English-Video.net comment policy

The comment field is common to all languages

Let's write in your language and use "Google Translate" together

Please refer to informative community guidelines on TED.com

TEDWomen 2015

Jane Fonda and Lily Tomlin: A hilarious celebration of lifelong female friendship

Jane Fonda ve Lily Tomlin: Kadınların hayat boyu süren arkadaşlığına dair neşeli bir kutlama

Filmed
Views 2,595,754

Efsanevi ikili Jane Fonda ve Lily Tomlin birbirleriyle yıllardır arkadaşlar. Pat Mitchell tarafından sunulan bu doğal, hassas ve kapsamlı sohbette üçü uzun yaşamı, feminizmi, erkek ve kadın arkadaşlığı arasındaki farkları, iyi yaşamın anlamını ve gezegenimizin geleceğinde kadının rolünü tartışıyorlar. "Kız arkadaşlarım olmadan ne yapardım bilmiyorum," diyor Fonda. "Kız arkadaşlarım yüzünden hayattayım."

- Actor and activist
Jane Fonda has had three extraordinary careers (so far): Oscar-winning actor, fitness guru, impassioned activist. Full bio

- Comedian and actor
Lily Tomlin has been honored by the Kennedy Center and awarded the Mark Twain Prize -- and she's still making vital, hilarious comedy. Full bio

