English-Video.net comment policy

The comment field is common to all languages

Let's write comments in your language and use "Google Translate" together

Please refer to informative community guidelines on TED.com

TEDWomen 2015

Mia Birdsong: The story we tell about poverty isn't true

Mia Birdsong: Yoksulluğu anlattığımız hikâyeler doğru değil

Filmed:
1,726,789 views

Küresel bir topluluk olarak, hepimiz yoksulluğa bir son vermek istiyoruz. Mia Birdsong başlangıç için harika bir öneri sunuyor: Gelin biraz da yoksul insanların her gün yaşadıkları zorluklara karşı kullandıkları becerilerine, güdü ve girişkenliklerine saygı gösterelim. Birdsong, fakirlik içindeki insanlara dönüp tekrar bakmamızı istiyor: Cüzdanları boş olabilir — ama içleri, asla.

- Family activist
Mia Birdsong advocates for strong communities and the self-determination of everyday people. Full bio

Son elli yıldır,
00:12
For the last 50 yearsyıl,
birçok zeki, iyi imkanlara sahip insan
00:15
a lot of smartakıllı, well-resourcediyi kaynaklı people --
some of you, no doubtşüphe --
-- şüphesiz, bazılarınız --
00:20
have been tryingçalışıyor to figureşekil out
how to reduceazaltmak povertyyoksulluk
Amerika'daki yoksulluğu
azaltmanın yollarını arıyor.
00:23
in the UnitedAmerika StatesBirleşik.
İnsanlar, yoksullara yardım etmek için
00:26
People have createdoluşturulan and investedyatırım
millionsmilyonlarca of dollarsdolar
kar gütmeyen organizasyonlar kurup
00:30
into non-profitkar amacı gütmeyen organizationsorganizasyonlar
bunlara milyonlarca dolar yatırdılar.
00:32
with the missionmisyon of helpingyardım ediyor
people who are poorfakir.
Eğitim, iş olanakları ve zenginleşme
gibi konuları araştıran
00:36
They'veOnlar ettik createdoluşturulan think tankstanklar
00:38
that studyders çalışma issuessorunlar like educationEğitim,
job creationoluşturma and asset-buildingkıymet oluşturma,
ve kenara atılmış topluluklarımızın
hakları için savunuculuk yapan
00:43
and then advocatedsavunduğu for policiespolitikaları to supportdestek
our mostçoğu marginalizedmarjinal communitiestopluluklar.
beyin takımları oluşturdular.
Gittikçe daha çok insanın gelir ölçeğinin
00:48
They'veOnlar ettik writtenyazılı bookskitaplar and columnssütunlar
and givenverilmiş passionatetutkulu speecheskonuşmalar,
alt ucundaki yerini kemikleştiren
gelir eşitsizliğini
00:52
decryingdecrying the wealthservet gapboşluk
that is leavingayrılma more and more people
yerden yere vuran kitaplar ve
köşe yazıları yazdılar
00:56
entrenchedyerleşik at the bottomalt endson
of the incomegelir scaleölçek.
ve hararetli konuşmalar yaptılar.
Ve bu çaba meyvesini verdi.
01:00
And that effortçaba has helpedyardım etti.
Ama bu yeterli değil.
01:02
But it's not enoughyeterli.
Fakirlik oranlarımız, yoksullukla
savaşın başladığı
01:04
Our povertyyoksulluk ratesoranları haven'tyok changeddeğişmiş
that much in the last 50 yearsyıl,
son elli yılda o kadar da değişmedi.
01:07
sincedan beri the WarSavaş on PovertyYoksulluk was launchedbaşlattı.
Size, en güçlü ve işe yarayacak kaynağı
01:10
I'm here to tell you
01:12
that we have overlookedgözden kaçan
the mostçoğu powerfulgüçlü and practicalpratik resourcekaynak.
nasıl da göz ardı ettiğimizinden
bahsedeceğim.
İşte:
01:18
Here it is:
yoksul insanlar.
01:20
people who are poorfakir.
Üst sol köşedekiler Jobana,
Sintia ve Bertha.
01:23
Up in the left-handsol cornerköşe
is JobanaJobana, SintiaSintia and BerthaBertha'nın.
San Francisco'da,
01:27
They metmet when they all had smallküçük childrençocuklar,
bir aile kaynakları merkezinin
ebeveynlik kursunda
01:29
throughvasitasiyla a parentingEbeveynlik classsınıf
at a familyaile resourcekaynak centermerkez
hepsinin küçük çocukları
varken tanıştılar.
01:32
in SanSan FranciscoFrancisco.
Beraberce ebeveynlikleri ve
arkadaşlıkları ilerlerken
01:34
As they grewbüyüdü togetherbirlikte
as parentsebeveyn and friendsarkadaşlar,
bol bol çocuklar küçükken para kazanmanın
01:38
they talkedkonuştuk a lot about how hardzor it was
ne kadar zor olduğundan bahsettiler.
01:40
to make moneypara when your kidsçocuklar are little.
01:42
ChildÇocuk carebakım is expensivepahalı,
Çocuk bakmak pahalıydı,
çalışıp kazanabileceklerinden daha pahalı.
01:44
more than they'dgittiklerini earnkazanmak in a job.
01:46
TheirOnların husbandsKocalar workedişlenmiş,
Eşleri çalışıyordu, ama
onlar da maddi olarak
desteklemek istediler
01:47
but they wanted to contributekatkıda bulunmak
financiallymali, too.
Bu yüzden bir plan yaptılar.
01:49
So they hatchedyumurtadan a planplan.
Bir temizlik işi kurdular.
01:51
They startedbaşladı a cleaningtemizlik business.
Mahallelere afişler astılar,
01:54
They plasteredsıvalı neighborhoodsmahalleler with flyersel ilanları
ailelerine ve arkadaşlarına
karvitizler dağıttılar,
01:56
and handedeli business cardskartları out
to theironların familiesaileleri and friendsarkadaşlar,
çok geçmeden, müşteriler
