationeliminasyon of great unhappinessmutsuzluk,
büyük mutsuzluğun yok edilmesiydi.
15:57
and sometimesara sıra, I was so occupiedmeşgul
Bazen onca acının yok olması
16:00
with the disappearanceyok olma of all that painAğrı
ile o kadar meşgul oluyorum ki
16:03
that I forgotUnuttun about the joysevinç,
başta bana çok uzak olan
16:05
whichhangi was at first the lessaz
remarkabledikkat çekici partBölüm of it to me.
neşeyi unutuyorum.
16:07
MarryingEvlenmek was a way to declareilan our love
Evlilik aşkımızı yokluktan çok beraberlik
16:11
as more a presencevarlık than an absenceyokluk.
olarak açıklamanın bir yolu.
16:14
MarriageEvlilik soonyakında led us to childrençocuklar,
Evlilikler bizi çocuklara götürür ve
16:18
and that meantdemek newyeni meaningsAnlamlar
bu da yeni anlamlar ve bizlerin,
16:20
and newyeni identitieskimlikler, oursbizim and theirsonların.
onların yeni kimlikleri demektir.
16:22
I want my childrençocuklar to be happymutlu,
Çocuklarımın mutlu olmasını istiyorum ve
üzgün olduklarında
16:26
and I love them mostçoğu achinglyachingly when they are sadüzgün.
onalrı en ağır yürek acısıyla seviyorum.
16:29
As a gayeşcinsel fatherbaba, I can teachöğretmek them
Eşcinsel bir baba olarak onlara
16:33
to ownkendi what is wrongyanlış in theironların liveshayatları,
yanlışları sahiplenmeyi öğretebilirim
16:36
but I believe that if I succeedbaşarılı olmak
ancak onları farklılıklardan
korumayı başarırsam
16:38
in shelteringbarınma them from adversitysıkıntı,
bir ebeveyn olarak
16:40
I will have failedbaşarısız oldu as a parentebeveyn.
başarısız olacağımı biliyorum.
16:42
A BuddhistBudist scholarbilim adamı I know oncebir Zamanlar explainedaçıkladı to me
Birzamanlar bir budist eğitmen bana
16:45
that WesternersBatılılar mistakenlyyanlışlıkla think
Batılıların, nirvanaya sadece bütün
16:48
that nirvananirvana is what arrivesgeldiğinde
kederleri uzakta olduğunda ve
16:50
when all your woevah is behindarkasında you
geleceğe neşe ile baktığında
16:53
and you have only blissmutluluk to look forwardileri to.
ulaşabileceği yanılgısında
olduğunu söylemişti.
16:55
But he said that would not be nirvananirvana,
Ama bu nirvana değildir çünkü
16:59
because your blissmutluluk in the presentmevcut
geçmişteki neşeniz hep
17:01
would always be shadowedgölgeli by the joysevinç from the pastgeçmiş.
şimdiki mutluluğunuzu gölgeleyecektir.
17:02
NirvanaNirvana, he said, is what you arrivevarmak at
Dedi ki nirvanaya ancak
17:06
when you have only blissmutluluk to look forwardileri to
geleceğe neşeyle baktığınızda ve
17:09
and find in what lookedbaktı like sorrowsacılarını
üzüntü olarak görünende de mutluluk
17:11
the seedlingsFidan of your joysevinç.
fideleri bulduğunuzda ulaşılır.
17:14
And I sometimesara sıra wondermerak etmek
Bazen merak ederim;
17:17
whetherolup olmadığını I could have foundbulunan suchböyle fulfillmentyerine getirilmesi
heteroseksüel bir gençlik yaşasaydım
17:19
in marriageevlilik and childrençocuklar
ya da şimdi genç olsaydım
17:21
if they'dgittiklerini come more readilykolayca,
evlilik ve çocuklardan
17:22
if I'd been straightDüz in my youthgençlik or were younggenç now,
bu kadar mutluluk duyabilir miydim,
17:24
in eitherya of whichhangi casesvakalar this mightbelki be easierDaha kolay.
hangisi daha kolay olurdu diye.
17:28
PerhapsBelki de I could.
Muhtemelen evet.
17:32
PerhapsBelki de all the complexkarmaşık imagininghayal I've donetamam
Muhtemelen tüm karmaşık düşlemelerim
17:33
could have been applieduygulamalı to other topicskonular.
başka konularda da geçerlidir.
17:36
But if seekingarayan meaninganlam
Ancak anlamı arama
17:38
mattershususlar more than findingbulgu meaninganlam,
anlamı bulmaktan daha önemliyse
17:40
the questionsoru is not whetherolup olmadığını I'd be happierdaha mutlu
soru taciz edildiğim için mi daha
mutluyum değil
17:41
for havingsahip olan been bulliedzorbalık,
bu deneyimlere verdiğim
17:45
but whetherolup olmadığını assigningatama meaninganlam
anlamların mı beni
17:46
to those experiencesdeneyimler
daha iyi bir
17:48
has madeyapılmış me a better fatherbaba.
baba yaptığıdır.
17:50
I tendeğiliminde to find the ecstasycoşku hiddengizli in ordinarysıradan joyssevinçleri,
Heyecanı sıradan mutlukluklarda gizli
17:52
because I did not expectbeklemek those joyssevinçleri
görmeye meyilliyim, çünkü bu mutluluklar
17:56
to be ordinarysıradan to me.