Pat Mitchell: Kadın arkadaşlığı
hakkında bayağıdır düşünüyordum
00:12
PatPat MitchellMitchell: So I was thinkingdüşünme
about femalekadın friendshipdostluk a lot,
ve bu arada bu iki kadın,
00:15
and by the way, these two womenkadınlar,
bunu söylemekten gurur duyuyorum,
00:18
I'm very honoredonur to say,
uzun zamandır benim arkadaşlarım.
00:19
have been my friendsarkadaşlar
for a very long time, too.
Jane Fonda: Evet öyleyiz.
00:22
JaneJane FondaFonda: Yes we have.
PM: Kadın arkadaşlığı hakkında
okuduğum şeylerden biri de,
00:23
PMPM: And one of the things
that I readokumak about femalekadın friendshipdostluk
Cervantes'in söyledikleri:
00:27
is something that CervantesCervantes said.
"Biri hakkında çok şey söyleyebilirsiniz,"
00:28
He said, "You can tell
a lot about someonebirisi,"
bu durumda bir kadın hakkında,
00:32
in this casedurum a womankadın,
"yanında bulunan kişilere bakarak."
00:33
"by the companyşirket that she keepstutar."
Haydi şöyle başlayalım --
00:35
So let's startbaşlama with --
(Gülüşmeler)
00:37
(LaughterKahkaha)
JF: Başımız büyük belada.
00:40
JFJF: We're in bigbüyük troublesorun.
Lily Tomlin: Bana şu sulardan birini uzat,
00:41
LilyLily TomlinTomlin: HandEl me one of those watersdeniz,
felaket kurudum.
00:43
I'm extremelyson derece drykuru.
(Gülüşmeler)
00:45
(LaughterKahkaha)
JF: Zamanımızı alıyorsun.
00:53
JFJF: You're takingalma up our time.
Çok sınırlıyız --
00:55
We have a very limitedsınırlı --
LT: Sadece onunla olmak bile
ruhumu öldürüyor.
00:56
LTLT: Just beingolmak with her
sucksberbat bir şey the life out of me.
(Gülüşmeler)
00:59
(LaughterKahkaha)
JF: Daha hiçbir şey görmedin.
01:02
JFJF: You ain'tdeğil seengörüldü nothing yethenüz.
Her neyse, pardon.
01:03
AnywayYine de -- sorry.
PM: Peki bir arkadaşta neler
aradığınızı bana söyleyin?
01:05
PMPM: So tell me, what do you
look for in a friendarkadaş?
LT: Eğlenme duygusuna sahip,
01:09
LTLT: I look for someonebirisi
who has a senseduyu of funeğlence,
cesur olan,
01:12
who'skim audaciouscesur,
canayakın olan, fikirleri olan,
01:15
who'skim forthcomingÖnümüzdeki, who has politicssiyaset,
gezegen için az da olsa tutkusu olan,
01:18
who has even a smallküçük scraphurda
of passiontutku for the planetgezegen,
doğru dürüst birini,
adalet duygusuna sahip
01:23
someonebirisi who'skim decentiyi,
has a senseduyu of justiceadalet
ve değerli biri olduğumu
düşünen birini ararım.
01:26
and who thinksdüşünüyor I'm worthwhiledeğerli.
(Gülüşmeler)
01:28
(LaughterKahkaha)
(Alkış)
01:30
(ApplauseAlkış)
JF: Bu sabah kız arkadaşlarım olmadan
01:34
JFJF: You know, I was thinkingdüşünme this morningsabah,
ne yapacağımı dahi
bilmediğimi düşünüyordum.
01:36
I don't even know what I would do
withoutolmadan my womenkadınlar friendsarkadaşlar.
Yani, "Arkadaşlarım var,
bu yüzden ben de varım."
01:39
I mean it's, "I have my friendsarkadaşlar,
thereforebu nedenle I am."
LT: (Kahkaha)
01:42
LTLT: (LaughterKahkaha)
JF: Hayır, bu doğru.
01:43
JFJF: No, it's truedoğru.
Kız arkadaşlarım olduğu
için varım. Onlar --
01:45
I existvar olmak because I have
my womenkadınlar friendsarkadaşlar. They --
Sen de onlardan birisin.
01:48
You're one of them.
Seni bilmiyorum. Ama her neyse --
01:49
I don't know about you. But anywayneyse --
(Gülüşmeler)
01:51
(LaughterKahkaha)
Bilirsin, beni daha güçlü, daha akıllı,
01:52
You know, they make me strongergüçlü,
they make me smarterdaha akıllı,
daha cesur yaparlar.
01:55
they make me braverdaha cesur.
Yola girmeye ihtiyacım olduğunda uyarırlar
01:56
They tapmusluk me on the shoulderomuz when I mightbelki
be in need of course-correctingders düzeltme.
Çoğu da benden oldukça gençler.
02:01
And mostçoğu of them are
a good dealanlaştık mı youngerdaha genç than me, too.
Bilirsiniz? Yani, bu güzel --
LT: Teşekkürler.
02:04
You know? I mean, it's niceGüzel --
LTLT: Thank you.
(Gülüşmeler)
02:06
(LaughterKahkaha)
JF: Hayır, gerçekten, seni buna dâhil
ediyorum, çünkü dinle, bilirsin --
02:09
JFJF: No, I do, I includeDahil etmek you in that,
because listen, you know --
sona doğru yaklaşırken
hâlâ yanında oynayacak
02:12
it's niceGüzel to have somebodybirisi still around
to playoyun with and learnöğrenmek from
ve öğrenecek biri olması güzel.
02:15
when you're gettingalma towardkarşı the endson.
Yaklaşıyorum --
senden önce orada olacağım.
02:17
I'm approachingyaklaşıyor --
I'll be there soonerEr than you.
LT: Hayır, yanımda paralel
yaşlandığına memnunum.
02:19
LTLT: No, I'm gladmemnun to have you
parallelparalel agingyaşlanma alongsideyanında me.
(Gülüşmeler)
02:22
(LaughterKahkaha)
JF: Sana yolu gösteriyorum.
02:24
JFJF: I'm showinggösterme you the way.
(Gülüşmeler)
02:26
(LaughterKahkaha)
LT: Evet öyle ve öyleydi.
02:27
LTLT: Well, you are and you have.
PM: Yaşlanırken
02:29
PMPM: Well, as we growbüyümek olderdaha eski,
ve hayatın farklı yollarından geçerken,
02:30
and as we go throughvasitasiyla
differentfarklı kindsçeşit of life'shayatın journeysyolculuklarda,
arkadaşlığınızı canlı ve hayatta
tutmak için neler yapıyorsunuz?
02:33
what do you do to keep
your friendshipsdostluklar vitalhayati and alivecanlı?
LT: Çok fazla şey kullanmalısınız --
02:38
LTLT: Well you have to use a lot of --
JF: Beni çok fazla şeye davet etmiyor,
sana bunu söyleyebilirim.
02:39
JFJF: She doesn't inviteDavet etmek me over much,
I'll tell you that.
LT: Çok fazla sosyal medya
kullanmam gerekiyor --
02:42
LTLT: I have to use a lot of socialsosyal mediamedya --
Şimdi sessiz ol. Ve böylece --
02:44
You be quietsessiz now. And so --
(Gülüşmeler)
02:46
(LaughterKahkaha)
LT: Arkadaşlarımı bulmak
için e-postalarıma,
02:48
LTLT: And I look throughvasitasiyla my emailse-postalar,
I look throughvasitasiyla my textsmetinler
mesajlarıma bakıyorum,
02:51
to find my friendsarkadaşlar,
böylece onlara çabucak
cevap verebiliyorum,
02:52