aramaya başladı.
01:59
and soonyakında, they had clientsistemciler callingçağrı.
İki kişi iş yerlerini ya da
evleri temizlerken,
02:01
Two of them would cleantemiz
the officeofis or houseev
diğeri çocuklara göz kulak oluyordu.
02:04
and one of them would watch the kidsçocuklar.
Dönüşümlü olarak çocuklara
bakıp temizlik yaptılar.
02:06
They'dOnlar-cekti rotatedöndürmek who'dkim olur cleanedtemizlenir
and who'dkim olur watch the kidsçocuklar.
Müthiş bir şey, değil mi?
02:09
(LaughsGülüyor) It's awesomemüthiş, right?
(Kahkahalar)
02:11
(LaughterKahkaha)
Ve kazandıklarını da üçe bölerlerdi.
02:12
And they splitBölünmüş the moneypara threeüç waysyolları.
Tam zamanlı bir iş değildi.
02:14
It was not a full-timetam zamanlı gigkonser,
Kimse çocuklara tüm gün bakamazdı.
02:16
no one could watch
the little onesolanlar all day.
Ama bu aileleri için
bir şeyleri değiştirdi.
02:18
But it madeyapılmış a differencefark
for theironların familiesaileleri.
Eşlerinin mesai saatleri kısıldığında
faturaları ödemek için fazladan para.
02:22
Extraİlave moneypara to payödeme for billsfatura
when a husband'skocanın work hourssaatler were cutkesim.
Büyürken çocuklara yeni kıyafetler
almak için para.
02:27
MoneyPara to buysatın almak the kidsçocuklar clothesçamaşırlar
as they were growingbüyüyen.
Birazcık bağımsız hissedebilmek için
02:30
A little extraekstra moneypara in theironların pocketscepler
02:32
to make them feel some independencebağımsızlık.
ceplerinde fazladan bir kaç kuruş.
Üst sağ köşedeki Theresa ve kızı, Brianna.
02:34
Up in the top-rightsağ üst cornerköşe
is TheresaTheresa and her daughterkız evlat, BriannaBrianna.
Brianna şu pırıl pırıl, mutluluk saçan
02:39
BriannaBrianna is one of those kidsçocuklar
02:40
with this sparklyparlak, infectiousbulaşıcı,
outgoinggiden personalitykişilik.
sempatik kız çocuklarından.
Mesela, yalnızca İspanyolca bilen Rosie
02:45
For exampleörnek, when RosieRosie,
02:47
a little girlkız who spokekonuştu only Spanishİspanyolca,
movedtaşındı in nextSonraki doorkapı,
karşı dairelerine taşındığında,
sadece İngilizce bilen Brianna
02:50
BriannaBrianna, who spokekonuştu only Englishİngilizce,
annesin tabletini ödünç alıp
bir çeviri uygulaması buldu ki
02:52
borrowedödünç aldım her mother'sannenin tabletTablet
and foundbulunan a translationçeviri appUygulamanın
böylelikle iki kız anlaşabilecekti.
02:56
so the two of them could communicateiletişim kurmak.
(Kahkaha)
02:58
(LaughterKahkaha)
Ne kadar da güzel,
değil mi?
02:59
I know, right?
Ailesi Rosie'nin İngilizce
öğrenmesine yardımcı olduğundan
03:00
Rosie'sRosie'nin familyaile creditskredi BriannaBrianna
with helpingyardım ediyor RosieRosie to learnöğrenmek Englishİngilizce.
Brianna'ya minnet duyuyor.
Bir kaç yıl önce,
03:05
A fewaz yearsyıl agoönce,
dersler Brianna'yı zorlamaya başladı.
03:07
BriannaBrianna startedbaşladı to strugglemücadele academicallyakademik olarak.
Hayal kırıklığa uğramaya ve
kendini geri çekip
03:10
She was growingbüyüyen frustratedhayal kırıklığına uğramış
and kindtür of withdrawngeri alınmış
sınıfta davranışlarıyla bunu
ortaya koymaya başlıyordu.
03:14
and actingoyunculuk out in classsınıf.
03:17
And her motheranne was heartbrokenKalbi kırık
over what was happeningolay.
Ve annesi olup biten
karşısında çok üzülüyordu.
Ardından ikinci sınıfı tekrarlaması
gerektiğini öğrendiler
03:21
Then they foundbulunan out that she was going
to have to repeattekrar et secondikinci gradesınıf
ve Brianna yerle bir oldu.
03:24
and BriannaBrianna was devastatedharap.
Annesi nasıl yardımcı olacağını bilmediği
03:27
Her motheranne feltkeçe hopelessUmutsuz
and overwhelmedboğulmuş and aloneyalnız
ve kızının ihtiyaç duyduğu
desteği alamadığını gördüğü için
03:32
because she knewbiliyordum that her daughterkız evlat
was not gettingalma the supportdestek she neededgerekli,
çaresiz, yalnız ve bunalmış hissediyordu.
03:35
and she did not know how to help her.
Bir akşamüstü, Theresa uzun süredir
03:37
One afternoonöğleden sonra, TheresaTheresa was catchingbulaşıcı up
with a groupgrup of friendsarkadaşlar,
görmediği arkadaşlarıyla
vakit geçirirken,
arkadaşlarından biri,
03:41
and one of them said,
"Theresa, nasılsın?" dedi
03:42
"TheresaTheresa, how are you?"
Theresa göz yaşlarına boğuldu.
03:45
And she burstpatlamak into tearsgözyaşı.
Olan biteni anlatınca,
arkadaşlarından biri,
03:47
After she sharedpaylaşılan her storyÖykü,
one of her friendsarkadaşlar said,
03:51
"I wentgitti throughvasitasiyla the exactkesin sameaynı thing
with my sonoğul about a yearyıl agoönce."
"Yaklaşık bir sene önce oğlumla
tamamen aynı bir süreçten geçtik." dedi.
Ve o an,
03:54
And in that momentan,
Theresa çok zorluk çekmesinin
en büyük sebebinin
03:55
TheresaTheresa realizedgerçekleştirilen
that so much of her strugglemücadele
bunları konuşabileği birilerinin
olmaması olduğunu fark etti.
03:57
was not havingsahip olan anybodykimse