benim için sıradan değil
17:58
I know manyçok heterosexualsheteroseksüel who have
Eşit mutlulukta evlilik ve aileye
18:01
equallyaynı derecede happymutlu marriagesevlilikler and familiesaileleri,
sahip heteroseksüller tanıyorum ama
18:02
but gayeşcinsel marriageevlilik is so breathtakinglynefes kesici freshtaze,
gey evlilikleri çok daha şekilde taze ve
18:05
and gayeşcinsel familiesaileleri so exhilaratinglyexhilaratingly newyeni,
gey aileler daha yeni ve
18:08
and I foundbulunan meaninganlam in that surprisesürpriz.
anlamı bu sürprizde buldum.
18:11
In OctoberEkim, it was my 50thinci birthdaydoğum günü,
Ekimde 50.yaşgünümü kutlayacağım
18:15
and my familyaile organizedörgütlü a partyParti for me,
ailem bir parti düzenliyor ve
18:19
and in the middleorta of it,
oğlum eşime benim için
18:22
my sonoğul said to my husbandkoca
bir konuşma
18:23
that he wanted to make a speechkonuşma,
yapmak istediğini söylediğinde John
18:25
and JohnJohn said,
''George sen
18:26
"GeorgeGeorge, you can't make a speechkonuşma. You're fourdört."
konuşma yapamazsın. 4 yaşındasın'' dedi.
18:27
(LaughterKahkaha)
(Gülüşmeler)
18:32
"Only GrandpaBüyükbaba and UncleAmca DavidDavid and I
''Bu gece yalnız ben, büyükbaban ve
18:34
are going to make speecheskonuşmalar tonightBu gece."
David amcan konuşacak''
18:36
But GeorgeGeorge insistedısrar and insistedısrar,
Geoerge ısrar etmeye devam etti,
18:38
and finallyen sonunda, JohnJohn tookaldı him up to the microphonemikrofon,
sonunda John ona mikrofonu verdi
18:41
and GeorgeGeorge said very loudlyyüksek sesle,
ve George yüksek sesle
18:44
"LadiesBayanlar and gentlemenbeyler,
''Baylar bayanlar
18:47
mayMayıs ayı I have your attentionDikkat please."
bir dakikanızı alabilir miyim lütfen''
18:49
And everyoneherkes turneddönük around, startledşaşırttı.
Herkes döndü, şaşırdı
18:52
And GeorgeGeorge said,
George
18:55
"I'm gladmemnun it's Daddy'sBaba'nın birthdaydoğum günü.
''Babamın doğumgünü olduğuna mutluyum.
18:57
I'm gladmemnun we all get cakekek.
Pasta yediğimiz için mutluyum.
18:59
And daddyBaba, if you were little,
Babacım eğer küçük olsaydın
19:02
I'd be your friendarkadaş."
ben senin arkadaşın olurdum.''
19:06
And I thought — Thank you.
Ve düşündüm-Teşekkür ederim.
19:09
I thought that I was indebtedborçlu
Sanırım Bobby Finkel'a bile borçluyum
19:12
even to BobbyBobby FinkelFinkel,
çünkü bütün o önceki tecrübeler
19:15
because all those earlierdaha erken experiencesdeneyimler
beni bugünlere getirdi ve
19:16
were what had propelledtahrikli me to this momentan,
sonunda koşulsuz olarak,
19:19
and I was finallyen sonunda unconditionallykayıtsız şartsız gratefulminnettar
bir zamanlar değiştirmek için hiçbir şey
19:22
for a life I'd oncebir Zamanlar have donetamam anything to changedeğişiklik.
yapmadığım bir hayata minettarım
19:24
The gayeşcinsel activisteylemci HarveyHarvey MilkSüt
Gey aktiviste Harvey Milk'e
19:28
was oncebir Zamanlar askeddiye sordu by a youngerdaha genç gayeşcinsel man
genç bir adam yardım için
19:30
what he could do to help the movementhareket,
ne yapabileceğini sorduğunda
19:32
and HarveyHarvey MilkSüt said,
Harvey Milk'in yanıtı
19:35
"Go out and tell someonebirisi."
''Dışarı çık ve birilerine anlat.'' idi.
19:36
There's always somebodybirisi who wants to confiscateel koyma
İnsanlığımızı işgal etmek isteyecek
19:38
our humanityinsanlık,
birileri her zaman olacaktır ve
19:41
and there are always storieshikayeleri that restoregeri it.
herzaman iyileştiren hikayeler olacaktır.
19:43
If we livecanlı out loudyüksek sesle,
Yüksek sesle yaşarsak
19:45
we can trouncekurtarıldı the hatredkin
nefreti yenebilir ve
19:47
and expandgenişletmek everyone'sherkesin var liveshayatları.
herkesin hayatını geliştirebiliriz.
19:49
ForgeForge meaninganlam. BuildYapı identityKimlik.
Anlamı yarat. Kimlik inşa et.
19:52
ForgeForge meaninganlam.
Anlamı yarat.
19:56
BuildYapı identityKimlik.
Kimlik inşa et.
19:58
And then inviteDavet etmek the worldDünya
Sonra tüm dünyayı
20:01
to sharepay your joysevinç.
bu neşeyi paylaşmaya davet et.
20:02
Thank you.
Teşekkürler.
20:04
(ApplauseAlkış)
(Alkışlar)
20:07
Thank you. (ApplauseAlkış)
Teşekkür ederim. (Alkışlar)
20:09
Thank you. (ApplauseAlkış)
Teşekkür ederim. (Alkışlar)
20:12
Thank you. (ApplauseAlkış)
Teşekkür ederim. (Alkışlar)
20:16
Translated by Isil Malatyali
Reviewed by Sancak Gülgen