so I can answerCevap them
as quicklyhızlı bir şekilde as possiblemümkün,
çünkü benim görüşlerime
ihtiyaçları olduklarını biliyorum.
02:54
because I know they need my counselavukat.
(Gülüşmeler)
02:57
(LaughterKahkaha)
Desteğime ihtiyaçları var,
03:00
They need my supportdestek,
çünkü bir sürü arkadaşım
yazar, aktivist, oyuncu
03:01
because mostçoğu of my friendsarkadaşlar
are writersyazarlar, or activistseylemciler, or actorsaktörler,
ve sen de üçü birdensin ...
03:04
and you're all threeüç ...
ve diğer uzun tanımlayıcı ifadeler
03:05
and a long stringsicim
of other descriptiveaçıklayıcı phrasesifadeler,
ve sana en kısa zamanda dönmek istiyorum,
03:09
and I want to get to you
as soonyakında as possiblemümkün,
senin için orada olduğumu
bilmeni istiyorum.
03:13
I want you to know that I'm there for you.
JF: Emoji kullanıyor musun?
03:15
JFJF: Do you do emojisemojis?
LT: Ah ...
JF: Hayır?
03:17
LTLT: Oh ...
JFJF: No?
LT: Bu utanç verici.
JF: Ben emojilere sahiden bayılıyorum.
03:19
LTLT: That's embarrassingutanç verici.
JFJF: I'm really into emojisemojis.
LT: Hayır, ben açıklıyorum --
03:21
LTLT: No, I spellbüyü out my --
Mutluluk, tebrik ve üzüntü
03:23
I spellbüyü out my wordskelimeler of happinessmutluluk
and congratulationstebrik ederiz,
03:27
and sadnessüzüntü.
ifadelerimi açıkça söylüyorum.
JF: Doğrudan söylüyorsun.
03:29
JFJF: You spellbüyü it right out --
LT: Her harfini tek tek söylüyorum.
03:30
LTLT: I spellbüyü it, everyher lettermektup.
(Gülüşmeler)
03:32
(LaughterKahkaha)
JF: Tam bir sadelik yanlısı.
03:33
JFJF: SuchBöyle a puristdilde sadelik yanlısı.
Biliyor musun, yaşlandıkça
03:35
You know, as I've gottenkazanılmış olderdaha eski,
arkadaşlığın önemini daha çok anladım
03:37
I've understoodanladım more
the importanceönem of friendshipsdostluklar,
ve bu yüzden erişmek ve buluşmak için
03:40
and so, I really make an effortçaba
03:42
to reachulaşmak out and make playoyun datestarihleri --
not let too much time go by.
gerçekten çaba gösteriyorum -- çok fazla
zamanın geçmesine müsaade etmiyorum.
Çok okuyorum,
03:46
I readokumak a lot
03:48
so, as LilyLily knowsbilir all too well,
Lily'nin çok iyi bildiği gibi,
çok sevdiğim kitaplarımı
arkadaşlarıma yolluyorum.
03:50
my bookskitaplar that I like,
I sendgöndermek to my friendsarkadaşlar.
LT: Bugün burada
olacağımızı öğrendiğimizde,
03:52
LTLT: When we knewbiliyordum we would be here todaybugün
03:54
you sentgönderilen me a lot of bookskitaplar
about womenkadınlar, femalekadın friendshipsdostluklar,
bana kadınlar, kadın arkadaşlığı hakkında
bir sürü kitap gönderdin
ve son zamanlarda kaç kitap olduğuna,
03:56
and I was so surprisedşaşırmış
to see how manyçok bookskitaplar,
04:00
how much researchAraştırma
has been donetamam recentlyson günlerde --
ne kadar araştırmanın
yapıldığına çok şaşırdım --
JF: Minnettar mıydın?
LT: Minnettardım.
04:02
JFJF: And were you gratefulminnettar?
LTLT: I was gratefulminnettar.
(Gülüşmeler)
04:05
(LaughterKahkaha)
PM: Ve --
04:10
PMPM: And --
LT: Bekle, hayır, bu gerçekten önemli,
çünkü kadınların nasıl hiçe sayıldığına,
04:11
LTLT: Wait, no, it's really importantönemli
because this is anotherbir diğeri exampleörnek
kenarda bırakıldığına, marjinalize
edildiğine dair başka bir örnek.
04:14
of how womenkadınlar are overlookedgözden kaçan,
put asidebir kenara, marginalizedmarjinal.
04:18
There's been very little
researchAraştırma donetamam on us,
Bizimle ilgili çok az araştırma yapıldı,
04:21
even thoughgerçi we volunteeredgönüllü lots of timeszamanlar.
pek çok kez buna gönüllü olsak da.
JF: Bu kesin.
04:23
JFJF: That's for sure.
(Gülüşmeler)
04:24
(LaughterKahkaha)
LT: Bu gerçekten heyecan verici
ve bu hepinizin ilgisini çekecek.
04:26
LTLT: This is really excitingheyecan verici,
and you all will be interestedilgili in this.
Harvard Tıp Okulu'nda
yapılan bir araştırma,
04:30
The HarvardHarvard MedicalTıbbi SchoolOkul studyders çalışma has showngösterilen
04:32
that womenkadınlar who have
closekapat femalekadın friendshipsdostluklar
yakın kız arkadaşları olan kadınların
rahatsızlık geliştirmelerinin daha az
muhtemel olduğunu gösterdi --
04:37
are lessaz likelymuhtemelen to developgeliştirmek impairmentsbozuklukları --
yaşlandıkça gelişen
fiziksel rahatsızlıklar
04:40
physicalfiziksel impairmentsbozuklukları as they ageyaş,
04:42
and they are likelymuhtemelen to be seengörüldü
to be livingyaşam much more vitalhayati, excitingheyecan verici --
ve daha canlı, heyecanlı yaşıyor
görünmeleri muhtemel --
JF: Ve daha uzun --
04:48
JFJF: And longeruzun --
LT: Neşeli hayatlar.
04:49
LTLT: JoyfulNeşeli liveshayatları.
JF: Erkeklerden beş sene fazla yaşıyoruz.
04:50
JFJF: We livecanlı fivebeş yearsyıl longeruzun than menerkekler.
LT: Ben yılları neşeyle
değiştirebileceğimi düşünüyorum.
04:52
LTLT: I think I'd tradeTicaret the yearsyıl for joysevinç.
(Gülüşmeler)
04:54
(LaughterKahkaha)
LT: Ama en önemli kısmı,
şunu bulmuşlar --
04:58
LTLT: But the mostçoğu importantönemli
partBölüm is they foundbulunan --
sonuçlar çok heyecan
verici ve inandırıcı --
05:01
the resultsSonuçlar were so excitingheyecan verici
and so conclusivekesin --
araştırmacılar yakın kız arkadaşların
05:04
the researchersaraştırmacılar foundbulunan
bulunmamasının sağlığa
zararlı olduğunu bulmuşlar,
05:06
that not havingsahip olan closekapat femalekadın friendsarkadaşlar
is detrimentalzararlı to your healthsağlık,
en az sigara içme veya
fazla kilolu olmak kadar.
05:12
as much as smokingsigara içmek or beingolmak overweightkilolu.
JF: Ve başka bir şey daha var --
05:15
JFJF: And there's something elsebaşka, too --
LT: Ben kendi kısmımı söyledim ...
05:17
LTLT: I've said my partBölüm, so ...
(Gülüşmeler)
05:18
(LaughterKahkaha)
JF: Tamam, peki benim kısmımı dinle,
çünkü ek bir şey daha var.
05:19
JFJF: OK, well, listen to my partBölüm,