to talk with about it.
04:00
So she createdoluşturulan a supportdestek groupgrup
for parentsebeveyn like her.
İşte bu yüzden kendi gibi
ebeveynler için bir destek grubu oluşturdu.
İlk buluşmada kendisiyle
beraber iki kişi daha vardı.
04:05
The first meetingtoplantı was her
and two other people.
Ama gittikçe yayıldı, ve çok geçmeden,
düzenlediği toplantılara
04:08
But wordsözcük spreadYAYILMIŞ, and soonyakında
20 people, 30 people
04:11
were showinggösterme up for these
monthlyaylık meetingstoplantılar that she put togetherbirlikte.
20 kişi, 30 kişi geliyordu.
Bir zamanlar çaresizken
04:14
She wentgitti from feelingduygu helplessçaresiz
aynı zorlukları yaşayan
insanların desteğiyle
04:17
to realizingfark how capableyetenekli she was
of supportingDestek her daughterkız evlat,
kızına nasıl da
destek olabileceğini gördü.
04:20
with the supportdestek of other people
who were going throughvasitasiyla the sameaynı strugglemücadele.
Ve şimdi Brianna gerek dersleri
04:24
And BriannaBrianna is doing fantasticfantastik --
she's doing great academicallyakademik olarak
gerek sosyal hayatı olsun
harika bir iş çıkarıyor.
04:27
and sociallysosyal.
Ortada, "BlackStar Books and Caffe"
yazısının önünde duran adamım Baakir,
04:29
That in the middleorta is my man BaakirBaakir,
04:33
standingayakta in frontön of
BlackStarBlackStar BooksKitaplar and CaffeCaffe,
ve aynı zamanda evinin bir bölümü olan
04:36
whichhangi he runskoşar out of partBölüm of his houseev.
bu mekanı işletiyor.
Kapıdan içeri girdiğinizde
04:38
As you walkyürümek in the doorkapı,
Baakir sizi "Welcome black home."
("Siyah topraklara hoşgeldiniz.")
04:40
BaakirBaakir greetsselamlıyor you
with a "WelcomeHoş geldiniz blacksiyah home."
diyerek karşılıyor.
(Kahkaha)
04:43
(LaughterKahkaha)
İçeri girdiğinizde çeşnili Cezayir tavuğu,
04:46
OnceBir kez insideiçeride, you can ordersipariş
some AlgiersAlgiers jerkpislik chickentavuk,
muhtemelen bir cevizli vegan burgeri
04:50
perhapsbelki a veganvegan walnutCeviz burgerburger,
ya da cızbız hindi sammich
sipariş edebilirsiniz.
04:53
or jiveJive turkeyTürkiye sammichSammich.
Bu arada evet adı sammich --
sandviç değil.
04:55
And that's sammichSammich -- not sandwichsandviç.
04:58
You mustşart finishbitiş your mealyemek
with a buttermilkAyran dropdüşürmek,
Kesinlikle ama kesinlikle,
yemeğinizi, donutların
birkaç sıra üstünde olan
ve çok gizli bir geleneksel
tariften yapılmış
05:02
whichhangi is severalbirkaç stepsadımlar aboveyukarıdaki a donutçörek holedelik
yoğurtlu çörekle bitirmelisiniz.
05:05
and madeyapılmış from a very secretgizli familyaile recipeyemek tarifi.
Gerçekten, oldukça gizli,
size tarifini söylemeyecektir.
05:08
For realgerçek, it's very secretgizli,
he won'talışkanlık tell you about it.
Ama BlackStar bir kafeden
çok daha fazlası.
05:11
But BlackStarBlackStar is much more than a cafCAFé.
Mahallenin çocukları
için okuldan sonra
05:15
For the kidsçocuklar in the neighborhoodKomşuluk,
ödevleri için yardım almaya
gittikleri bir yer.
05:16
it's a placeyer to go after schoolokul
to get help with homeworkev ödevi.
Büyükler içinse,
05:19
For the grown-upsYetişkinler, it's where they go
mahallede ne olup bittiğini öğrendikleri
05:21
to find out what's going on
in the neighborhoodKomşuluk
ve arkadaşlarıyla görüştükleri bir yer.
05:23
and catchyakalamak up with friendsarkadaşlar.
Ayrıca bir icraat yeri.
05:25
It's a performanceperformans venuemekan.
Adeta bir şair, müzisyen
ve sanatçı yuvası.
05:26
It's a home for poetsşairler,
musiciansmüzisyenler and artistssanatçılar.
Baakir ve küçük kızlarını sırtında
kayışla taşıyan eşi Nicole
05:30
BaakirBaakir and his partnerortak NicoleNicole,
05:32
with theironların babybebek girlkız strappedsarılı to her back,
her türden insanın olduğu bu yerde,
kahve servisi yapıyor
05:34
are there in the mixkarıştırmak of it all,
çocuklara mangala oynamayı öğretiyor
05:36
servingservis up a cupFincan of coffeeKahve,
ya da yakında gerçekleşecek
bir sosyal etkinlik için
05:38
teachingöğretim a childçocuk how to playoyun MancalaMancala,
05:40
or paintingboyama a signişaret
for an upcomingyaklaşan communitytoplum eventolay.
sembol çizmeyi gösteriyor.
Yirmi yıldan fazla bir süre
05:44
I have workedişlenmiş with and learnedbilgili
from people just like them
böyle insanlarla çalıştım ve
onlardan pek çok şey öğrendim.
05:48
for more than 20 yearsyıl.
05:50
I have organizedörgütlü
againstkarşısında the prisonhapis systemsistem,
Özellikle siyahi, Latin kökenli
ve yerli yoksul insanları
05:52
whichhangi impactsetkiler poorfakir folksarkadaşlar,
büyük oranda etkileyen
hapis sistemine karşı
05:55
especiallyözellikle blacksiyah, indigenousyerli
and LatinoLatino folksarkadaşlar,
mücadele verdim.
05:57
at an alarmingendişe verici rateoran.
Okullarındaki ırkçı uygulamalardan
etkilenmelerine
05:59
I have workedişlenmiş with younggenç people
who manifestapaçık hopeumut and promisesöz vermek,