▲Back to top

About the speaker:

Andrew Solomon - Writer
Andrew Solomon writes about politics, culture and psychology.

Why you should listen

Andrew Solomon is a writer, lecturer and Professor of Clinical Psychology at Columbia University. He is president of PEN American Center. He writes regularly for The New Yorker and the New York Times.

Solomon's newest book, Far and Away: Reporting from the Brink of Change, Seven Continents, Twenty-Five Years was published in April, 2016. His previous book, Far From the Tree: Parents, Children, and the Search for Identity won the National Book Critics Circle award for nonfiction, the Wellcome Prize and 22 other national awards. It tells the stories of parents who not only learn to deal with their exceptional children but also find profound meaning in doing so. It was a New York Times bestseller in both hardcover and paperback editions. Solomon's previous book, The Noonday Demon: An Atlas of Depression, won the 2001 National Book Award for Nonfiction, was a finalist for the 2002 Pulitzer Prize and was included in The Times of London's list of one hundred best books of the decade. It has been published in twenty-four languages. Solomon is also the author of the novel A Stone Boat and of The Irony Tower: Soviet Artists in a Time of Glasnost.

Solomon is an activist in LGBT rights, mental health, education and the arts. He is a member of the boards of directors of the National LGBTQ Force and Trans Youth Family Allies. He is a member of the Board of Visitors of Columbia University Medical Center, serves on the National Advisory Board of the Depression Center at the University of Michigan, is a director of Columbia Psychiatry and is a member of the Advisory Board of the Depression and Bipolar Support Alliance. Solomon also serves on the boards of the Metropolitan Museum of Art, Yaddo and The Alex Fund, which supports the education of Romani children. He is also a fellow of Berkeley College at Yale University and a member of the New York Institute for the Humanities and the Council on Foreign Relations.

Solomon lives with his husband and son in New York and London and is a dual national. He also has a daughter with a college friend; mother and daughter live in Texas but visit often.


More profile about the speaker
Andrew Solomon | Speaker | TED.com