because there's an additionalek thing.
Çünkü onlar sadece --
yıllardır, on yıllardır --
05:23
Because they only --
for yearsyıl, decadeson yıllar --
stresi anlamaya çalışırken
sadece erkekleri incelediler,
05:25
they only researchedaraştırılmış menerkekler when they
were tryingçalışıyor to understandanlama stressstres,
yalnızca yakın zamanda
stresli olduklarında
05:30
only very recentlyson günlerde have they researchedaraştırılmış
what happensolur to womenkadınlar when we're stressedvurguladı,
kadınlara neler olduğunu incelediler
ve olay şu ki stresli
olduğumuzda -- kadınlar,
05:34
and it turnsdönüşler out
that when we're stressedvurguladı -- womenkadınlar,
bedenlerimiz oksitosin ile doluyor.
05:38
our bodiesbedenler get floodedsular altında by oxytocinoksitosinin.
Bu iyi hissettiren, sakinleştiren,
stres azaltan bir hormon.
05:42
WhichHangi is a feel-good-iyi-hisset, calmingsakinleştirici,
stress-reducingstresi azaltmak hormonehormon.
Kız arkadaşlarımızla beraber
olduğumuzda da yükseliyor.
05:45
WhichHangi is alsoAyrıca increasedartmış
when we're with our womenkadınlar friendsarkadaşlar.
Bence uzun yaşamamızın
nedenlerinden biri de bu.
05:50
And I do think that's one reasonneden
why we livecanlı longeruzun.
Erkekler için kötü hissediyorum,
çünkü buna sahip değiller.
05:54
And I feel so badkötü for menerkekler
because they don't have that.
Erkeklerdeki testosteron
oksitosinin etkilerini azaltıyor.
05:56
TestosteroneTestosteron in menerkekler
diminishesazalır the effectsetkileri of oxytocinoksitosinin.
LT: Sen, ben ve Dolly
"9'dan 5'e"yi yaptığımızda ...
06:01
LTLT: Well, when you and I
and DollyDolly madeyapılmış "9 to 5" ...
JF: Ah --
06:04
JFJF: Oh --
LT: Güldük, yaptık, çok güldük,
06:05
LTLT: We laughedgüldü, we did,
we laughedgüldü so much,
ne kadar ortak yanımız olduğunu
ve ne kadar farklı olduğumuzu keşfettik.
06:07
we foundbulunan we had so much in commonortak
and we're so differentfarklı.
İşte o, Hollywood asilzadesi gibi,
06:10
Here she is, like HollywoodHollywood royaltyKraliyet ailesi,
ben de Detroit'ten sert çocuk,
06:12
I'm like a toughsert kidçocuk from DetroitDetroit,
[Dolly] ise Tennessee'deki yoksul bir
kasabadan Güneyli bir çocuk
06:14
[Dolly'sDolly'nin] a SouthernGüney kidçocuk
from a poorfakir townkasaba in TennesseeTennessee,
06:18
and we foundbulunan we were so in syncsenkronize etmek as womenkadınlar,
ve kadınlar olarak birbirimizle ne kadar
uyumlu olduğumuzu gördük
ve bizler --
06:22
and we mustşart have --
güldük -- ömrümüze en
azından on yıl eklemişizdir.
06:23
we laughedgüldü -- we mustşart have addedkatma
at leasten az a decadeonyıl ontoüstüne our lifespansyaşam süreleri.
JF: Bence -- çok bacak bacak
üstüne attığımız doğru.
06:29
JFJF: I think -- we sure
crossedçarpı our legsbacaklar a lot.
(Gülüşmeler)
06:32
(LaughterKahkaha)
Ne demek istediğimi anladıysanız.
06:34
If you know what I mean.
LT: Bence hepimiz ne demek
istediğini anlıyoruz.
06:37
LTLT: I think we all know what you mean.
(Gülüşmeler)
06:39
(LaughterKahkaha)
PM: Şu an hayatımıza
onlarca yıl ekliyorsunuz.
06:41
PMPM: You're addingekleme decadeson yıllar
to our liveshayatları right now.
Jane'in ikimize de gönderdiği kadın
arkadaşlığıyla ilgili kitaplar arasında
06:44
So amongarasında the bookskitaplar that JaneJane
sentgönderilen us bothher ikisi de to readokumak on femalekadın friendshipdostluk
çok hayranlık duyduğumuz Rahibe
Joan Chittister adlı bir kadınınki var,
06:49
was one by a womankadın we admirebeğenmek greatlyçokça,
SisterKız kardeşi JoanJoan ChittisterChittister,
06:53
who said about femalekadın friendshipdostluk
kendisi kadın
arkadaşlığıyla ilgili olarak,
kız arkadaşların sadece
toplumsal bir davranış değil
06:55
that womenkadınlar friendsarkadaşlar
are not just a socialsosyal actdavranmak,
ruhsal bir davranış olduğunu da söylemiş.
06:59
they're a spiritualmanevi actdavranmak.
Arkadaşlarınızı spiritüel
olarak görüyor musunuz?
07:01
Do you think of your friendsarkadaşlar as spiritualmanevi?
Yaşamlarınıza spiritüel
bir şeyler ekliyorlar mı?
07:03
Do they addeklemek something
spiritualmanevi to your liveshayatları?
LT: Spiritüel -- kesinlikle öyle
olduğunu düşünüyorum.
07:06
LTLT: SpiritualManevi -- I absolutelykesinlikle think that.
Çünkü -- özellikle uzun süredir
bildiğiniz insanların,
07:10
Because -- especiallyözellikle people
you've knownbilinen a long time,
birlikte zaman harcadığınız insanların --
07:13
people you've spentharcanmış time with --
onların içindeki spiritüel
varlığı görebiliyorum,
07:14
I can see the spiritualmanevi
essenceöz insideiçeride them,
duyarlılığı, kırılganlığı.
07:17
the tendernesshassasiyet, the vulnerabilityGüvenlik açığı.
İlişkide aslında bir tür sevgi,
bir sevgi unsuru var.
07:22
There's actuallyaslında kindtür of a love,
an elementeleman of love in the relationshipilişki.
07:26
I just see deeplyderinden into your soulruh.
Yalnızca ruhunun derinliklerini görüyorum.
PM: Böyle mi düşünüyorsun, Jane?
07:30
PMPM: Do you think that, JaneJane --
Çoğu arkadaşlık bu kadar
derine gitmek ister mi?
07:31
LTLT: But I have specialözel powersgüçler.
LT: Ama benim özel güçlerim var.
JF: Her çeşit arkadaş var.
07:34
JFJF: Well, there's all kindsçeşit of friendsarkadaşlar.
İş arkadaşları ve parti arkadaşları,
07:36
There's business friendsarkadaşlar,
and partyParti friendsarkadaşlar,
bunların hepsi var bende.
07:38
I've got a lot of those.
07:40
(LaughterKahkaha)
(Gülüşmeler)
Ama oksitosin üreten arkadaşlıklar ...
07:42
But the oxytocin-producingoksitosin üreten
friendshipsdostluklar have ...
Bunlar spiritüel hissettirir,
çünkü yüreğinizi açar, değil mi?
07:47
They feel spiritualmanevi
because it's a heartkalp openingaçılış, right?
Biliyorsun, biz derine gidiyoruz. Ve --
07:51
You know, we go deepderin. And --
Yakın arkadaşlarımla bir sürü