06:03
despiterağmen beingolmak at the effectEfekt of racistırkçı
disciplinedisiplin practicesuygulamaları in theironların schoolsokullar,
ve topluluklarındaki
polis şiddetine rağmen
umut ve teminat vaat eden
gençlerle çalıştım.
06:07
and policepolis violenceşiddet in theironların communitiestopluluklar.
Hep birlikte sorunlarına çözüm bulmak için
06:10
I have learnedbilgili from familiesaileleri
06:12
who are unleashingUnleashing
theironların ingenuitymarifet and tenacityazim
azim ve hünerlerini ortaya koyan
ailelerden ders aldım.
06:16
to collectivelytopluca createyaratmak
theironların ownkendi solutionsçözeltiler.
Ve tek odaklandıkları şey para değildi.
06:18
And they're not just focusedodaklı on moneypara.
Eğitim, barınma, sağlık, toplum gibi
06:20
They're addressingadresleme educationEğitim,
housingKonut, healthsağlık, communitytoplum --
hepimizin önem verdiği
şeylerden bahsediyorlardı.
06:24
the things that we all carebakım about.
06:28
EverywhereHer yerde I go,
Nereye gidersem gideyim,
cüzdanları boş ama içleri dolu
insanlar gördüm.
06:29
I see people who are brokekırdı but not brokenkırık.
İyi fikirler üretmeye çalışarak
kendileri, aileleri
06:33
I see people who are strugglingmücadele
to realizegerçekleştirmek theironların good ideasfikirler,
ve toplumları için daha yaşanabilir
bir hayat oluşturmaya çabalayan
06:37
so that they can createyaratmak
a better life for themselveskendilerini,
06:39
theironların familiesaileleri, theironların communitiestopluluklar.
insanlar gördüm.
Jobana, Sintia, Bertha, Theresa
ve Baakir istisna değil,
06:43
JobanaJobana, SintiaSintia, BerthaBertha'nın, TheresaTheresa
and BaakirBaakir are the rulekural,
gerçeğin ta kendisi.
06:49
not the shinyparlak exceptionistisna.
İstisna olan benim.
06:51
I am the exceptionistisna.
Rochester, New York'da
oldukça sert mizaçlı,
06:54
I was raisedkalkık by a quietlysessizce fiercesert
singletek motheranne in RochesterRochester, NewYeni YorkYork.
bekar bir anne tarafından yetiştirildim.
Bir çok sınıf arkadaşımın ve ailelerinin
tehlikeli saydığı bir mahalleden
06:59
I was bussedyapmışsın to a schoolokul
in the suburbsbanliyöler, from a neighborhoodKomşuluk
07:02
that manyçok of my classmatessınıf arkadaşları
and theironların parentsebeveyn considereddüşünülen dangeroustehlikeli.
banliyödeki bir okula
servisle gidip geldim.
Sekiz yaşındayken, eve
döndüğümde annem işte olurdu.
07:06
At eightsekiz, I was a latchkeylatchkey kidçocuk.
Her gün eve gelir, ödevlerimi
ve ev işlerini halleder,
07:08
I'd get myselfkendim home after schoolokul everyher day
and do homeworkev ödevi and choresev işleri,
sonra da annemin dönmesini beklerdim.
07:13
and wait for my motheranne to come home.
Okuldan sonra köşedeki markete gidip
07:15
After schoolokul, I'd go to the cornerköşe storemağaza
öğle yemeğim olarak ocakta ısıttığım
07:17
and buysatın almak a can of ChefŞef BoyardeeBoyardee raviolimantı,
bir kutu hazır ravioli(mantı) alırdım.
07:20
whichhangi I'd heatsıcaklık up on the stovesoba, fırın, ocak
as my afternoonöğleden sonra snackAperatif.
Biraz fazladan param olduğunda
hemen meyveli top keklerden alıyordum.
07:23
If I had a little extraekstra moneypara,
I'd buysatın almak a HostessHostes FruitMeyve PiePasta.
(Kahkaha)
07:25
(LaughterKahkaha)
Tercihen vişneli olanları.
07:27
CherryKiraz.
Asla bir yoğurtlu çörek
olamaz tabii.
07:28
Not as good as a buttermilkAyran dropdüşürmek.
(Kahkaha)
07:29
(LaughterKahkaha)
Ben çocukken fakirdik.
07:30
We were poorfakir when I was a kidçocuk.
Ama şimdi, Oakland, Kaliforniya'da
07:32
But now, I ownkendi a home
in a quicklyhızlı bir şekilde gentrifyinggentrifying neighborhoodKomşuluk
hızla kentleşen bir mahallede
kendi evim var.
07:36
in OaklandOakland, CaliforniaCalifornia.
Kariyer yaptım.
07:38
I've builtinşa edilmiş a careerkariyer.
Eşimin kendine ait bir işyeri var.
07:40
My husbandkoca is a business ownersahip.
Emeklilik hesabım var.
07:43
I have a retirementemeklilik accounthesap.
Kızımın ocağı açması bile yasak,
07:46
My daughterkız evlat is not even allowedizin
to turndönüş on the stovesoba, fırın, ocak
tabii evde yetişkin biri yoksa
07:48
unlessolmadıkça there's a grown-upYetişkin at home
- ki açmasına gerek de yok
07:50
and she doesn't have to,
07:51
because she does not have to have
the sameaynı kindtür of self-relianceöz-güven
çünkü onun yaşındayken
sahip olduğum yeterliğe
sahip olmasına gerek yok.
07:54
that I had to at her ageyaş.
Çocuklarımın raviolileri organik
07:56
My kids'çocukların raviolisraviolis are organicorganik
ve ıspanak, ricotta peyniri
gibi şeylerle dolu,
07:59
and fulltam of things
like spinachıspanak and ricottaRicotta,
çünkü konu çocuğumun
yiyeceği şey olduğunda
08:01
because I have the luxurylüks of choiceseçim
08:04
when it comesgeliyor to what my childrençocuklar eatyemek.
seçme lüksüm var.
İstisna benim,
08:06
I am the exceptionistisna,
ama Baakir'den daha marifetli olduğum için