gözyaşı döktüğümü bilirim.
07:54
I find that I sheddöken tearsgözyaşı a lot
with my intimatesamimi friendsarkadaşlar.
Üzgün olduğum için değil, onların beni
çok etkilemesi ve ilham vermesinden.
08:01
Not because I'm sadüzgün but because
I'm so touchedmüteessir and inspiredyaratıcı by them.
LT: Biliyorsunuz ki birimizden
biri yakında gidecek.
08:06
LTLT: And you know one of you
is going to go soonyakında.
(Gülüşmeler)
08:09
(LaughterKahkaha)
PM: İkimiz burada oturuyoruz Lily,
kimden bahsediyorsun?
08:14
PMPM: Well, two of us are sittingoturma here,
LilyLily, whichhangi one are you talkingkonuşma about?
(Gülüşmeler)
08:19
(LaughterKahkaha)
Kadınların arkadaşlıklarından
bahsettiklerinde,
08:20
And I always think, when womenkadınlar
talk about theironların friendshipsdostluklar,
erkeklerin her zaman biraz
şaşırdıklarını düşündüm.
08:23
that menerkekler always look a little mystifiedMystified.
Sizin fikrinize göre,
erkek ve kadın arkadaşlıkları
08:26
What are the differencesfarklar, in your opiniongörüş,
arasındaki fark nedir?
08:29
betweenarasında menerkekler friendshipsdostluklar
and womenkadınlar friendshipsdostluklar?
JF: Pek çok fark var
08:32
JFJF: There's a lot of differencefark,
ve bence erkekler için çokça
empatimiz olması lazım --
08:34
and I think we have to have
a lot of empathyempati for menerkekler --
(Gülüşmeler)
08:37
(LaughterKahkaha)
bizim sahip olduğumuz şeye sahip değiller.
08:38
that they don't have what we have.
Belki de bu yüzden daha erken ölüyorlar.
08:43
WhichHangi I think mayMayıs ayı be why they dieölmek soonerEr.
(Gülüşmeler)
08:45
(LaughterKahkaha)
Erkekler için çok fazla
merhamet duyuyorum,
08:47
I have a lot of compassionmerhamet for menerkekler,
çünkü kadınlar, şaka değil, biz --
08:49
because womenkadınlar, no kiddingdalga geçmek, we --
kadınların ilişkileri, arkadaşlıklarımız
bütünüyle açık, derine iniyoruz.
08:53
women'sBayanlar relationshipsilişkiler, our friendshipsdostluklar
are fulltam disclosureaçığa çıkması, we go deepderin.
Açığa çıkarıcı.
08:59
They're revelatoryrevelatory.
Hassasiyetimizi riske ediyoruz --
bunları erkekler yapmıyorlar.
09:01
We riskrisk vulnerabilityGüvenlik açığı --
this is something menerkekler don't do.
Sana kaç kez şunu sordum,
"İyi gidiyor muyum?"
09:06
I mean how manyçok timeszamanlar
have I askeddiye sordu you, "Am I doing OK?"
"Orada gerçekten berbat ettim mi?"
09:09
"Did I really screwvida up there?"
PM: Harika gidiyorsun.
09:11
PMPM: You're doing great.
(Gülüşmeler)
09:13
(LaughterKahkaha)
JF: Ama kız arkadaşlarımız hakkında
09:14
JFJF: But I mean, we asksormak questionssorular like that
09:17
of our womenkadınlar friendsarkadaşlar,
böyle sorular sorarız,
erkeklerse yapmaz.
09:18
and menerkekler don't.
Bilirsin, insanlar kadınların
ilişkilerini yüz yüze,
09:20
You know, people describetanımlamak women'sBayanlar
relationshipsilişkiler as face-to-faceyüz yüze,
erkeklerin arkadaşlıklarını
ise daha çok yan yana diye tanımlar.
09:24
whereasbuna karşılık men'sErkeklerin friendshipsdostluklar
are more side-by-sideyan yana.
LT: Yani erkekler çoğu zaman
duygularını belli etmek istemez,
09:27
LTLT: I mean mostçoğu of the time
menerkekler don't want to revealortaya çıkartmak theironların emotionsduygular,
09:31
they want to burygömmek deeperDaha derine feelingsduygular.
derindeki duygularını gömmek isterler.
Yani bu genel, geleneksel düşünce.
09:33
I mean, that's the generalgenel,
conventionalKonvansiyonel thought.
Onlar inlerine gidip maç seyretmeyi
veya golf toplarına vurmayı tercih ediyor
09:36
They would ratherdaha doğrusu go off in theironların man caveMağara
and watch a gameoyun or hitvurmak golfgolf ballstaşaklar,
09:40
or talk about sportsSpor Dalları,
or huntingavcılık, or carsarabalar or have sexseks.
veya spor hakkında konuşmayı veya
avlanmayı veya arabaları veya seksi.
Yani sadece biraz --
biraz daha erkekçe davranışlar.
09:45
I mean, it's just the kindtür of --
it's a more manlyerkekçe behaviordavranış.
JF: Demek istedin --
LT: Seks hakkında konuşuyorlar.
09:48
JFJF: You meantdemek --
LTLT: They talk about sexseks.
Eğer inlerine birini sokabilirlerse
09:51
I meantdemek they mightbelki have sexseks
seks de yapabilirler demek istedim --
09:52
if they could get somebodybirisi
in theironların man caveMağara to --
(Gülüşmeler)
09:55
(LaughterKahkaha)
JF: Ancak çok ilginç
bulduğum bir şey de --
09:58
JFJF: You know something, thoughgerçi,
that I find very interestingilginç --
ve yineliyorum, psikologlar şimdiye
dek bunu pek bilmiyorlardı --
10:01
and again, psychologistspsikologlar didn't know this
untila kadar relativelyNispeten recentlyson günlerde --
erkekler de kadınlar
kadar ilişkisel doğuyor.
10:06
is that menerkekler are borndoğmuş everyher bitbit
as relationalilişkisel as womenkadınlar are.
Eğer yeni doğan erkek ve
kız çocuklarına bakarsanız,
10:09
If you look at filmsfilmler
of newbornYeni doğan babybebek boysçocuklar and girlskızlar,
erkek bebeklerin aynı kız bebekler
gibi olduğunu görürsünüz,
10:13
you'llEğer olacak see the babybebek boysçocuklar
just like the girlskızlar,
10:15
gazingbakan into theironların mother'sannenin eyesgözleri,
annelerinin gözlerine bakarlar,
yani o ilişkisel enerji
değişimine ihtiyaç duyarlar.
10:18
you know, needinggerek that relationalilişkisel
exchangedeğiş tokuş of energyenerji.
Anne başka tarafa doğru baktığında,
çocuktaki korku görülür,
10:22
When the motheranne looksgörünüyor away,
they could see the dismayDehşet on the childçocuk,
10:27
even the boyoğlan would cryağlamak.
oğlanlar dahi ağlar.
İlişkiye ihtiyaçları var.
10:28
They need relationshipilişki.
Ancak soru, neden
büyüdükçe bu olay değişir?
10:30
So the questionsoru is why,
as they growbüyümek olderdaha eski, does that changedeğişiklik?
Cevap, ilişkiye ihtiyaç duyan,
birisiyle arasında
10:34