08:08
not because I'm more talentedyetenekli than BaakirBaakir
ya da annem Jobana, Sintia ya da
08:10
or my motheranne workedişlenmiş any harderDaha güçlü
than JobanaJobana, SintiaSintia or BerthaBertha'nın,
Bertha'nın annesinden
daha çok çalıştığı için
ya da Theresa'dan daha çok
önemsediği için değil.
08:14
or caredbakım any more than TheresaTheresa.
Kenara itilmiş topluluklar,
08:17
MarginalizedMarjinal communitiestopluluklar are fulltam
of smartakıllı, talentedyetenekli people,
tıpkı saygıdeğer ve en çok
mükafatlandırılan CEO'larımız gibi
08:22
hustlingdişli and workingçalışma and innovatingyenilikler,
ilerlemek için çalışıp didinen
zeki ve becerikli insanlarla dolu.
08:24
just like our mostçoğu reveredsaygı
and mostçoğu rewardedödüllendirdi CEOsCEO'ları.
Her gün kalkıp çocuklarını okula bırakmak,
08:28
They are fulltam of people
tappingdokunarak into theironların resilienceesneklik
düşük maaşlı işlerine ya da
08:31
to get up everyher day,
get the kidsçocuklar off to schoolokul
onları borç altına sokan
eğitimlere katılmak için
08:34
and go to jobsMeslekler that don't payödeme enoughyeterli,
sıkıntılarını bir kenara
koyan insanlarla dolu.
08:36
or get educationseğitimleri
that are puttingkoyarak them in debtborç.
Parlak zekalarını, asgari ücretlerini
olağanca iyi şekilde değerlendirmeye
08:38
They are fulltam of people applyinguygulayarak
theironların savvyanlayışlı intelligencezeka
ya da iki yakalarını
bir araya getirmek için
08:43
to stretchUzatmak a minimumasgari wageücret paycheckmaaş,
işleri ve ek uğraşlarını dengelemeye
yoran insanlarla dolu.
08:46
or balancedenge a job and a sideyan hustleacele
to make endsuçları meetkarşılamak.
Gerek aciz komşularının ilaçlarını almak,
08:49
They are fulltam of people
doing for themselveskendilerini and for othersdiğerleri,
gerek kardeşlerine faturasını ödemek
için borç vermek,
08:53
whetherolup olmadığını it's pickingtoplama up medicationilaç
for an elderlyyaşlı neighborkomşu,
gerekse karşı komşunun çocuklarına
göz kulak olmak olsun,
08:56
or lettingicar a siblingkardeş borrowödünç almak some moneypara
to payödeme the phonetelefon billfatura,
kendileri kadar başkaları içinde
çabalayan insanlarla dolu.
09:00
or just watchingseyretme out
for the neighborhoodKomşuluk kidsçocuklar
09:02
from the frontön stoopöne doğru eğilmek.
Ben sıkı çalıştığımdan değil,
09:05
I am the exceptionistisna
because of luckşans and privilegeayrıcalık,
şanslı ve ayrıcalıklı
olduğum için istisnayım.
09:08
not hardzor work.
Hiç de kendimi küçük gösterip
mütevazı olamayacağım -
09:09
And I'm not beingolmak modestmütevazi
or self-deprecatingKendini küçümseme --
Ben harikayım.
09:12
I am amazingşaşırtıcı.
(Kahkaha)
09:13
(LaughterKahkaha)
Ama çoğu insan sıkı çalışıyor.
09:14
But mostçoğu people work hardzor.
Sıkı çalışma, bu denklemin
ortak paydası ve
09:16
HardZor work is the commonortak
denominatorpayda in this equationdenklem,
sıkı çalışmanın başarıyı getirdiği
hikayesinden artık gına geldi.
09:21
and I'm tiredyorgun of the storyÖykü we tell
09:23
that hardzor work leadspotansiyel müşteriler to successbaşarı,
Çünkü bu ---
09:26
because that allowsverir --
Teşekkürler.
09:27
Thank you.
(Alkış)
09:28
(ApplauseAlkış)
... çünkü bu hikaye bizi,
başaranların bunu hakettiğine
09:33
... because that storyÖykü allowsverir those of us
who make it to believe we deservehak etmek it,
ve dolayısıyla
09:38
and by implicationdolaylı,
başaramayanlarınsa
hak etmediğine inandırıyor.
09:39
those who don't make it don't deservehak etmek it.
Kafamızda ve hatta bazen
kelimelere dökerek kendimize
09:42
We tell ourselveskendimizi,
in the back of our mindszihinler,
09:44
and sometimesara sıra in the frontön of our mouthsağızlar,
"Fakirlerse biraz da onların
kabahati canım." deriz.
09:46
"There mustşart be something a little wrongyanlış
with those poorfakir people."
Bu "onların kabahati" olan şey hakkında
09:49
We have a widegeniş rangemenzil of beliefsinançlar
09:51
about what that something wrongyanlış is.
bir çok farklı fikrimiz vardır.
Bazıları fakirlerin doğru düzgün
iş yapmaktan kaçan,
09:53
Some people tell the storyÖykü
that poorfakir folksarkadaşlar are lazytembel freeloadersbeleşçiler
tembel beleşçiler olduğunu söyler.
09:56
who would cheathile and lieYalan
to get out of an honestdürüst day'sgünün work.
Diğerleriyse fakirlerin çaresiz olduğu,
10:00
OthersDiğerleri prefertercih etmek the storyÖykü
that poorfakir people are helplessçaresiz
muhtemelen zamanında onlara
10:03
and probablymuhtemelen had neglectfulihmalkar parentsebeveyn
that didn't readokumak to them enoughyeterli,
kitap okumayan ihmalkâr
bir ailelerinin olduğu,
ve ne yapılması gerektiği söylendiği zaman
10:06
and if they were just told what to do
10:08
and showngösterilen the right pathyol,
fakirlikten kurtulabilecekleri
masalını tercih eder.
10:10
they could make it.
10:11