And the answerCevap is patriarchalataerkil culturekültür,
10:37
whichhangi saysdiyor to boysçocuklar and younggenç menerkekler
duygusallık olan
oğlanların ve delikanlıların
kız gibi olduğunu söyleyen
ataerkil kültürdür.
10:40
that to be needinggerek of relationshipilişki,
to be emotionalduygusal with someonebirisi is girlykız gibi.
Gerçek bir erkek yön sormaz
veya ihtiyacını söylemez,
10:45
That a realgerçek man doesn't asksormak
directionstalimatlar or expressekspres a need,
kötü hissedince doktora gitmez.
10:51
they don't go to doctorsdoktorlar if they feel badkötü.
Yardım istemez.
10:53
They don't asksormak for help.
Gerçekten sevdiğim bir alıntı var,
10:55
There's a quotealıntı that I really like,
"Erkekler 'biz' olmanın 'ben' olmayı
kaldıracağından korkar."
10:56
"MenErkekler fearkorku that becomingolma 'we''biz'
will erasesilmek his 'I''Ben'."
Yani benlik bilinci.
11:01
You know, his senseduyu of selföz.
Buna karşılık, kadınların
benlik bilinci hep daha geçirgen.
11:03
WhereasOysa women'sBayanlar senseduyu of selföz
has always been kindtür of porousgözenekli.
Ama bizdeki "biz" bizim mazeretimiz,
11:07
But our "we" is our savingtasarruf graceGrace,
bizi güçlü yapan şey.
11:11
it's what makesmarkaları us stronggüçlü.
Erkeklerden daha iyi olduğumuz için değil,
11:14
It's not that we're better than menerkekler,
11:15
we just don't have
our masculinityerkeklik to provekanıtlamak.
sadece ispat etmek için
maskülinitemiz yok.
LT: Ve peki --
11:18
LTLT: And, well --
JF: Bu Gloria Steinem'dan bir alıntı.
11:19
JFJF: That's a GloriaGloria SteinemSteinem quotealıntı.
Böylece insanlığımızı
ifade edebiliyoruz --
11:21
So we can expressekspres our humanityinsanlık --
LTLT: I know who GloriaGloria SteinemSteinem is.
LT: Gloria Steinem'ın kim
olduğunu biliyorum.
JF: Kim olduğunu bildiğini
biliyorum, ama bence o bir --
11:24
JFJF: I know you know who she is,
but I think it's a --
(Gülüşmeler)
11:27
(LaughterKahkaha)
Hayır, ama harika bir alıntı bence.
11:29
No, but it's a great quotealıntı, I think.
11:31
We're not better than menerkekler, we just
don't have our masculinityerkeklik to provekanıtlamak.
Erkeklerden daha iyi değiliz, sadece
ispat etmek için maskülinitemiz yok.
Bence bu gerçekten önemli.
11:35
And that's really importantönemli.
LT: Ancak erkekler ataerkillik
içinde rahat olmak için
11:36
LTLT: But menerkekler are
so inculcatedinculcated in the culturekültür
kültürü iyice telkin ediyorlar.
11:39
to be comfortablerahat in the patriarchyataerkil.
Biz de farklı bir şeylerin
olmasını sağlamalıyız.
11:42
And we'vebiz ettik got to make
something differentfarklı happenolmak.
JF: Kadınların arkadaşlıkları
yenilenebilir güç kaynağı gibi.
11:45
JFJF: Women'sKadın friendshipsdostluklar
are like a renewableyenilenebilir sourcekaynak of powergüç.
LT: Bu konuyla ilgili ilginç
olan şey de bu.
11:49
LTLT: Well, that's what's excitingheyecan verici
about this subjectkonu.
Çünkü arkadaşlığımız --
11:52
It's because our friendshipsdostluklar --
kız arkadaşlıklar kız kardeşliğimize
sadece bir sıçrama
11:53
femalekadın friendshipsdostluklar
are just a hopHop to our sisterhoodKardeşlik,
ve kız kardeşlik dünyaya
verecek çok kuvvetli
11:58
and sisterhoodKardeşlik can be
a very powerfulgüçlü forcekuvvet,
bir güç olabilir --
12:01
to give the worldDünya --
olması gerektiği gibi yapmak için --
12:03
to make it what it should be --
insanların çaresizce
ihtiyaç duydukları şeyler.
12:05
the things that humansinsanlar desperatelyumutsuzca need.
PM: Bu yüzden bunun hakkında konuşuyoruz,
12:08
PMPM: It is why we're talkingkonuşma about it,
çünkü kız arkadaşlıklar,
12:10
because women'sBayanlar friendshipsdostluklar are,
dediğin gibi Jane,
12:12
as you said, JaneJane,
yenilenebilir güç kaynağı.
12:13
a renewableyenilenebilir sourcekaynak of powergüç.
12:15
So how do we use that powergüç?
Peki bu gücü nasıl kullanırız?
JF: Kadınlar dünyadaki
en hızlı büyüyen demografi,
12:17
JFJF: Well, womenkadınlar are the fastestEn hızlı growingbüyüyen
demographicdemografik in the worldDünya,
özellikle de yaşlı kadınlar.
12:21
especiallyözellikle olderdaha eski womenkadınlar.
Eğer gücümüzü kullanırsak,
dünyayı değiştirebiliriz.
12:22
And if we harnesskoşum our powergüç,
we can changedeğişiklik the worldDünya.
12:26
And guesstahmin what? We need to.
Ve tahmin edin? Bunu yapmamız lazım.
12:28
(ApplauseAlkış)
(Alkış)
Ve yakında yapmamız lazım.
12:30
And we need to do it soonyakında.
12:31
And one of the things
that we need to do --
Yapmamız gereken bir başka şey --
ve kadın olarak yapabiliriz --
12:34
and we can do it as womenkadınlar --
öncelikle tüketici
standartlarını belirliyoruz.
12:35
for one thing, we kindtür of setset
the consumertüketici standardsstandartlar.
Daha az tüketmeliyiz.
12:38
We need to consumetüketmek lessaz.
Biz, Batı dünyasında daha az tüketmeliyiz
12:41
We in the WesternWestern worldDünya
need to consumetüketmek lessaz
ve bir şeyler aldığımızda, yerel olarak
yapılan şeyleri almalıyız,
12:44
and when we buysatın almak things, we need to
buysatın almak things that are madeyapılmış locallylokal olarak,
yiyecek aldığımızda, yerel olarak
yetişen gıdaları almalıyız.
12:47
when we buysatın almak foodGıda, we need to buysatın almak foodGıda
that's grownyetişkin locallylokal olarak.
Bizler bağımsız olanlar olmalıyız.
12:50
We are the onesolanlar
that need to get off the gridızgara.
Kendimizi fosil yakıtlardan
uzak tutmalıyız.
12:53
We need to make ourselveskendimizi
independentbağımsız from fossilfosil fuelsyakıtlar.
Ve fosil yakıt şirketleri --
12:59
And the fossilfosil fuelyakıt companiesşirketler --
Exxon'lar ve Shell Oil'ler
ve o kötü çocuklar --
13:01
the ExxonsExxons and the ShellDeniz hayvanı kabuğu OilsYağlar
and those badkötü guys --
çünkü öyleler --
13:04
causesebeb olmak they are --
bize Taş Devri'ne dönmeden bunu
yapamayacağımızı söyleyecekler.
13:05
are going to tell us that we can't do it
withoutolmadan going back to the StoneTaş AgeYaş.
Yani alternatiflerin
hâlâ tam olarak olmadığını
13:09
You know, that the alternativesalternatifleri
just aren'tdeğil quiteoldukça there yethenüz,
ve bu doğru değil.
13:12
and that's not truedoğru.
13:14
There are countriesülkeler in the worldDünya right now
Şu an dünyada çoğunlukla
yenilenebilir enerjiyle
yaşayarak iyi durumda olan ülkeler var.
13:16
that are livingyaşam mostlyçoğunlukla on renewableyenilenebilir
energyenerji and doing just fine.
Bize fosil yakıtlardan vazgeçtiğimizde
13:19
And they tell us that if we do
weanDoğruyu yanlışı ourselveskendimizi from fossilfosil fuelyakıt
13:23
that we're going to be
back in the StoneTaş AgeYaş,
Taş Devri'ne döneceğimiz söyleniyor,
aslında eğer yenilenebilir
enerji kullanmaya başlarsak
13:25
and in factgerçek, if we beginbaşla
to use renewableyenilenebilir energyenerji,
ve Kuzey Kutbu'nu delmezsek
ve delmezsek --
13:30
and not drillmatkap in the ArcticArctic,
and not drillmatkap --
LT: Aman Tanrım!
13:32
LTLT: Oh, boyoğlan.
JF: Ve Alberta katranlı
kumlarını delmezsek --
13:33
JFJF: And not drillmatkap
in the AlbertaAlberta tarTar sandskum taneleri --
13:35
Right.
Doğru.
Bizler --
13:36
That we will be --
daha fazla demokrasi, daha fazla iş
ve daha fazla refah olacak
13:38
there will be more democracydemokrasi
and more jobsMeslekler and more well-beingsağlık,
13:41
and it's womenkadınlar that are
going to leadöncülük etmek the way.
ve yolu gösterenler kadınlar olacak.
LT: Belki dünyanın dört bir
yanındaki kız kardeşlerimizle
13:43
LTLT: Maybe we have the momentummoment
to startbaşlama a third-waveüçüncü dalga feministfeminist movementhareket
13:48
with our sisterhoodKardeşlik around the worldDünya,
üçüncü dalga feminist hareketi
başlatma ivmesine sahibiz,
13:50
with womenkadınlar we don't see,
womenkadınlar we mayMayıs ayı never meetkarşılamak,
görmediğimiz kadınlarla,
hiç karşılaşmayacağımız kadınlarla,
13:53
but we joinkatılmak togetherbirlikte that way,
ama bu şekilde birleşiyoruz,
13:56
because --
çünkü --
Aristo şöyle demiş --
13:57
AristotleAristoteles said --
çoğu insan --
13:59
mostçoğu people --
insanlar erkek arkadaşlığı olmadan ölecek.
14:01
people would dieölmek withoutolmadan maleerkek friendshipsdostluklar.
Buradaki geçerli kelime "erkek".
14:04
And the operativeoperatif wordsözcük here was "maleerkek."
14:07
Because they thought that friendshipsdostluklar
should be betweenarasında equalseşittir
Çünkü arkadaşlıkların eşitler arasında
olması gerektiğini düşündüler
ve kadınlar eşit olarak düşünülmezdi --
14:10
and womenkadınlar were not considereddüşünülen equaleşit --
JF: Yunanlar ruhumuz dahi
olmadığını düşündüler.
14:12
JFJF: They didn't think
we had soulsruhlar even, the GreeksYunanlılar.
LT: Hayır, gerçekten. Bu size Aristo'nun
ne kadar sınırlı olduğunu gösteriyor.
14:15
LTLT: No, exactlykesinlikle. That showsgösterileri you
just how limitedsınırlı AristotleAristoteles was.
(Gülüşmeler)
14:18
(LaughterKahkaha)
Bekle, hayır, işte en iyi bölümü.
14:21
And wait, no, here'sburada the besten iyi partBölüm.
Bilirsiniz, erkeklerin şimdi
kadınlara ihtiyacı var.
14:23
It's like, you know,
menerkekler do need womenkadınlar now.
Gezegenin kadınlara ihtiyacı var.
14:27
The planetgezegen needsihtiyaçlar womenkadınlar.
ABD Anayasası'nın kadınlara ihtiyacı var.
14:29
The US ConstitutionAnayasa needsihtiyaçlar womenkadınlar.
14:31
We are not even in the ConstitutionAnayasa.
Anayasada bile değiliz.
JF: Eşit Haklar Tasarısı'ndan
bahsediyorsun.
14:34
JFJF: You're talkingkonuşma about
the EqualEşittir RightsHakları AmendmentDeğişiklik.
LT: Doğru.
14:37
LTLT: Right.
Justice Ginsberg şöyle bir şey söyledi --
14:38
JusticeAdalet GinsbergGinsberg said something like --
İkinci Dünya Savaşı'nın sonundan
beri yazılan her anayasa
14:43
everyher constitutionanayasa that's been writtenyazılı
sincedan beri the endson of WorldDünya WarSavaş IIII
kadın vatandaşları eşit öneme
getiren hükümler içeriyor,
14:47
includeddahil a provisionhüküm that madeyapılmış womenkadınlar
citizensvatandaşlar of equaleşit statureBoy,
14:52
but oursbizim does not.
ama bizimki öyle değil.
Yani başlamak için güzel bir yer.
14:54
So that would be a good placeyer to startbaşlama.
14:56
Very, very mildhafif --
Çok, çok zayıf.
JF: Doğru.
14:58
JFJF: Right.
(Alkış)
14:59
(ApplauseAlkış)
Ve cinsiyet eşitliği bir dalga gibi,
15:02
And genderCinsiyet equalityeşitlik, it's like a tidegelgit,
bütün tekneleri kaldıracak,
sadece kadınları değil.
15:04
it would liftasansör all boatstekneler, not just womenkadınlar.
PM: Bunu nasıl yapılacağı ile ilgili yeni
rol modellerine ihtiyaç var.
15:06
PMPM: NeedingGerek newyeni rolerol modelsmodeller
on how to do that.
Nasıl arkadaş olunacağı,
15:09
How to be friendsarkadaşlar,
tüketiciler olarak,
dünya vatandaşları olarak
15:10
how to think about our powergüç
in differentfarklı waysyolları,
gücümüzü farklı şekillerde
15:13
as consumerstüketicilerin,
nasıl düşüneceğimiz
15:15
as citizensvatandaşlar of the worldDünya,
15:16
and this is what makesmarkaları JaneJane and LilyLily
ve Jane ile Lily'yi
kadınların nasıl arkadaş
15:19
a rolerol modelmodel of how
womenkadınlar can be friendsarkadaşlar --
olabileceğine dair rol modelleri
yapan şey bu --
çok uzun bir süre
15:21
for a very long time,
ve bazen hemfikir olmasalar da.
15:23
and even if they occasionallybazen disagreekatılmıyorum.
Teşekkürler.
15:25
Thank you.
İkinize de teşekkürler.
15:28
Thank you bothher ikisi de.
(Alkış)
15:29
(ApplauseAlkış)
15:30
JFJF: Thanksteşekkürler.
JF: Teşekkürler.
LT: Teşekkür ederim.
15:35
LTLT: Thank you.
JF: Teşekkür ederim.
15:36
JFJF: Thank you.
(Alkış)
15:38
(ApplauseAlkış)
Translated by Eren Gokce
Reviewed by Tuğçe Ayar