For everyher storyÖykü I hearduymak demonizingdemonizing
low-incomedüşük gelirli singletek mothersanneler
Duyduğum her bekar anneleri ve
olmayan babaları kötüleyen hikayeye karşın,
10:18
or absenteeposta ile fathersbabalar,
- ki benim ailemi de böyle görürlerdi,
10:19
whichhangi is how people
mightbelki think of my parentsebeveyn,
her gün elinden geleni en iyi şekilde
yapan aynı insanlar hakkında
10:22
I've got 50 that tell a differentfarklı storyÖykü
about the sameaynı people,
farklı şeyler anlatan
elli tane hikayem var.
10:27
showinggösterme up everyher day and doing theironların besten iyi.
Bazı kötü hikayelerin
doğru olmadığını değil,
10:30
I'm not sayingsöz that some
of the negativenegatif storieshikayeleri aren'tdeğil truedoğru,
o hikayelerin bizi insanların
aslında ne olduğunu
10:34
but those storieshikayeleri allowizin vermek us
to not really see who people really are,
görmemize engel olduğu söylüyorum,
çünkü resmin tamamı
bu hikayelerden ibaret değil.
10:40
because they don't paintboya a fulltam pictureresim.
Aslı astarı olmayan hikayeler ve
yarım yamalak bilinen olaylar bizi
10:43
The quarter-truthsçeyrek-gerçekleri and limitedsınırlı
plotarsa lineshatlar have us convincedikna olmuş
yoksul insanların halledilmesi gereken
bir problem olduğu kanısına vardırdı.
10:47
that poorfakir people are a problemsorun
that needsihtiyaçlar fixingsabitleme.
Aslında normal olanın insanlar olduğunu,
10:51
What if we recognizedtanınan
that what's workingçalışma is the people
halledilmesi gerekeninse tutumumuz
olduğunu kabul etsek?
10:55
and what's brokenkırık is our approachyaklaşım?
Aradığımız uzmanların,
10:58
What if we realizedgerçekleştirilen that the expertsuzmanlar
we are looking for,
kulak vermemiz gereken bilirkişilerin
11:01
the expertsuzmanlar we need to followtakip et,
fakirlerin ta kendisi olduğunun
farkına varsak?
11:03
are poorfakir people themselveskendilerini?
11:05
What if, insteadyerine of imposingheybetli solutionsçözeltiler,
Çözüm önerileri yağdıracağımıza,
zaten yanen ateşlerine
11:08
we just addedkatma fireateş
sadece odun atsak?
11:10
to the already-burningzaten yazma flamealev
that they have?
Yönlendirmeden --
11:13
Not directingyönetmenlik --
hatta daha iyi konuma getirmeden --
11:16
not even empoweringgüçlendirici --
sadece girişkenliklerini ateşlesek.
11:18
but just fuelingyakıt theironların initiativegirişim.
Hemen olduğumuz yerin kuzeyinde,
11:22
Just northkuzeyinde of here,
11:23
we have an exampleörnek
of what this could look like:
bunun olsa nasıl olabileceğinin
bir örneği var:
Silikon Vadisi.
11:26
SiliconSilikon ValleyVadi.
İnsanların iyi fikirleri ve bunları
gerçekleştirecek tutkuları varsa
11:28
A wholebütün venturegirişim capitalBaşkent industrysanayi
has grownyetişkin up around the beliefinanç
onları para içinde yüzdürmeleri
gerektiğine inanan
11:32
that if people have good ideasfikirler
and the desirearzu etmek to manifestapaçık them,
11:37
we should give them lots
and lots and lots of moneypara.
koca bir girişim sermayesi sektörü.
(Kahkaha)
11:41
(LaughterKahkaha)
Öyle değil mi? Peki ya Theresa ve
Baakir için stratejimiz hani?
11:42
Right? But where is our strategystrateji
for TheresaTheresa and BaakirBaakir?
Onlara özel vadileri,
11:47
There are no incubatorsİnkübatörler for them,
motive eden sebepleri ya da
maddi destekleri yok.
11:49
no acceleratorshızlandırıcılar, no fellowshipsArkadaş grupları.
Nasıl oluyorda Jobana, Sintia ve Bertha
11:52
How are JobanaJobana, SintiaSintia and BerthaBertha'nın
really all that differentfarklı
dünyanın Mark Zuckerberg'lerinden
tamamiyle farklı oluyor.
11:56
from the MarkMark ZuckerbergsZuckerbergs of the worldDünya?
Baakir tecrübeli ve tam takır
bir özgeçmişi var.
11:58
BaakirBaakir has experiencedeneyim and a trackiz recordkayıt.
Yatırımımı Baakir'e yapardım.
12:01
I'd put my moneypara on him.
İşte, bunu yanlış taktiğimizi tekrar
düşünmek için bir davet olarak düşünün.
12:04
So, considerdüşünmek this an invitationdavet
to rethinkyeniden düşünmek a flawedkusurlu strategystrateji.
Haydi eskimiş yalan yanlış
hikayeleri bırakıp
12:12
Let's graspkavramak this opportunityfırsat
12:14
to let go of a tiredyorgun, faultyhatalı narrativeöykü
bu insanların asıl aile ve
toplum hayatını anlatan,
gerçek ve güzel bir şekilde
karmaşık olan hikayeleri
12:18
and listen and look for truedoğru storieshikayeleri,
12:21
more beautifullygüzel complexkarmaşık storieshikayeleri,
bulmak ve dinlemek için
12:23
about who marginalizedmarjinal people
and familiesaileleri and communitiestopluluklar are.
bu fırsata iki elle sarılalım.
Bir dakikalığına bu insanlarıma
bir şeyler söylemek istiyorum.
12:31
I'm going to take a minutedakika
to speakkonuşmak to my people.
Başkasının işleri yoluna
koymasını bekleyemeyiz.
12:39
We cannotyapamam wait
12:41
for somebodybirisi elsebaşka to get it right.
Neler yapabildiğimizi;
kanla, terle ve azimle
12:45