▲Back to top

About the speakers:

Jane Fonda - Actor and activist
Jane Fonda has had three extraordinary careers (so far): Oscar-winning actor, fitness guru, impassioned activist.

Why you should listen

Jane Fonda is an actor, author, producer and activist supporting environmental issues, peace and female empowerment. She founded the Georgia Campaign for Adolescent Pregnancy Prevention, and established the Jane Fonda Center for Adolescent Reproductive Health at  Emory. She cofounded the Women’s Media Center, and sits on the board of V-Day, a global effort to stop violence against women and girls.

Fonda's remarkable screen and stage career includes two Best Actress Oscars, an Emmy, a Tony Award nomination and an Honorary Palme d’Or from the Cannes Film Festival. Offstage, she revolutionized the fitness industry in the 1980s with Jane Fonda’s Workout — the all-time top-grossing home video. She has written a best-selling memoir, My Life So Far, and Prime Time, a comprehensive guide to living life to the fullest.

More profile about the speaker
Jane Fonda | Speaker | TED.com
Lily Tomlin - Comedian and actor
Lily Tomlin has been honored by the Kennedy Center and awarded the Mark Twain Prize -- and she's still making vital, hilarious comedy.

Why you should listen

Throughout her extraordinary career, Lily Tomlin has won seven Emmys; a Tony for her one-woman Broadway show, Appearing Nitely; a second Tony for Best Actress; a Drama Desk Award and an Outer Critics' Circle Award for her one-woman performance in Jane Wagner’s The Search for Signs of Intelligent Life in the Universe; a Grammy for her comedy album, This Is a Recording; and two Peabody Awards, the first for the ABC television special, Edith Ann’s Christmas: Just Say Noël, and the second for narrating and executive producing the HBO film, The Celluloid Closet. In 2003, she received the Mark Twain Prize for American Humor, and in December 2014 she was the recipient of the prestigious Kennedy Center Honors in Washington DC.

She made her film debut in Robert Altman's Nashville, and gave a generation-defining performance alongside Dolly Parton and Jane Fonda in the workplace revenge comedy 9 to 5.

More profile about the speaker
Lily Tomlin | Speaker | TED.com