Let us rememberhatırlamak what we are capableyetenekli of;
12:48
all that we have builtinşa edilmiş
with bloodkan, sweatter and dreamsrüyalar;
neler başardığımızı hatırlayın;
dur durak bilmeden işleyen çarkları
12:52
all the cogsSMM that keep turningdöndürme;
göbeği çatlayana kadar çalışıp
ekmeğini çıkaran insanları.
12:54
and the people kepttuttu afloatayakta
because of our backbreakingbackbreaking work.
Sihirli olduğumuzu hatırlayın.
12:57
Let us rememberhatırlamak that we are magicsihirli.
Hafızanızı tazeleyecek bir ilham
kaynağına ihtiyacınız varsa,
13:00
If you need some inspirationilham
to jogjog your memorybellek,
Octavia Butler'ın "Parabable of the Sower"
kitabını okuyun,
13:03
readokumak OctaviaOctavia Butler'sButler'ın
"ParableMesel of the SowerSower."
Martin Luther'in "Birmingham Hapishanesinden Mektup"unu dinleyin.
13:06
Listen to ReverendPeder King'sKral'ın
"LetterMektup from BirminghamBirmingham JailHapis."
Suheir Hammad'ın "First Writing Since"'ini
13:10
Listen to SuheirSuheir HammadHammad reciteezberden okumak
"First WritingYazma SinceBeri,"
ezberden okumasını dinleyin,
ya da Esperanza Spalding'in
"Black Gold" icrasını.
13:14
or EsperanzaEsperanza SpaldingSpalding
performyapmak "BlackSiyah GoldAltın."
Gözünüzü Kehinde Wiley'in ya da
13:17
SetAyarla your gazebakışları uponüzerine the artSanat
of KehindeSoner WileyWiley
Favianna Rodriguez'in
eserlerine kenetleyin.
13:20
or FaviannaFavianna RodriguezRodriguez.
Babannenizin ellerine bakın
13:22
Look at the handseller of your grandmotherbüyükanne
ya da sizin seven birinin gözlerine.
13:28
or into the eyesgözleri of someonebirisi who lovessever you.
Sihirliyiz biz.
13:32
We are magicsihirli.
Tek başımıza çok bir malımız mülkümüz,
gücümüz yok belki
13:35
IndividuallyTek tek, we don't have
a lot of wealthservet and powergüç,
13:37
but collectivelytopluca, we are unstoppabledurdurulamaz.
ama bir araya geldiğimizde
durduramaz kimse bizi.
Zamanımızın ve enerjimizin çoğunu
13:42
And we spendharcamak a lot of our time and energyenerji
bizim içim yapılmamış sistemlerden
13:44
organizingdüzenleme our powergüç to demandtalep changedeğişiklik
from systemssistemler that were not madeyapılmış for us.
değişim talep etmek için
güç toplamaya harcıyoruz.
Zaten var olan kumaşı
değiştirmeye çalışmaktansa,
13:51
InsteadBunun yerine of tryingçalışıyor to alterALTER
the fabrickumaş of existingmevcut waysyolları,
gelin ip dokuyup yepyeni
bir kumaş keselim.
13:55
let's weavedokuma and cutkesim some fiercesert newyeni clothbez.
13:58
Let's use some of our
substantialönemli collectivetoplu powergüç
Gelin birlikten doğan metin
gücümüzün birazını
bize uygun yeni oluş biçimleri bulmaya
14:01
towardkarşı inventingicat and bringinggetiren to life
14:03
newyeni waysyolları of beingolmak that work for us.
ve hayata geçirmeye harcayalım.
Desmond Tutu, Güney Afrika'nın
Hakikat ve Uzlaşma süreci bağlamında
14:07
DesmondDesmond TutuTutu talksgörüşmeler
about the conceptkavram of ubuntuUbuntu,
ubuntu kavramı konusunda
14:12
in the contextbağlam of SouthGüney Africa'sAfrika'nın
TruthGerçek şu ki and ReconciliationMutabakat processsüreç
Apartheid'dan(Afrika'da ırkçılıktan) sonra
yol katetmeye başladıklarından bahsediyor.
14:16
that they embarkedgirişti on after apartheidırk ayrımı.
14:18
He saysdiyor it meansanlamına geliyor,
Tutti bunu "Benim insan oluşum,
14:20
"My humanityinsanlık is caughtyakalandı up,
is inextricablyayrılmaz boundciltli up, in yoursseninki;
sizinkine ayrılmaz bir biçimde bağlı
ve mecburdur;
hepimiz bir yaşam demetinin
bir parçasıyız." diyerek açıklıyor.
14:26
we belongait to a bundledemet of life."
Bir yaşam demeti.
14:32
A bundledemet of life.
Hakikat ve Uzlaşma süreci işe,
14:36
The TruthGerçek şu ki and ReconciliationMutabakat processsüreç
14:37
startedbaşladı by elevatingyükselen
the voicessesleri of the unheardduyulmamış.
sesleri duyulmanların sesini
duyurarak başladı.
Eğer bu ülke herkes için özgürlük ve
adalet vaatini yerine getirecekse, bizler
14:42
If this countryülke is going to livecanlı up to its
promisesöz vermek of libertyözgürlük and justiceadalet for all,
Jobana, Sintia ve Bertha,
14:48
then we need to elevateyükseltmek
the voicessesleri of our unheardduyulmamış,
Theresa ve Baakir gibi sesleri
duyulmamış insanların
14:51
of people like JobanaJobana,
SintiaSintia and BerthaBertha'nın,
seslerini duyurmalıyız.
14:54
TheresaTheresa and BaakirBaakir.
Çözüm önerilerine ve fikirlerine
azami düzeyde önem göstermeliyiz.
14:57
We mustşart leverageKaldıraç theironların solutionsçözeltiler
and theironların ideasfikirler.
Gerçek hikayelerine kulak vermeliyiz,
15:01
We mustşart listen to theironların truedoğru storieshikayeleri,
daha güzel olan karmaşık hikayelerine.
15:04
theironların more beautifullygüzel complexkarmaşık storieshikayeleri.
Teşekkür ederim.
15:07
Thank you.
(Alkış)
15:09
(ApplauseAlkış)
Translated by Abdülkadir Azaklı
Reviewed by Sancak Gülgen

▲Back to top

About the speaker:

Mia Birdsong - Family activist
Mia Birdsong advocates for strong communities and the self-determination of everyday people.

Why you should listen

Mia Birdsong has spent more than 20 years fighting for the self-determination and pointing out the brilliant adaptations of everyday people. In her current role as co-director of Family Story, she is updating this nation's outdated picture of the family in America (hint: rarely 2.5 kids and two heterosexual parents living behind a white picket fence). Prior to launching Family Story, Birdsong was the vice president of the Family Independence Initiative, an organization that leverages the power of data and stories to illuminate and accelerate the initiative low-income families take to improve their lives.

Birdsong, whose 2015 TED talk "The story we tell about poverty isn't true" has been viewed more than 1.5 million times, has been published in the Stanford Social Innovation Review, Slate, Salon and On Being. She speaks on economic inequality, race, gender and building community at universities and conferences across the country. She co-founded Canerow, a resource for people dedicated to raising children of color in a world that reflects the spectrum of who they are.  

Birdsong is also modern Renaissance woman. She has spent time organizing to abolish prisons, teaching teenagers about sex and drugs, interviewing literary luminaries like Edwidge Danticat, David Foster Wallace and John Irving, and attending births as a midwifery apprentice. She is a graduate of Oberlin College, an inaugural Ascend Fellow of The Aspen Institute and a New America California Fellow. She sits on the Board of Directors of Forward Together.

More profile about the speaker
Mia Birdsong | Speaker | TED.com